(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/10865 E. , 2009/12168 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 04.06.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, davalının tapuda adına kayıtlı 199 sayılı parselin bir kısmını ekip biçmek suretiyle tecavüzde bulunduğunu belirterek davalının müdahelesinin önlenmesini istemiştir. Davalı, dava konusu yerle ilgili olarak daha önce de dava açıldığını, reddedilen davanın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, kesin hüküm bulunduğundan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece taraflar arasında aynı yere ilişkin olarak açılmış ve kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılama sistemimizde yer almaktadır. Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılamaması amacını güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK’nun 237. maddesinde düzenlenmiştir. ./.. 2009/10865 - 2009/12168 -2- Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için;
1.Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması,
2.Dava sebebinin yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması,
3.Davanın taraflarının aynı olması gereklidir.
Daha önce taraflar arasında görülüp sonuçlanan 1998/28 E. 1998/40 K. sayılı davada da 199 parsel numaralı taşınmaza yapılan elatmanın önlenmesi isteğinde bulunulmuştur. Eldeki davanın konusu da 199 parsel numaralı taşınmazdır. Ancak davacı, bu taşınmazın bir kısmına elatıldığı iddiası ile dava açmış olup mahkemece dava edilen yer saptanmadığı gibi davanın niteliği gereğince her elatma ayrı bir davanın konusu olabileceğinden kesin hükümden söz etmek olanağı da bulunmamaktadır. Belirtilen nedenle mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.