2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2011/23047 E. , 2012/17670 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Çerkezköy 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :16.09.2011
NUMARASI :Esas no:2010/170 Karar no:2011/644
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı-davacı kadının karşı davasında boşanma isteminin bulunmadığının ve boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu bulunduğunun anlaşılmasına göre davalı davacı kadının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Davalı-davacı kadının çalışmadığı, herhangi bir gelirinin bulunmadığı Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşullarının lehine oluştuğu anlaşılmaktadır. Davalı-davacı kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken reddi doğru olmamıştır.
3.Davacı-davalı koca ziynet eşyalarının düğün masrafları için harcandığını kabul etmiştir. Ziynet eşyaları kadının kişisel malı olup iade edilmemek koşuluyla kocaya verildiği de kanıtlanamamıştır. Ziynet alacağının kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2 ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 26.06.2012 (
KARŞI OY YAZISI Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesine göre “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.” Türk Medeni Kanunu prensip olarak kadın erkek eşitliğini kabul etmiş bu nedenle de “eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılacaklarını” hüküm altına almıştır. Öte yandan “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” (TMK. md. 185/3) Türk Medeni Kanunun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Somut olayda ispat yükünün davalıda olduğuna ilişkin özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle ispat yüküne ilişkin genel kuraldan ayrılmayı gerektirecek bir sebepte bulunmamaktadır. Düğünde takılan ziynet eşyaları ve takılar kadına ait olup kişisel eşya niteliğindedir. Davalı-davacı, dava konusu edilen ziynet eşyalarının düğün masrafları için bozdurulduğunu kabul etmiştir. Ziynet eşyaları nitelik itibariyle rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev'i dendir. Bu sebeple nitelikleri itibariyle kadında bulunduğu karine olarak kabul edilir. Olağanın aksini iddia eden ispatla yükümlüdür. Niteliği itibariyle davacı-davalıda bulunması gereken ziynet eşyalarının aile içerisinde ihtiyaç duyulması halinde bu eşyaları elinde bulunduran eşin rızası ile bozdurulması olağan olandır. Bu durum Türk Medeni Kanunun 185/3 ve 186/3 maddeleri gereğince davacı eş için aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu sebeple somut olayda ispat yükü davacı-davalıya aittir. Davacı-davalı kadın kendisine ait ziynet eşyalarının rızası dışında ve iade şartıyla elinden alınıp bozdurulduğunu veya davalı-davacıda kaldığını ispat etmesi gerekir. Davacı-davalı da kendisine ait olan ve kural olarak kendisinde bulunması gereken ziynet eşyalarının rızası dışında veya iade şartıyla davalı-davacı tarafından elinden alınıp bozdurulduğunu veya davalı-davacıda kaldığını ispat edememiştir. Davacı-davalı eş ailenin ortak giderleri için malvarlığından rızasıyla yaptığı katkıyı geri isteyemez. Davacı-davalı bu katkıyı kendisine ait ziynet eşyalarını bozdurarak yapmış olması sonucu değiştirmez. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesinin somut olayda uygulanmamasını gerektirecek bir hukuki gerekçede yoktur. Bu sebeple davalı-davacının ziynet eşyalarına ilişkin temyiz talebinin kabulü ile hükmün ziynet eşyalarına ilişkin bölümünün bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.