(Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2007/1024 E. , 2007/907 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 116 ada 1 parsel sayılı 13254.26 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle köy konağı ve tarla vasfı ile davalı Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir.
Davacı yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmazın 2500 metrekarelik kısmının kendisine ait olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda: çekişme konusu 116 ada 1 numaralı parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde 116/A harfi ile gösterdiği 2500 metrekarelik kısmının ifrazı ile davacı ... adına, kalan kısmın davalı Köy Tüzel Kişiliği adına köy konağı yeri olarak tesciline, Davacılar ... ve ...'nun davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyiz konusu 1.2.2006 tarihli teknik bilirkişi rapor ve krokisinde 116/A ile gösterilen 2500 metrekarelik kısım yönünden davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tespiti sırasında niza konusu 116 ada 1 parsel sayılı taşınmaz köy konağı ve tarla vasfı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle... Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir.
Mahkemece yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişileri, taşınmazın köy halkı tarafından hasat zamanı harman yeri olarak kullanıldığı, diğer zamanlarda köylülerin hayvanlarının otladığı,davacının iddia ettiği eski değirmen ve armut ağacını bilmediklerini beyan etmişlerdir.Hatta keşifte dinlenen davacı tanıkları da taşınmaz üzerindeki armut ağacının meyvelerini köy halkının topladığını, köy halkının hasat zamanı harman yaptığını, Köy Tüzel Kişiliğinin çitle çevirdiğini, davacı murislerine ait değirmenin 1935 yılında meydana gelen sel felaketinde ortadan kalktığını, 1970 yılından beride davacı tarafın tespit tarihine kadar herhangi bir tasarrufta bulunmadığını beyan etmişlerdir. Ziraat bilirkişide raporunda taşınmazın uzun zamandır tarım arazisi olarak kullanılmadığını belirterek beyanları doğrulamıştır. Oysa duruşmada dinlenen ve mahkemece hükme esas alınan davacı tanıkları taşınmazın Molla ...’e ait olup değirmen ve çayır olarak kullandığını, yonca ekip biçtiğini, ölümü ile taksimen davacıya düştüğünü, davacının rızası ile ve geçici olarak köylünün harman yeri olarak kullandığını, davacının 30 yılı aşkın zilyet olduğunu beyan etmişlerdir. Böylece; keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanık beyanları ile duruşmada dinlenen davacı tanıklarının beyanları arasında çelişki ortaya çıkmış, mahkemece beyanlar arasındaki çelişki giderilmeden ve davacı tarafın tanıkları taşınmaz başında dinlenmeden hüküm kurulmuştur.
Bu tür eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için, daha önceki keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri ve davacı tanıkları taşınmaz başında hazır edilerek yeniden keşif yapılmalı, davacının bildirdiği tanıklar taşınmaz başında dinlenmeli, mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri ile davacı tanıklarının beyanları arasında çelişki yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, taşınmazın temyiz konusu bölümünün geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, zilyetliğin başlangıç tarihi ve süresi, taşınmazın öncesinin ne olduğu, ne suretle kullanıldığı, ekonomik amacına uygun zilyetlik bulunup bulunmadığı mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanıklardan sorularak maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, taşınmazın toprak yapısı, niteliği, ne olarak kullanıldığı hususunda yeniden ziraatçi bilirkişiden rapor alınmalı, önceki raporla çelişmesi halinde raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabülü ile krokisinde 116/A ile gösterilen 2500 metrekarelik kısım ile ilgili hükmün BOZULMASINA, 26.3.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.