6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2013/16272 E. , 2014/8233 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2013/400-2013/801
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacılardan D.. T.. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dilekçesinde, davacılardan D.. T..'nun, diğer davacı şirketin yetkilisi olarak davalıdan işyeri kiraladığını, kira sözleşmesi yapılırken davacılardan 2.500 TL bedelli, vade ve tanzim tarihi bulunmayan bono alındığını, davacıların kira sözleşmesinden kaynaklı herhangi bir borçları bulunmadığını, ancak davalının bonoyu iade etmeyip, icra takibe konu ettiğini belirterek davaya konu bonodan dolayı davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili bonoda yazılı depozito ibaresinin senedin mücerretlik vasfını ortadan kaldırmayacağını, senede karşı iddiaların senetle ispatı gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davaya konu icra dosyası incelendiğinde davalının 02.04.2013 tarihinde başlattığı icra takibi ile 01.05.2010 tanzim, 05.11.2011 vade tarihli bonoya dayanarak takip yaptığı, takibe konu bono incelendiğinde depozito içindir ibaresinin bulunduğu görülmüştür. Davacılar bononun kira ilişkisi nedeniyle depozito amaçlı verildiğini iddia etmiş, davalı kiraya veren sözleşme ilişkisine karşı çıkmamıştır. 01.06.2010 tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesinin özel şartlar on ikinci maddesinde '' kiracı mal sahibine vermiş olduğu peşinat ve depoziti yapacağı tamirata mahsup edemez '' düzenlemesi bulunmaktadır. Bu durumda taraflar depozitonun bono dışında başka türlü karşılandığını da ileri sürmediklerine göre takip konusu senedin sözleşmede bahsi geçen depozito nedeniyle verildiğinin kabulü gerekir. Bunun aksini kanıtlamak davalı kiraya verene düşer, davalı aksini kanıtlayamadığına göre davanın kabulü gerekirken gerekçede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.