(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/30028 E. , 2013/23879 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı işveren belediye müvekkil sendika adına kestiği aidatları 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 61. maddesine nazaran, kesildikleri tarihlerden itibaren bir ay içinde müvekkil sendikaya ödemediği gibi, taraflarınca gönderilen 21.03.2001 tarih 7825 sayılı ve 20.01.2006 tarih 06/570 sayılı ihtarnamelere rağmen de ödemediğini, müvekkili sendika adına kestiği aidatları müvekkili sendikaya ödemeyen ve bu paraları zimmetinde tutan davalı işveren belediye başkanlığının ödemesi gerektiğini, davacının aidat alacağı olduğunu iddia ederek aidat alacağının aidat kesintileri aylardan bir ay sonra başlayacak en yüksek işletme kredisi faizi oranında faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti: Davalı davaya cevap vermemiştir. Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, işveren üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve 2822 sayılı Toplu ... Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecbur olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sendika aidat alacağı olup olmadığı ile varsa miktarının ne kadar olduğu ve faizin başlangıç zamanı ile işlemiş faiz miktarının ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Kanun’un 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu ... sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu ... sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu ... Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu ... sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu ... sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu ... sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu ... sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakatı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu ... sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Öte taraftan 2005-2006 ve 2006-2007 dönemleri toplu ... sözleşmelerinin 8. maddesinde ise, “işveren 2821 sayılı yasanın 61. maddesi hükümleri ile sendika tüzüğün 7. maddesi hükümlerine uygun olarak sendikaca bildirilecek üyelerden aidat keserek sendikanın bildireceği hesaba her ay yatırmak zorundadır. Bu konudaki yasa hükmü saklıdır.” denilmiştir.
Bütün bunlara ek olarak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesinin 1. fıkrasında "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. " İkinci fıkrasında ise "Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.” denilirken aynı Kanun’un 84. maddesinde; “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir. Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir” düzenlemesi yer almıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında;
a)Öncelikle mahkemece kök ve ek raporlar arasında hangisine neden üstünlük tanındığı açıklanmadan hüküm kurulması hatalıdır. Zira Anayasanın 141. maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve kanuni düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, ... görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
b)Dosyada yer alan 08.12.2004 tarihli yazışmalardan Kasım/2004 dönemine kadar olan alacaklar için dava açıldığı ve bu alacakların taksitlendirildiği anlaşılmaktadır. Somut olaydaki talep dönemi de dikkate alındığında Kasım/2004 dönemine ilişkin devam eden ya da sonuçlanan bir dava olup olmadığı, yine bu dönem için davalı tarafından ödemelerde bulunulup bulunulmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Bunun yapılmayarak eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
c)Davacı ıslah dilekçesi ile 09.03.2010 tarihli bilirkişi raporuna göre davasını ıslah etmiş ise de 31.03.2011 tarihli duruşmada taleplerinin 2001 Ocak dahil dava tarihine kadar ki dönemi kapsadığını beyan etmiştir. Bu şekilde talep dönemi sınırlandırıldığından talep aşılarak 2000 yılı devreden aidat tutarına da hükmedilmesi hatalıdır.
d)Dosyada sadece 2005-2006 ve 2006-2007 dönemleri toplu ... sözleşmeleri mevcuttur. 2000-2005 arası toplu ... sözleşmeleri ise dosyada bulunmamaktadır. Öncelikle mahkemece ulaşılan sonuca göre, dosyada yer almayan toplu ... sözleşmelerine ilişkin talep dönemleri bakımından toplu ... sözleşmelerine göre belirlenen temerrüt tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Öte taraftan dosya kapsamı incelendiğinde; dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesi anlamında toplu ... sözleşmesinin tarafı olan ya da yetki belgesi olan sendikanın her toplu ... sözleşmesi dönemi için işverence kesilecek aidat miktarı, aidat kesintisi yapılacak üye listesi ile kesilen tutarlarının yatırılacağı banka hesabının bildirildiğine dair dosyada belge ya da belgeler bulunmamaktadır. Bu bildirimler olmadığı takdirde toplu ... sözleşmesinde yer alan temerrüt tarihlerine göre faize hükmedilemez. Bununla birlikte dosyada 21.03.2001 keşide 27.03.2001 tebliğ tarihli ve 20.01.2006 keşide, 02.02.2006 tebliğ tarihli ihtarnameler bulunduğu görülmektedir. Bu ihtarnameler davalı tarafı temerrüde düşürmeye elverişlidir. İhtarnamelerin içeriği dikkate alınarak ihtarnameler kapsamında yer alan aidat alacakları bakımından ihtarnamelere göre, bunun dışında kalan aidat alacakları bakımından ise dava ve ıslah tarihine göre faize karar verilmelidir. Bunun yapılmayarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.