8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2021/15923 E. , 2022/10167 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında ... Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... ili ... İlçesi ...Köyü çalışma alanında bulunan 130 ada 7 parsel sayılı 3.618,65 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, tarla niteliğiyle, davalıların miras bırakanı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, davalılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, dava konusu 130 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmaz üzerinde 1951-1971-1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarına göre imar ihyanın bulunduğu, ekili dikili alanlara rastlanıldığı, parsel sınırlarının oluştuğu, uzun yıllardır tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı, davalı ve miras bırakanları tarafından sahiplenme kastıyla tasarrufunda ve zilyetliğinde bulundurulduğu ve zilyetliğe ara vermeden tarımsal amaçlı olarak devam ettirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Mahkemece, taşınmazlar başında 22.06.2020 tarihinde yapılan keşifte dinlenen 2 tespit bilirkişisi, her ne kadar bu köyde doğup büyümüşlerse de taşınmazlar hakkında bir bilgilerinin olmadığını; yerel bilirkişi ..., 1964 yılında köyden ayrıldığını; yerel bilirkişi ... ..., davalılara taşınmazların babalarından kaldığını, bildi bileli arpa buğday ekmek suretiyle kullandıklarını, 1994 yılında terör nedeniyle sürmeyi bıraktıklarını, bu güne kadar hep boş kaldığını, 10 yıldan bu yana ara ara gelip sürdüklerini; diğer yerel bilirkişi ...ise, taşınmazın davalıya babasından kaldığını, bildi bileli arpa, buğday, nohut ekildiğini, 1994 yılında terör nedeniyle 4-5 yıl kadar sürmeyi bıraktıklarını, sonra 2002 yılında ... ... tarafından 1-2 yıl ekildiğini, o zamandan bu zamana kadar kimsenin ekip biçmediğini beyan etmiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı ve taşınmazda 1951 yılından itibaren ekonomik amaca uygun zilyet ve tasarrufun başladığı, parsel sınırlarının oluştuğu, bu kullanımın uzun yıllar devam ettirildiği hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme ile anlaşılmakta ise de, ziraat bilirkişisi tarafından verilen raporda, taşınmazların ekili - sürülü olmadığı, ancak evveliyatında tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı belirtilmiş olup, ekinde bulunan fotoğraflardan da taşınmazların uzun yıllardır ekilmediği net olarak gözlemlenmektedir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişiler tarafından da, 1996 yılından itibaren taşınmazların ekilip biçilmediği ve boş olarak durduğunun açıkça ifade edilmesi karşısında, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin ve ekonomik amaca uygun kullanımının iradi olarak terk edildiğinin kabulü gerekir.
Öte yandan; temyiz incelemesi için Dairemizde bulunan ve eldeki dava dosyasıyla aynı gün ve yakın tarihlerde temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarının incelenmesinde, bu davanın konusu olan taşınmazın bulunduğu ...Köyü’ndeki başkaca taşınmazlar hakkında davacı Hazine tarafından aynı iddia ve sebeplerle çok sayıda dava açıldığı, bu davaların yargılaması sırasında mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel ve tespit bilirkişilerinin, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin devam ettirildiği yönünde açık beyanlarının bulunduğu ve bu haliyle ...Köyü’nde zorunlu bir terkin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, tespit tarihi olan 2015 yılı itibariyle taşınmaz üzerinde davalı tarafın ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin 1994 yılından itibaren iradi olarak terk edildiği ve bu haliyle 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının davalılar lehine gerçekleşmediği gözetilerek, davacı Hazinenin davasının kabulüne ve taşınmazın davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.