10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2022/14598 E. , 2023/531 K.
"İçtihat Metni"İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının babasının çok uzun zaman önce vefat ettiğini, davacının eşinden ...
2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Aile Mahkemesi sıftayla) 2001/510 Esas ve 2001/714 Karar sayılı kararı ile 16.11.2001 tarihinde boşandığını, davacının boşandığı eşinden 4 tane çocukları olduğunu, çocuklardan birinin zihinsel ve fiziksel engelli olduğunu, davacının eşinden boşandıktan sonra boşanan kişinin hak sahibine ilişkin hükümlerinden faydalanarak babasının vefatından dolayı dul/yetim aylığı aldığını, davacı adına yatırılması gereken dul/yetim aylığının 2016 yılı Temmuz ayından itibaren yatırılmadığı gibi davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile de davacı aleyhine borç tahakkuk ettirildiğini ve bu belgenin davacıya 22.08.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının tek geçim kaynağının kesildiğini, davacının boşandıktan sonra hiçbir şekilde boşandığı eşi ile fiili birliktelik yaşamadığını, davacının, ... Mah. 92014 Nolu Sk. No:2 .../... adresinde boşandığı eşinden olma, özürlü çocuğu ... ile birlikte yaşadığını, özürlü çocuğu nedeniyle davacının boşandığı eşinin ara ara çocuğu ...'ı ziyaret etmek amacı ile davacının evine geldiğini, ancak boşandığı eşi ile fiili birliktelik yaşamadığını beyan ederek, davacının babasının sigortasından dolayı aldığı ölüm aylığını iptal eden kurum işleminin iptaline, ölüm aylığının yeniden bağlanmasına, davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, tahakkuk ettirilen borcun tedbiren ödenmesinin ve icra işlemlerinin başlatılmasının durdurulmasına, 2016 yılının Temmuz ayı ile dava tarihi arasındaki dönemde davacıya ödenmesi gereken ölüm aylıklarının davalı kurumdan yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini ihtiyati tedbir talepli olarak talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, kurum kayıtlarının tetkiki sonucunda, davacının eşinden boşanması üzerine babasından dolayı yetim aylığı aldığının anlaşıldığını, kuruma yapılan ihbar üzerine davalı kurum kontrol memurlarınca davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşayıp yaşamadığının tespiti hususunda araştırma yapılarak rapor düzenlendiğini, bu raporda davacının boşandığı eşi ile birlikte aynı adreste ikamet ettiklerinin tespit edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi hükmü gereğice sigorta yoklama memurları ile sigorta müfettişleri tarafından tutulan rapor ve tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğunu ve bu belgelerin aksinin ancak eş değerde yazılı belgelerle ispatı gerekeceğinden, davacının aksini eş değerde yazılı belgelerle ispat etmesi gerekeceğini beyan ederek, davanın reddine, davacının % 40 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının müteveffa babasının 20.06.2001 tarihinde vefat ettiği, davacının boşanma davasını babasının vefatının hemen akabinde 09.07.2001 tarihinde açtığı, davacı ile boşandığı eşine ait boşanma ilamında, müşterek çocukların velayetinin davacıya verildiği, tarafların birbirlerinden tazminat ve nafaka talebinin olmadığı, davacı ile boşandığı eşine ait boşanma dosyasında bildirilen adreslerin birbirine yakın iki sokak olarak beyan edildiği, davacının engelli bir çocuğunun bulunduğu, buna ilişkin hastane kayıtlarının dosyaya sunulduğu, bu doğrultuda davacının hayatını idame ettirebilmek adına çalışma imkanının bulunmadığı, kaldı ki tanık beyanları ile de davacının ev hanımı olduğu sonucuna varıldığı anlaşıldığından, babasının vefatının hemen akabinde açtığı boşanma davasında çocuklarının velayetini de alarak hiçbir geliri ve mesleği olmayan davacının boşandığı eşinden hiçbir hak talep etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ortadadır. Yine, davacının boşanma tarihinin 2001 yılı olmasına rağmen, ... tarafından yapılan araştırmalar neticesinde 17.02.2007 tarihinde tespit edilen adresi ile boşandığı eşinin aynı kurum tarafından aynı tarihte tespit edilen adresinin aynı olduğu, tarafların 2013 ve 2014 yıllarında kendi beyanları ile adreslerinde değişikliğe gittikleri, kuruma yapılan ihbar tarihinin de bu tarihlere denk geldiği, dinlenen tanıkların beyanlarının, davacı ile olan akrabalık, komşuluk ilişkileri nedeniyle, objektiflikten, samimiyetten ve gerçeklikten uzak beyanlar olduğu anlaşıldığından, davacı ile boşandığı eşinin boşanma tarihinden sonra fiilen ayrı yaşadıklarının davacı tarafça ispatlanamadığı, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile boşandığı eşinin boşanma tarihinden sonra fiilen ayrı yaşadıklarının davacı tarafça ispatlanamadığı ve kurum işleminin yerinde olduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının babasının 20.06.2001 tarihinde vefat ettiği, davacının boşanma davasını babasının vefatının hemen akabinde 09.07.2001 tarihinde açtığı, davacı ile boşandığı eşine ait boşanma ilamında, müşterek çocukların velayetinin davacıya verildiği, tarafların birbirlerinden tazminat ve nafaka talebinin olmadığı, davacı ile boşandığı eşine ait boşanma dosyasında bildirilen adreslerin birbirine yakın iki sokak olarak beyan edildiği, davacının engelli bir çocuğunun bulunduğu, buna ilişkin hastane kayıtlarının dosyaya sunulduğu, bu doğrultuda davacının hayatını idame ettirebilmek adına çalışma imkanının bulunmadığı, kaldı ki tanık beyanları ile de davacının ev hanımı olduğu sonucuna varıldığı anlaşıldığından, babasının vefatının hemen akabinde açtığı boşanma davasında çocuklarının velayetini de alarak hiçbir geliri ve mesleği olmayan davacının boşandığı eşinden hiçbir hak talep etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının boşanma tarihinin 2001 yılı olmasına rağmen, ... tarafından yapılan araştırmalar neticesinde 17.02.2007 tarihinde tespit edilen adresi ile boşandığı eşinin aynı kurum tarafından aynı tarihte tespit edilen adresinin aynı olduğu, tarafların 2013 ve 2014 yıllarında kendi beyanları ile adreslerinde değişikliğe gittikleri, kuruma yapılan ihbar tarihinin de bu tarihlere denk geldiği, dinlenen tanıkların beyanlarının, davacı ile olan akrabalık, komşuluk ilişkileri nedeniyle, objektif olmaktan uzak beyanlar olduğu neticesi ile davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararı yerinde bulunarak HMK'nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının boşandığı eski eşiyle birlikte yaşayıp yaşamadığının ve dolayısıyla davacının yetim aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin yerinde olup olmadığının tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 56,59 uncu maddeleridir.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.