8. Ceza Dairesi
8. Ceza Dairesi 2020/10477 E. , 2021/15023 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
5237 sayılı TCK'nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
25.06.2019 tarih ve 2019/8-249 Esas ve 2019/499 Karar sayılı Ceza Genel Kurul kararında belirtildiği üzere;
TCK'nın 268. maddedeki suçun oluşması için öncelikle fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur. İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmemektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 268. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde 206. maddenin uygulanması gereklidir.
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın hırsızlık şüphelisi olarak yakalandığı sırada arkadaşı olan mağdure ...'un kimlik bilgilerini kolluk görevlilerine verdiği, olay tutanağının mağdurenin kimlik bilgilerine göre düzenlenip imzalandığı, sanığın annesinin kızını görmek için karakola gelmesi üzerine sanığın gerçek kimlik bilgilerinin ortaya çıktığı, yapılan soruşturma sonucunda sanık hakkında İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/478 Esas, 2017/628 Karar sayılı dosyasında, hırsızlık suçundan kamu davasının açıldığı anlaşılan somut olayda; sanık hakkında atılı hırsızlık suçundan yapılan yargılama sonunda delil yetersizliğinden verilen ve kesinleşen beraat kararı karşısında, sanığın "İşlediği bir suçtan" söz edilemeyeceği cihetle eylemin TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 31.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.