17. Hukuk Dairesi
17. Hukuk Dairesi 2010/2778 E. , 2010/10287 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu pert total olduğunu, başvuruya rağmen davalı sigortanın ödeme yapmadığını belirterek, 26.500.00 TL’nın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, poliçe prim peşinatı kazadan sonra ödendiğinden, teminatın ve müvekkili şirket sorumluluğunun başlamadığını, aracın kiralık olarak kullanıldığını, hasarın teminat dışında kaldığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, poliçede primlerin taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığı, prim peşinatı kazadan sonra ödendiğinden teminatın yürürlüğe girmediği ve davalı ... şirketinin sorumluluğunun başlamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1.Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait aracın tescil kaydında “rehinli” olduğu yazılı olup, dain mürtehin hakkı sahibinin kim olduğu belirtilmemiştir.
TTK.’nun 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270. maddesi hükme gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir.
Somut olayda, dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfaati olanın, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. O halde mahkemece, dava dışı rehin hakkı sahibinden, davanın açılmasına ve tazminatın davacıya verilmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmalı, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetli değildir.
2.Kabule göre de; Taraflar arasında kasko sigorta poliçesi, 18.04.2008 - 18.04.2009 vadeli olarak düzenlenmiştir. Çekişme, anılan bu poliçe nedeniyle davalı ... şirketinin sorumluluğunun başlayıp başlamadığı noktasında toplanmaktadır. Dava konusu kaza 28.04.2008 tarihinde meydana gelmiş, poliçede peşin olarak ödeneceği kararlaştırılan 262.50 TL prim peşinatı 29.04.2008 tarihinde, kalan tüm taksitler de sonraki tarihlerde ödemiştir.
Prim peşinatının rizikodan önce yatırılmaması nedeniyle sigortacının sorumluluğunun TTK.’nun 1295/2. madde hükmü uyarınca başlamadığı hallerde, sigortacının olaydan ve ihbardan, diğer anlatımla rizikoyu öğrendikten sonra primleri tahsil etmesi, sonrasında geri vermemesi ve bir ihtarla da sözleşmeyi feshetmemesi hallerinde, sigortacının sözleşmeyi ayakta tutması karşısında, tahsil öncesi gerçekleşen rizikodan sorumludur. Dairemiz’in yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Öte yandan, kaza tespit tutanağında sürücü olarak .....,’un ismi yazılı olup, yeterli ehliyetnameye sahip ve alkolsüzdür. Tutanağın aksine, sürücü değişikliği yapıldığı ve aracın kiralık olarak kullanıldığı hususu da somut delillerle ispatlanamamıştır. Bu durumda mahkemece, rizikonun teminat kapsamında kaldığı anlaşılmakla, makine mühendisi uzman bilirkişiden gerçek hasar miktarının tespiti yönünden rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.