Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2015/11245
Karar No
K. 2016/1045
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVACI: ... (T.C. ...) ...
VEKİLİ: Av. ..
DAVALI: ... (T.C. ...) ...
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kazanın meydana geldiği yer sebebiyle haksız fiilin işlendiği yer mahkemesinde davanın ikame edilmiş olduğunu, 10.09.2022 tarihinde davalı ...'nın hem malik olduğu hem de kendisinin sevk ve idaresinde bulunan ... Plakalı aracın davacıya ait ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, yaşanan kaza sonrası olay yerine intikal eden polis memurlarınca düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağında kazanın özeti bölümünde '' Bu kazanın oluşumunda sürücü ...'nın arayoldan anayola katılım sağladığı ve en sağ şeritten katılım sağlaması gerekirken en sol şeride katıldığı ve aracını çok şeritli yollarda yol ve trafik durumuna göre hızının gerektirdiği şeritten sürmediğinden 2918 sayılı KTK'nın 46/2a maddesinden kusurlu olduğu görüş ve kanatindeyiz' şeklinde belirleme yapılmış olduğunu, söz konusu belirlemelerden görüleceği üzere yaşanan kazada ... plakalı araç sürücüsü ... kusurlu olduğunu, davacıya ait araç 2012 model olup daha önce hasarsız orijinal yeni bir araçken; mevcut kaza sebebiyle aracın bir kısım parçaları yenileriyle değiştirilmiş, bir kısım parçaları ise tamir görerek onarılmış olup, aracın gördüğü işbu kapsamlı tamir/onarım/boya/parça değişimi, yapılarak ikinci el piyasa rayiç değerinde ciddi bir düşüş yaşanacağı kaçınılmaz bir gerçek olduğunu, bu hususun Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2009/9892 E. 2010/3124 K. Sayılı kararında; “araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacı aracındaki değer kaybından, davalı sigorta şirketinin de limit dahilinde sorumlu olacağı gözetilerek …” denilerek, değer kaybının Z.M.S.S. teminatı dahilinde yer aldığı açıkça belirtilmiş olduğunu, yargıtay uygulamaları ve mahkemelerin “değer kaybına ilişkin bilirkişi raporlarına bakıldığında, “piyasa rayiç bedelinin tsb türkiye sigorta birliği referans kasko değer listesinde aracın sigorta değeri bugün itibariyle fiyatının hesaplaması yapılarak gerek internet ikinci el araç satış sayfalarından, gerek ikinci el satış piyasasından, gerekse ilgili markada yetkili servislerin ikinci el satış departmanlarından yapılan araştırmalar sonucunda hasar tarihinde bahse konu araçla eşdeğer özellikte olup aynı geçmişe sahip araçların ikinci el satış fiyatının, eski hasarları da dikkate alınarak hesaplanması gerekmekte olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 27.01.2016 tarih, 2015/11245 Esas, 2016/1045 Karar sayılı ilamının ve yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 02.12.2015 tarih, 2015/5943 Esas, 2015/13188 Karar sayılı ilamlarının dikkate alınması gerektiğini, talebe konu aracın onarım sonrası satılmak istendiğinde; kazanın öncesine göre 2. el piyasa bedelinde ortaya çıkan fark, reel değer kaybı olarak öngörülmekte olduğunu, bu tanımın esas alınarak dava konusu aracın, piyasa koşullarındaki reel değer kaybının belirlenmesi yoluna gidilmiş olduğunu, işbu kaza sebebi ile davacıya ait araçta maddi hasar meydana gelmiş olup, ortaya çıkan hasar sebebi ile davacıya ait ... plaka sayılı araç bir süre tamirhane de onarımda kalmış olduğunu, bu süre içerisinde davacının aracını kullanmaktan mahrum kalmış olduğunu, söz konusu mahrumiyet sigorta şirketinin teminatı kapsamında bulunmadığından söz konusu zararın tazminden kusurlu araç sürücüsü ve maliki tek başına sorumlu olduğunu, Borçlar Kanunun 105.maddesine ''göre, bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir.' 'şeklinde olduğunu, davacının aracından mahrum kaldığı sürenin zararından kazaya kusuruyla sebebiyet veren araç sürücüsü ve maliki ... sorumlu olduğunu belirterek, davanın kabulüne, İtirazın iptaline ve takibin devamına, Asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

CEVAP

Davalının cevap dilekçesi sunmadığı ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, Davacının Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ...

E. Sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir.

Kayseri Genel İcra Dairesine, Nevşehir Vergi Dairesine, Türkiye Noterler Birliğine, Felahiye Mal Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.

Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... olduğu, borçlunun ... olduğu, takibin 35.000,00 TL ... değer kaybı (istenen yıllık adi kanuni faiz), 6.000,00 TL hasar sonrası araç mahrumiyet bedeli, 1.303,15 TL diğer faiz, 223,40 TL diğer faiz olmak üzere toplam 42.526,55 TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı, anlaşılmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup,

TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K)

TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır.

TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.

Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2017/3898 -5384 E-K) Nevşehir Vergi Dairesine yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, Göksel Uzlaştır'ın potansiyel mükellefiyet kaydının olduğunun bildirildiği ve Felahiye Mal Müdürlüğünün yazı cevabına göre davalının olay tarihinde tacir olmadığının belirtildiği görülmüştür.

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 2022/346 E, 2022/494 K sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/293 Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı Kamil Türk'ün 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan Kamil Türk'ün ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup, davanın itirazın iptali davası olması ile mutlak ticari dava olmadığı, dava dosyamız açısından Nevşehir ve Felahiye Vergi Dairesi’nin yazı cevabına göre davacının ve davalının tacir olmadığının belirtildiği, davacıya ait ... plakalı aracın hususi kullanım amacının olduğu ve bu hali ile ticari dava olmadığından, dava konusu yönünden Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu görülmüş ve görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.

Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş,

HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş,

HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;

1.HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,

2.Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,

3.Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.06/12/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu 2918 sayılı KTK'nın 46/2a maddesinden kusurlu olduğu görüş ve kanatindeyiz' şeklinde belirleme yapılmış olduğunu, söz konusu belirlemelerden görüleceği üzere yaşanan kazada ... plakalı araç sürücüsü ... kusurlu olduğunu, davacıya ait araç 2012 model olup daha önce hasarsız orijinal yeni bir araçken; mevcut kaza sebebiyle aracın bir kısım parçaları yenileriyle değiştirilmiş, bir kısım parçaları ise tamir görerek onarılmış olup, aracın gördüğü işbu kapsamlı tamir/onarım/boya/parça değişimi, yapılarak ikinci el piyasa rayiç değerinde ciddi bir düşüş yaşanacağı kaçınılmaz bir gerçek olduğunu, bu hususun Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2009/9892 E. 2010/3124 K. Sayılı kararında; “araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacı aracındaki değer kaybından, davalı sigorta şirketinin de limit dahilinde sorumlu olacağı gözetilerek …” denilerek, değer kaybının Z.M.S.S. teminatı dahilinde yer aldığı açıkça belirtilmiş olduğunu, yargıtay uygulamaları ve mahkemelerin “değer kaybına ilişkin bilirkişi raporlarına bakıldığında, “piyasa rayiç bedelinin tsb türkiye sigorta birliği referans kasko değer listesinde aracın sigorta değeri bugün itibariyle fiyatının hesaplaması yapılarak gerek internet ikinci el araç satış sayfalarından, gerek ikinci el satış piyasasından, gerekse ilgili markada yetkili servislerin ikinci el satış departmanlarından yapılan araştırmalar sonucunda hasar tarihinde bahse konu araçla eşdeğer özellikte olup aynı geçmişe sahip araçların ikinci el satış fiyatının, eski hasarları da dikkate alınarak hesaplanması gerekmekte olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 27.01.2016 tarih, 2015/11245 Esas, 2016/1045 Karar sayılı ilamının ve yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 02.12.2015 tarih, 2015/5943 Esas, 2015/13188 Karar sayılı ilamlarının dikkate alınması gerektiğini, talebe konu aracın onarım sonrası satılmak istendiğinde; kazanın öncesine göre 2. el piyasa bedelinde ortaya çıkan fark, reel değer kaybı olarak öngörülmekte olduğunu, bu tanımın esas alınarak dava konusu aracın, piyasa koşullarındaki reel değer kaybının belirlenmesi yoluna gidilmiş olduğunu, işbu kaza sebebi ile davacıya ait araçta maddi hasar meydana gelmiş olup, ortaya çıkan hasar sebebi ile davacıya ait ... plaka sayılı araç bir süre tamirhane de onarımda kalmış olduğunu, bu süre içerisinde davacının aracını kullanmaktan mahrum kalmış olduğunu, söz konusu mahrumiyet sigorta şirketinin teminatı kapsamında bulunmadığından söz konusu zararın tazminden kusurlu araç sürücüsü ve maliki tek başına sorumlu olduğunu, Borçlar Kanunu HMK md.114 TTK md.15 TTK md.4/1 HMK md.114/1 TTK md.19/2 TTK md.11 K6762 md.1463 K6102 md.5 HMK md.331/2 TTK md.5 K2918 md.105 K6102 md.11/2 K26589 md.10 K6335 md.2 TTK md.11/2 HMK md.20
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.