12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2012/11620 E. , 2012/26538 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Çatalca İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/10/2011
NUMARASI : 2011/30-2011/71
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlunun icra mahkemesine başvurusu, Ç. i. K.mahallesi.. ada ....parselde ..... kayıtlı tarla vasfındaki taşınmazda mevcut borçlu hissesine ilişkin ihalenin, taşınmazın 5403 Sayılı Yasa uyarınca bölünemez nitelikteki tarım arazisi olması nedeni ile feshi istemine ilişkindir. 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 5578 Sayılı Kanunla değiştirilen 8. maddesine göre; 2 hektardan küçük marjinal tarım arazilerinde, birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda, bu araziler ifraz edilemez, payları üçüncü şahıslara satılamaz, devredilemez veya rehnedilemez.
Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, yasa koyucunun amacı dikkate alındığında bu hususun kamu düzeninden sayılması gerekir. Bu nedenle ilgililerce ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de re'sen nazara alınmalıdır. Aksinin kabulü, yasanın cevaz vermediği devir işleminin cebri icra marifeti ile yapılmasını sağlamak olacaktır ki bunun da hukukça korunmayacağı aşikardır.
Böyle bir durumda yapılması gereken iş, alacaklı tarafından İİK'nun 121. maddesine göre icra mahkemesine başvurularak, taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açmak üzere yetki alınmak suretiyle, sulh hukuk mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açıp satış işlemini gerçekleştirmekten ibarettir.
O halde mahkemece, ihalesi yapılan taşınmazın 5403 Sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında kalıp kalmadığının ve satışın anılan kanuna uygun yapılıp yapılmadığının araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Öte yandan HMK'nun 297. maddesinin (1). fıkrası gereği hükümde "Türk Milleti Adına" ibaresi ile "gerekçeli kararın yazıldığı tarihin" yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.