(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2010/7638 E. , 2010/18303 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R
Davacı, davalı bankadan 30.10.2006 tarihinde tüketici kredisi kullandığını, hayat sigortası bedelini ödediği halde, kredi taksitlerinin ödemesini bitirdikten 6 ay sonra kendisinden hayat sigortası bedeli altında 134,34-TL istendiğini, bu talebin haksız olduğunu, tüm ihtarlara rağmen hesabının kat edildiğini, Merkez Bankası kayıtlarında kara listeye girdiğini, itibarının zedelendiğini ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine ve 10.000-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka, davacının 1 yıllık sigorta bedelini 31.10.2006 tarihinde ödediğini, ancak kredi ödemelerinin devam etmesi nedeniyle ertesi yıl yenilenmesi gereken hayat sigortası bedelini ödemediğini, 65-TL olan bu bedelin 31.10.2007 tarihinde davacının artı para kredisinden karşılandığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davaya konu edilen miktarın haksız şart oluşturduğu, manevi tazminat talebinin ise şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne; davacının davalıya 134,34-TL borçlu olmadığının tespitine, manevi tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1.Davacının 31.10.2006 tarihli sözleşmeye istinaden davalı bankadan 18 ay vadeli tüketici kredisi kullandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davaya konu edilen hayat sigortasının ve miktarının tüketiciyle tartışılmadığı, haksız şart oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 134,34-TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.Davacı ile davalı banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin 10. maddesinde "Kredili müşteri, banka ile mutabık kaldığı ve aşağıda yer alan prim ödeme koşulları kapsamında, dilediği sigorta şirketine banka alacağının 2010/7638-18303 tamamının tahsil edileceği tarihe kadar Hayat Sigortası yaptırmayı, kredi geri ödemesi sonuna kadar sigorta poliçesini yenilemeyi ……. kabul ve beyan eder." şeklinde düzenleme getirilmiştir. Böyle bir düzenleme karşısında davalı bankanın TTK.'nun 1321.maddesi anlamında menfaat sahibi olduğu ve yine anılan yasanın 1329.maddesi hükmü gereğince de davacı tüketicinin sözleşmeden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep etmeye hakkı olduğu tartışmasızdır. Davalı bankanın kredi borçlusuna hayat sigortası yaptırmasındaki asıl amacının, kredi borcunun teminat altına alınması olduğu muhakkaktır. Ancak belli bir prim ödeme borcu getirmekle birlikte, hayat sigortası kapsamına alınmasında sigortalının da bir menfaatinin olduğu açıktır. Sözleşmede bu şekilde bir düzenleme yapılmasına yasal bir engel de bulunmamaktadır. Taraflar açısından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi esas olup, bu düzenlemenin haksız şart niteliğinde olduğunun da kabulüne olanak yoktur. Bu husus tespit edildikten sonra somut uyuşmazlığa bakılacak olursa; davalı banka, davacının 1 yıllık sigorta bedelini 31.10.2006 tarihinde ödediğini, ancak kredi ödemelerinin devam etmesi nedeniyle ertesi yıl yenilenmesi gereken hayat sigortası bedelini ödemediğini, 65-TL olan bu bedelin 31.10.2007 tarihinde davacının artı para kredisinden karşılandığını savunmuş, davacı ise bu bedelin kredi ödemesi bittikten sonra talep edildiğini bildirmiş olup, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. O halde, mahkemece, davaya konu hayat sigortası bedelinin hangi tarihte davacıdan talep ve tahsil edildiğinin gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle tespit edilerek, davacının kredi hesabı kapandıktan sonra talep ve tahsil edilmesi halinde davalı bankanın haksız olduğunun, kredi ödemelerinin ertesi yılda devam etmesi nedeniyle bir başka ifade ile kredi ödemeleri bitmeden talep ve tahsil edilmesi halinde ise davalı bankanın talebinde haklı olduğunun kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve eksik inceleme ile davanın bu yönden kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2.Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.