12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2009/9622 E. , 2009/18591 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 8. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 03/03/2009
NUMARASI : 2009/52-2009/244
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Takibe konu bononun kefil kısmında ..... yazılı olduğu, borçlu kısmında ise ... isminin yazılı olduğu görülmüştür. Bu bonoda borçlu gerçek şahıs olup, ..... Kefil (avalist) kısmında bulunan ........... hükmü şahsiyeti bulunmadığından borçlu kabul edilerek firma hakkında takip yapılması mümkün değildir.Mahkemece; bu şikayete ilişkin istemin kabulü yerine reddi isabetsizdir.
Diğer yandan, alacaklı ...Ltd.Şti ile ..... firması adına ....arasında 1400 adet konut inşaatı için taşeronluk sözleşmesi akdedilmiş olduğu tarafların kabulündedir. Sözleşmenin 10.maddesinde, taşerondan sözleşme ile birlikte işin toplam keşfinin %10'u tutarında firma veya şahıs çeki yada senet alacağının belirtildiği bu teminat alınmadan sözleşmenin yürürlüğe girmiş sayılmayacağının dercedildiği görülmektedir. Sözleşmeye ekli, teknik detaylar birim fiyat tarifleri ve keşif ücretine göre toplam yaklaşık keşif tutarının 2.488.000 USD olarak belirlendiği, bu miktara göre taraflar arasında 14.12.2007 tarihinde tutanak düzenlendiği, bu miktarın %10'u olan 248.800 ABD Doları teminat senedi alındığı görülmüştür. Alacaklı cevap dilekçesinde taşeron sözleşmesinin varlığını kabul etmiş, ancak işçilerin işyerini terk etmesi sebebiyle fazla ödenen 509.781,15 ABD dolarını tahsil etmek amacıyla şikayet konusu bonoyu takibe koyduğunu bildirmiştir. Tüm bu olgular dikkate alındığında yapılan sözleşme ve tutanak tarihlerine göre, 14.12.2007 tanzim tarihli olan bononun teminat olarak verildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, alacaklının teminat olarak verilen bu senete ilişkin alacağının ne kadar olduğu yargılama sonucunda ortaya çıkacağından, mahkemece, istemin kabulü ile takibin iptaline karar vermek gerekirken itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 08.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.