Esas No
E. 2023/1813
Karar No
K. 2023/2200
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/1813 E.  ,  2023/2200 K.

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/925 E., 2022/2057 K.

...

...

KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 37. İş Mahkemesi

SAYISI: 2018/387 E., 2021/80 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine, karar verilmiştir. Kararın, davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA

Davacı vekili; davalı ...'a ait iş yerinde 10.07.1996-05.06.2012 döneminde çalıştığını, hizmetin açılan tazminat davası sırasında hizmetinin eksik bildirildiğinin öğrenildiğini, 03.05.1999 dan sonra sigorta yapıldığını belirterek, davacının sigorta başlangıç tarihinin 10.07.1996 olduğunun tespitini, 03.05.1999'a kadar geçen hizmetlerin tespitini istemiştir. II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının anılan dönemde çalışmadığını, davacının davalının eşinin kardeşi olduğunu, 1998 de yurt dışına giderek bir kaç ay kaldığını, bu dönemde de çalışması bulunmadığını, işkur tarafından 16.07.2012 tarihli tutanak tutulduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir. Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde, hak düşürücü süre, yetki ve görev itirazında bulunduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davasının kısmen kabulüne; Davacının davalıya ait ... sicilli iş yerinde 01.07.1997-03.05.1999 dönemi asgari ücret ile çalıştığının tespitine, fazla kısma ilişkin isteğin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili ,resen tespit edilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili ,davacının çalışmasının kesintiye uğradığının sabit olduğunu belirterek; resen tespit edilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. İstinaf kanun yoluna başvuran fer'i müdahil kurum vekili,davanın reddinin gerektiği, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen tüm tanıklar davacının çalıştığını belirtmişlerdir. Dolayısıyla bordro tanıklarının beyanları ile bildirim dönemleri dikkate alınarak mahkemece verilen kararın yerinde olduğu gerekçesi ile , istinaf başvurularının 6100 sayılı yasanın 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Temyiz kanun yoluna başvuran fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf gerekçeleri ile aynı doğrultuda kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi uyarınca davanın Yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesidir. Anılan Kanun'un 6 ncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değerde delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.

3.Değerlendirme

Eldeki davada, davacının talebinin 10.07.1996 ile 05.06.2012 tarihleri arası hizmet tespitine yönelik olduğu, davacının 06.03.2006 tarihinde davalı nezdinde işten çıktığı, 16.03.2006 tarihinde dava dışı ... sicilli işyerinde çalışmaya başlaması ve bu çalışmanın 30.06.2006 ya kadar devam etmesi, davalı nezdinde çalışamanın kesintiye uğraması karşısında, dava tarihi 27.03.2015 tarihi itibari ile talebin hak düşürücü süreye uğradığı gözetilmeksizin karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMSINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üyeler ... ve ...'ın muhalefetlerine karşı, Başkan ... ile Üyeler ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,

08.03.2023 tarihinde karar verildi. (M) (M) ... KARŞI OY GEREKÇESİ

1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 10.07.1996-05.06.2012 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 03.05.1999 tarihinden sonra çalışmaları kuruma aralıklı bildirilen ve 06.03.2006 tarihinde çıkarak 16.03.2006 tarihinde başka bir işyerinde çalışması bildirilen davacının 06.03.2006 tarihine göre 03.05.1999 tarihi öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.

2.Somut uyuşmazlıkta davacının çalışması 03.05.1999 tarihinden sonra aralıklı olsa da kuruma bildirilmiştir. Davacı 06.03.2006 tarihinde çıkıştan sonra yurt dışına davalı işverenin işi için gittiğini ve 10.07.1996-05.06.2012 tarihleri arası davalıya ait işyerlerinde kesintisiz çalıştığını iddia etmiştir. Mahkemece bildirim öncesi eksik bildirilen 01.07.1997-03.05.1999 arası hizmet akti ile çalıştığının tespitine verilmiş kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

3.Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından dava tarihine ve işyerinde başka bir işyerinde çalışmak üzere ayrıldığı 06.03.2006 tarihine göre blok çalışmada kayıt öncesi öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

4.Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da hak düşürücü süreye uğramadığı kabul edilmelidir.

5.Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 01.07.1997 tarihi ile sonrası kayda giren 03.05.1999 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Kaldı ki davacı 25.06.2012 tarihine kadar davalıya ait işyerinde çalıştığını, 16.03.2006-30.06.2006 arası başka işyerinde görünse de davalı tarafından yurt dışına gönderildiğini iddia etmektedir. Bu iddiaya göre gerek tüm süre ve gerekse 01.07.1997-06.03.2006 arası çalışma blok çalışmadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki gerekçesine katılınmamıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.