1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2010/5024 E. , 2010/5826 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ÇEŞME ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/10/2009
NUMARASI : 2007/269-2009/372
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, Hazineye ait 6154 ada 4 parsel sayılı taşınmaza, davalılar tarafından duvar yapmak, mandalina ,portakal, zeytin vs. ağaçlar dikmek sureti ile haksız olarak müdahale edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, dava konusu taşınmazın bir kısmına davalılar tarafından elatıldığının saptandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi .... raporu okundu.Düşüncesi alındı.Dosya incelendi.Gereği görüşülüp,düşünüldü. Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 6154 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davacı hazine adına imar uygulaması sonucunda tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere;Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz'ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Nevarki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın l605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır. Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır. 298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olaya gelince; çekişme konusu 6154 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tescil sebebinin imar işlemi olduğu, 4 parsele tecavüzün imar uygulaması sonucu oluştuğu ve savunmanın da bu yönde olduğu ayrıca mahkemece de bu hususun benimsendiği görülmektedir. Ancak, mahkemece bu yönde yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı gibi 3194 Sayılı Yasanın 18. maddesinin uygulama olanağının bulunup bulunmadığı da değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilke ve olgulara göre araştırma yapılması, taraf kayıtlarının ilk tedavüllerinden itibaren getirtilmesi, deliller toplandıktan sonra uzman bilirkişiler aracılığıyla mahallinde uygulama yapılması, taşkınlığın imar uygulaması sonucu meydana gelip gelmediğinin belirlenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Tarafların değinilen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.