(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/1147 E. , 2007/2189 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.03.2003 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.09.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, davalıya ait 2076 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde bulunan köy boşluğu olarak kadastro harici bırakılan 312 m2'lik kısma davalının elatmasının önlenmesi ve Hazine adına tescili istemine ilişkindir. Davalı, dava konusu yerin kendisine ait olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın elatmanın önlenmesi yönünden kabulüne, tescil istemi yönünden reddine karar verilmiş, Hükmü, davacı hazine vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının yapıldığı, taşınmazın kadastro harici yer olarak bırakıldığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B-Son maddesi göre "yol, meydan, köprü gibi orta malları ise haritasında gösterilmekle yetinilir", aynı Kanunun 18/İlk maddesinde "yukarıdaki maddelerin hükümleri dışında kalan ve tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olunan yerler hazine adına tesbit olunur" hükmündedir. Dava konusu taşınmazın, 3402 sayılı Kanununun 16/B-Son maddesinde sayılan yerlerden olması halinde tescili mümkün olmayacağı, aynı Kanunun 18/İlk maddesinde sayılan yerlerden olması halinde Hazine adına tescil edilebileceği anlaşıldığından mahkemece bu yerin sözü edilen Kanun hükümlerinden hangisinin kapsamı içerisinde kaldığı tereddüte yer vermeyecek biçimde araştırılarak sonucuna göre Hazine adına tescilinin söz konusu olup olmayacağı hususunda bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile bu konudaki istemin reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.