(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/14123 E. , 2008/14970 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 20.05.2004 gününde verilen dilekçe ile noter satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 20.04.1987 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemiz bozma kararına uyulmuş, dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu 257 sayılı parsel 14800 m2 yüzölçümündedir. Satış vaadi sözleşmesi ile bu taşınmazın sözleşmedeki krokiye göre 1776 m2’sinin satışı vaat olunmuştur. Tapu kaydına göre de bu taşınmaz Sinekli Köyü hudutları dahilinde kagir ev ve tarla niteliğindedir. Dairemiz bozma kararında vurgulandığı üzere çekişmenin giderilmesinde 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesinin uygulanması zorunludur. Anılan hükme göre “veraset yoluyla intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan, Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz”. Görülüyor ki, sözü edilen yasa kuralı uyarınca çekişme konusu 257 sayılı parselin krokide gösterilen şekli ile ifraz edilerek veya paylı şekilde davacı adına tesciline olanak yoktur. İfa kabiliyeti olmayan sözleşmeye dayalı açılan ferağa icbar suretiyle tescil davası bundan ötürü reddolunmalıdır. Mahkemece, istemin yazılı bazı gerekçelerle kabulü kararın bozulmasını gerektirir.
Kabule göre de; hüküm “dosyada mevcut bilirkişi raporu esas alınarak davacı ve davalılar adına paylı tescil ile davalılar adına olan tapunun iptaline” şeklinde kurulmuştur. Hükmün HUMK.nun 388 ve 389. maddelerine aykırı tesis edildiği ve infaz kabiliyeti olmadığı açık-seçiktir. Mahkemece, infazı olanaksız şekilde hüküm tesisi de yasaya uygun düşmemiştir.