Esas No
E. 2021/30798
Karar No
K. 2023/5799
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2021/30798 E.  ,  2023/5799 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/155 E., 2016/18 K.
SUÇLAR: Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılmasısuretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER: Sanıklar
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama

1.Sanık ...'nin yokluğunda verilen hükmün, bilinen en son adresindeki kapı numarasının 49 olduğu halde bu numara yazılmadan hatalı olarak tebliğe çıkartıldığı anlaşıldığından tebliğin usulsüz olduğu kabul edilerek sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz başvurusunun süresinde olduğu belirlenmiştir.

2.Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2016 tarihli ve 2015/155 Esas, 2016/18 Karar Sayılı Kararı ile Sanıklar Hakkında;

1.Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca sanıklar ... ve ...'nin 2 yıl 6 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası, sanık ...'ın ise 3 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ilecezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2.Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca sanıklar ... ve ...'ın 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir.

3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; sanık ...'nin kararı 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinde belirlenen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz ettiğinden temyiz isteminin reddine, diğer sanıklar yönünden hükümlerin ise onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Sanık ...'ın temyiz istemi, olayla alakasının olmadığından beraat etmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek verilen kararın Yargıtay tarafından incelenmesine,

2.Sanık ...'in temyiz istemi, olayla alakasının olmadığından beraat etmesi gerekirken eksik inceleme ile delillerin takdirinde hataya düşülerek verilen kararın Yargıtay tarafından incelenip lehine bozulmasına karar verilmesine,

3.Sanık ...'nin temyiz istemi, savunma hakkının kısıtlandığına, beraat etmesi gerekir iken delillerin takdirinde hataya düşülerek mahkumiyet kararı verildiğine, lehine hükümlerin uygulanmadığına, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

1.Benzer eylemlerden haklarında soruşturma ve kovuşturma olan sanıklar ..., ... ve ...'ın fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, sanık ...'in şikayetçi ... adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ve sahte sürücü belgesini temin edip sanık ...'e verdiği, onun da bu sahte belgelerle mağdur ...'ın annesi adına kayıtlı aracı kiraladığı, sanık ...'in aracı süresinde iade etmediği gibi diğer sanık ...'ye verdiği, sanık ...'nin de aracı kazalı halde hakkında ek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilen otopark işleten ...'na satılması için bıraktığı, M. H'nun aracın plakasından şüphelenip yaptığı araştırmada kiralama şirketine ait olduğunu öğrendiği ve durumu şikayetçi ...'a bildirdiği, aracın Helvacıoğlu Otoparkında ele geçirildiği, sanıklar Mehmet ve ...'in benzer bir eylemden dolayı 07.04.2012 tarihinde yakalandıklarında sanık ...'in üzerinde ... adına sahte kimlik belgesi, sanık ...'in üzerinde ise ... adına sahte kimlik belgesinin bulunduğu, sanıkların yakalandıkları bu olayın üçüncü şüphelisinin sanık ... olduğunu söyledikleri, sanık ...'nin temin edilen fotoğrafları ile olay günü temin edilen kamera görüntülerinin karşılaştırılmasında aynı şahıs olduğunun tespit edildiği, bu suretle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davaları açılmıştır.

2.Sanık ..., kollukta alınan beyanında aracı sanık ...'in temin ettiği sahte kimliklerle kiralayıp sanık ...'ye verdiğini söylerken, savcılık beyanında sanık ...'nin aracı zorla elinden aldığını, mahkeme beyanlarında ise diğer sanıklara borcu olduğundan kendisini tehdit ederek kendi fotoğrafı olan sahte kimlik temin edip bu şekilde zorla araç kiralattıklarını beyanla suçlamaları kabul etmemiştir.

3.Sanık ..., ilk beyanında arkadaşı olan diğer sanıkların kendisini Ankara'ya çağırdığını, aracı satacaklarını konuştuklarını duyduğunu, ancak araç kimin veya ne olduğunu bilmediğini söyler iken, daha sonraki beyanında ise aracın kiralanması aşamasıyla ilgili bilgisinin olmadığını, aracı diğer sanıkların kiraladıklarını, ancak araç hurda halde Ankara'da diğer sanıklarla beraber tanık M.H.'ye satmak istediklerini, şahıstan parasını aldıklarını, bu eylemden ötürü yargılanıp ceza aldığını, kiralama olayında kullanılan sahte kimliği kendisinin temin etmediğini, sanık ...'ye borcunun olmadığını beyan etmiştir.

4.Sanık ..., sanık ...'den 4.500,00 TL olan alacağını istediğinden husumetlerinin olduğunu, bu sebeple işlediği suçlara kendisini dahil ettiğini, diğer kişileri tanımadığını, sanık ...'i tanımadığını ve kendisine borcu olmadığını, tehdit ederek iş yaptırmadığını beyanla suçlamaları kabul etmemiştir.

5.Mağdur ..., aracın gelmemesi sonrası tanık M.H.'nin şirketine ait olduğunu öğrendiği telefonla arayan bir kişinin aracın kazalı bir şekilde 5.000,00 TL'ye satıldığını ve bedelin ödenmesini istediğini söyleyip şikayetçi olduğu, kovuşturma aşamasında zarar talebinin olmadığını ve şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiği görülmüştür.

6.Tanık M.H., Ankara'da otopark işlettiğini, suça konu aracı hasarlı şekilde tanımadıkları bir şahsın getirdiğini ve satacaklarını söylediğinden bırakıp gittiğini, aracın plakasının 09 olmasından şüphelenip araştırma yaptıklarında çalıntı olduğunu anladıklarını söylemiş, aracı getiren kişinin eşgalini tarif etmiş, bu kişilerin fotoğraflarına baktığında sanıklar Şadi veya Mehmet olmadığını, sanık ...'e benzediğini, ancak aradan zaman geçtiğinden kesin olarak bir kanaatte bulunamayacağını beyan etmiştir.

7.Uzmanlık raporuna göre olayda kullanılan nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin tamamen sahte olarak düzenlendiğinin, belgelerin düzenli bir yapıya sahip olması ve belgelerde fotoğraf üzerine gelecek şekilde oluşturulmuş soğuk mühür izleri bulunması nedeniyle ilk nazarda dikkati çekmeyeceğinden aldatma kabiliyetinin bulunduğu, Mahkeme tarafından da belgelerin incelenerek aldatma kabiliyetinin olduğunun belirlendiği görülmüştür.

8.Yapılan UYAP sorgulamasında, Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.06.2015 tarihli ve 2013/1067 Esas, 2015/414 Karar sayılı dosyası ile, sanıklar ... ve ...'in şikayetçi ...'dan kiralanan suça konu aracın Ankara'da tanık M.H.'nin otoparkına koydukları, araca talip olan mağdur Z.T.'ye sanık ...'in kendisini ..., sanık ...'in de Mahir Kıran sahte isimleriyle tanıtması, sanık ...'in ayrıca sahte ... kimliğini gösterip güven telkin etmesi sonrası aralarında yazılı sözleşme yapıp mağdurdan 5.000,00 TL almaları şeklinde gelişen olayda, sanıkların basit dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmalarına, her iki sanığın samimi olarak suçlamaları kabul ettikleri, ancak eylemde organizeyi yapan şahsın Şadi Danişman olduğunu ifade ettiklerinden sanık ... hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeden 09.09.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

9.Mahkemece, ...'nin kolluk beyanı ile olayı ikrarı, sanık ...'in 20.02.2014 ve sanık ...'ın 02.08.2013 tarihli tevil yollu ikrar mahiyetindeki savunmaları, sanıkların birlikte veya ayrı yargılandıkları dosyalardaki beyanları ile iştirak halinde benzer eylemleri planlayıp ülkenin farklı illerinde farklı suç ortaklarıyla icraya koydukları, olayda Nüfus Müdürlüğü ve Emniyet Müdürlüğü'nün maddi varlıkları olan kimlik ve sürücü belgesinin kullanılmasından dolayı nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

A. Tebliğname Yönünden Ön inceleme kısmının 1 inci bendinde açıklanan sebeplerle sanık ...'ye yapılan tebliğin usulsüz olduğu kabul edilerek sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz başvurusunun süresinde olduğu belirlendiğinden tebliğnamedeki temyizin reddini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Sanıklar ..., ...

ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler yönünden

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

C. Sanıklar ...

ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler yönünden

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yarar kamu güvenidir. Suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabul etkilenmez. Eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekir. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, aynı anda işlendiği durumlarda ise 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerekir.

Bu itibarla, yapılan UYAP sorgulamasında sanık ... hakkında Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/343 Esas ve 2014/298 Karar sayılı, Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/1067 Esas ve 2015/414 Karar sayılı, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/29 Esas ve 2023/118 Karar sayılı, sanıklar ... ve ... hakkında İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/76 Esas ve 2019/432 Karar sayılı ilamı ile resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükümleri kurulduğu dikkate alınarak, bu dosyaların getirtilip incelenerek ilgili delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, sanıklarla ilgili başka benzer olayların tespiti ile iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının, eylemlerinde suç işleme kararını yenileyip yenilemediğinin, suç işleme kararını yenilememiş ise zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükmün zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de YCGK'nın 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hükümler kurulması nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Sanıklar ..., ...

ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler yönünden

Gerekçe bölümünde (B) kısmında açıklanan nedenlerle Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2016 tarihli ve 2015/155 Esas, 2016/18 Karar sayılı kararında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanıklar ...

ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler yönünden

Gerekçe bölümünde (C) kısmında açıklanan nedenlerle Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2016 tarihli ve 2015/155 Esas, 2016/18 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.07.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.