13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1563 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/63 Esas - 2020/674 Karar
TARİHİ: 09/12/2020
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili bankanın Çukurambar/Ankara Kurumsal Şubesi tarafından ... Tic. Ltd. Şti.'ne 09.07.2012 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca kredi kullandırıldığını, bu kapsamda yüklenici firma ... Ltd. Şti'nin ... 1.200 Kwp ... işini teminen davalı muhatap şirkete hitaben 01.06.2016 tarihli, 01.12.2016 tarihine kadar süreli avans teminat mektubunun verildiğini, sözkonusu teminat mektubunun süresinin aynı koşullarla lehdar ve muhatabın talebi doğrultusunda uzatıldığını, davalı şirketin 15.12.2016 tarihli yazısı ile teminat mektubunun nakde çevrilmesi için müvekkili bankaya başvurması üzerine bankanın güven müessesesi olması sebebiyle, söz konusu mektubun 16.12.2016 tarihinde tazmin edilmek durumunda kalındığını, tazmin işlemini müteakip teminat mektubundaki lehdar firmanın mektup konusu işin avans kısmının tamamlandığını ve muhatabın mektup konusu iş ile ilgili alacağının bulunmadığını ifade ettiğini, yazışma ve belglerin tetkikinden lehdar ve muhatap firmalar arasında imzalanan ve teminat mektubunun konusunu oluşturan işe ilişkin sözleşmenin 4.1.1 maddesi hükümleri uyarınca koşulların oluşması halinde avans teminat mektubunun iade edilmesi gerektiğinin, Tercan Noterliğince düzenlenen 12.12.2016 tarihli tutanak örneğinin tetkikinden belirtilen sözleşme hükmü uyarınca şartların yerine getirildiğinin anlaşılması üzerine muhatabın teminat mektubunu tazmin etme hakkı bulunmamasına rağmen tazmin talebinde bulunduğu anlaşıldığından muhatap davalıya ihtar keşide edilerek haksız tazmin edilen tutarın iadesinin istenildiğini ancak ciddi bir gerekçe ileri sürülmeden olumsuz yanıt verildiğini, teminat mektubunun lehdar ve muhatabın teminat mektubunun hangi koşullar altında iade edileceği hususunu sözleşmede kararlaştırdıklarını, sözleşmede belirtilen iade koşulları oluşmasına rağmen muhatap davalı firmanın sözleşme kapsamında alması gereken kesin teminat mektubunu almadığını veya alamadığını ve kesin teminat mektubu kapsamında talep edebileceği zararlarının oluştuğundan hareketle tazmin yoluna gittiğini, davalı muhatabın teminat mektubu ile talep edebileceği olası zararlarını bahane ederek avans teminat mektubunu tazmin etme imkanı bulunmadığını, buna rağmen tazmin talebinde bulunduğunu beyanla müvekkili bankadan haksız olarak tazmin edilen teminat mektubu tutarı olan 238.800 USD'nin tazmin tarihindeki TL karşılığı olan 841.053,60 TL'nin tazmin tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte müvekkili bankaya ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; iş bu davanın açılmasında davacı bankanın hukuki yararının bulunmadığını, davacı bankanın huzurdaki davada taraf sıfatına haiz olmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise ispata kabil, güvenilir ve hukuka uygun bir senet yokluğunda diğer taraftan müvekkili şirketin gerçekleştirdiği işlemlerin geçerliliği ve hukuka uygunluğu gözetilerek haksız davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 09/12/2020 tarih ve 2020/63 Esas - 2020/674 Karar sayılı kararında;"Dava; hukuki niteliği itibariyle, dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. İle davacı banka arasında yapılan 09/07/2012 tarihli kredi sözleşmesi kapmasında onun lehine davalıya verilen avans teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiği iddiasıyla, teminat mektubunu düzenleyen banka tarafından, teminat mektubunu nakde çeviren muhatap aleyhine açılmış bir alacak davasıdır.
Mahkememizce, 2018/1178 Esas - 2019/763 Karar sayılı 17/07/2019 tarihli kararı ile davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, iş bu kararımızın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2019/2393 Esas - 2020/110 Karar sayılı 30/01/2020 tarihli kararı ile; "...istinafa konu davada davacı bankanın taraf ehliyetininde aktif husumetinin olduğu anlaşılmakla İDM'nin davacının talebini esastan inceleyip değerlendirme yaparak dosyayı esastan karara bağlaması gerekirken davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığına yönelik tespiti ile dava şartı yokluğundan usulden reddi... Usul ve yasaya uygun olmayıp davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmüştür..." şeklinde kaldırılmıştır.
Davacı vekili, müvekkili bankanın kredi ilişkisi içinde bulunduğu dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.’nin talebi üzerine davalı firma adına avans teminat mektubu düzenlendiğini, davacı bankanın kendisini borçlu sayarak davalı tarafın tazmin içerikli yazısı üzerine davacı bankanın avans teminat mektubunu tazmin ederek 238.800,00 USD'yi muhatap davalı firmaya ödediğini, davalının sözleşmedeki koşullar gerçekleşmediği halde, yani risk gerçekleşmediği halde, haksız olarak teminat mektubunu nakde çevirdiğini ileri sürerek 238.800 USD'nin tazmin tarihindeki TL karşılığı 841.053,60 TL'nin, tahsil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ile kendisinin de aralarında bulunduğu Astronergy Türkiye İştirakları arasında 30/05/2016 tarihinde 15 ayrı mühendislik tedarik ve inşaat sözleşmesi (EPC Sözleşmeleri) yapıldığını, sözleşme kapsamında dava konusu teminat mektubunun düzenlendiğini, buna karşılık davalı şirketin avans bedelini lehtar dava dışı ... Tic. Ltd. şirketine ödediğini fakat ...Tic. Ltd. Şti.'nin sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükleri yerine getirmediğini, müvekkili şirketin ciddi şekilde maddi kayıplara uğramasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle müvekkili şirketin avans teminat mektubunu nakde çevirmek suretiyle tazmin etmek zorunda kaldığını savunmuştur.Öncelikle teminat mektubunun hukuki niteliğinin ortaya konulması gerekir: 13.12.1967 tarihli, 1966/16 E- 1967/7 K sayılı içtihadı birleştirme kararında ve aynı konudaki 11.06.1969 tarihli, 1969/4 E- 1969/6 K sayılı içtihadı birleştirme kararında, banka teminat mektuplarının hukuki niteliği itibariyle garanti sözleşmesi olduğu belirtilmiş olup, o tarihten buyana hukuki niteleme konusunda uygulamada ve öğretide görüş birliği sağlanmıştır. Buna göre, banka ile teminat senedinin muhatabı arasında garanti sözleşmesi mevcuttur. Anılan 1967 tarihli içtihadı birleştirme kararında, "...Bankanın sıfatı teminat veren olduğundan, taahhüdü esas sözleşmeyi yapan taraflardan ve esas akitten ayrı ve tamamen müstakildir. Bankanın taahhüdü lehtarın borcunun geçerliliğine ve varlığına bağlı olmaksızın garanti taahhüdü olarak tecessüm eder. Bir kimse, asıl borçlunun ileri sürebileceği itirazlara bakılmaksızın borcun yerine getirilmemesinden doğan zararın tazminini kabul etmesi halinde o kimseye garanti veren durumundadır. Üçüncü şahsın fiilini garanti eden, yani bu şahsın bir şey yapacağını başkasına vadeden şahıs müstakil bir taahhüt altına girmiştir." denilerek, teminat mektubunun hukuki niteliği açıklığa kavuşturulmuştur. Her iki içtihadı birleştirme kararında, teminat mektuplarının mahiyeti itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 110. maddesindeki (6098 sayılı TBK'nın 128.maddesindeki) üçüncü şahsın fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu belirtilmiştir.Bu açıklamalara göre, teminat mektubu düzenleyen banka ile garanti verilen muhatap arasında, muhatap ile lehtar arasındaki borç ilişkisinden bağımsız bir borç doğmaktadır. Yani, kefalet sözleşmesinde olduğunun aksine, garanti sözleşmesi feri nitelikte bir borç doğurmayıp, ayrı ve bağımsız bir borç doğurmaktadır (Kefalet sözleşmesiyle garanti sözleşmesi arasındaki farklar yönünden Yargıtay HGK'nun 04.07.2001 tarihli, 2001/19-534 E- 2001/ 583 K sayılı kararında ayrıntılı açıklama yapılmıştır.) Teminat mektupları kesin teminat mektubu, geçici teminat mektubu, avans teminat mektubu gibi çeşitli türlere ayrılmaktadır. Ancak tüm bu teminat mektubu türleri için yukarıdaki hukuki niteleme geçerlidir.Avans teminat mektubunun amacı, iş sahibinin işin süresinde bitirilmesi için yükleniciye avans olarak verdiği miktarın geri alınmasını garanti altına almak üzere düzenlenir. Yani, avans teminat mektuplarının konusu, müteahhide veya imalatçıya verilecek avansları bir bankanın garanti etmesiyle ilgilidir. Tedarikçi veya müteahhit tarafından yapılan hakediş bedelleri, daha önce alınan avansa mahsup edilerek avans karşılığının ifa edilmesi amaçlanır. Avans karşılığında müteahhidin hiç hakediş düzenlememesi, işi yapmaması gibi durumlarda, teminat mektubu nakde çevrilerek avans verenin alacağına kavuşması sağlanır. Ancak, avans teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrildiğini iddia ve ispat hakkı bankaya ait olmayıp, eser sözleşmesinin tarafı olan lehtara aittir. Banka, lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan itiraz ve defilere dayanarak ödeme yapmaktan kaçınamaz.Teminat mektubunu düzenleyen banka, muhataba, teminat mektubu bedelini, ilk talep anında ve hiç bir defi ve itiraz ileri sürmeksizin ödemeyi garanti etmiş, yani kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdünde bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere, garanti sözleşmesi, lehtar ile muhatap arasındaki sözleşme ilişkisinden bağımsız ve ayrı bir borç doğurur; yani, garanti sözleşmesinden doğan borç feri nitelikte değil, bağımsız bir borçtur. Bankanın, kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdünün bir sonucu olarak, muhatap ile lehtar arasındaki temel ilişkiye (örneğin eser sözleşmesine) ilişkin defileri ileri süremez. Banka, mutap ile lehtar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu, yürürlüğe girmediğini, sona erdiğini, kötü ifa edildiğini, borcun ödeme dışında sona erdiğini, ifa imkansızlığını, borçlunun ehliyetsizliğini, zamanaşımına uğradığını uğradığını iddia ve ispat edemez.Banka ancak bazı sınırlı hallerde teminat mektubu bedelini ödemekten kaçınabilirdi: Teminat senedi nakde çevrilmeden önce, lehtar tarafından, borcun ödendiğine, muhatabın garanti edilen alacağının sona erdiğine dair likit deliller ibraz edilmişse, örneğin noter onaylı bir ibraname ibraz edilmişse, banka ödeme yapmamalıdır. Bunun dışında banka, lehtarın soyut itiraz ve defilerine rağmen ödemeyi yapmalıdır. Eğer lehtar, garanti edilen alacağın her hangi bir nedenle sona erdiğini iddia ediyorsa, muhatap aleyhine açacağı bir davada, örneğin menfi tespit davasında, teminat senedinin nakde çevrilmesinin önlenmesi yönünde bir ihtiyati tedbir kararı almak suretiyle paraya çevirmeyi engelleyebilir. Yoksa, bankanın kendiliğinden lehtarın ileri sürebileceği defi ve itirazları araştırması ve bu nedenle muhataba ödeme yapmaktan kaçınması mümkün değildir. Çünkü bankanın garanti sözleşmesinden doğan borcu, lehtar ile muhatap arasındaki borç ilişkisinden bağımsız, ayrı bir borçtur.Somut olayda davacı, davalı muhatabın, her hangi bir alacağı bulunmadığı halde teminat mektubunu haksız olarak nakde çevirdiğini, lehtarın beyanlarına göre teminat mektubunun bedelsiz kalmasına rağmen nakde çevrildiğini iddia etmekte ise de bu tür defi ve itirazları ileri sürme hakkı dava dışı lehtara aittir. Lehtar, muhatapla arasındaki sözleşme ilişkisine (eser sözleşmesine) dayanarak açacağı davada, bu olgulara dayanarak menfi tespit veya alacak talebinde bulunabilir. Sözleşmelerin nispiliği prensibi gereğince, davacı banka, tarafı olmadığı sözleşmedeki defileri ileri süremez. Bu açıklamalar göre, davacı bankanın davalı muhataba yaptığı ödeme, kayıtsız şartsız banka teminat mektubunun dayanağı olan garanti sözleşme ilişkisine uygun olup, teminat mektubundaki lehdar dava dışı firmanın mektup konusu işin avans kısmının tamamlandığını ve muhatabın (davalının) mektup konusu işle ilgili alacağının bulunmadığına ilişkin iddiayı davacı ileri süremeyeceğinden, özetle, banka teminat mektubunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir riski garanti ettiği, bankanın teminat mektubu ile ilk yazılı talepte derhal ve gecikmeksizin ödeme taahhüdünde bulunduğu için rizikonun doğup doğmadığını incelemeksizin ödemede bulunacağı, bankanın tazmin taleplerinden ancak kendisine ait defileri ileri sürebileceği dikkate alındığında, davacının garanti sözleşmesine dayanarak davalıdan bir alacak talep etmesi mümkün değildir. (Yargıtay 19. HD.'nin 2016/14309 Esas 2017/2401 Karar sayılı, 23/03/2017 tarihli kararı; Yargıtay 11. HD'nin 2014/9027 E- 2014/15973 K sayılı, 20.10.2014 tarihli kararı).Diğer taraftan, davacının ödemesi garanti sözleşmesinin bir gereği olduğundan ve muhatabın lehtara bir avans ödemesi yaptığı da ihtilafsız olduğundan, davalının sebepsiz zenginleştiğinden de söz edilemez. Ancak, banka tarafından lehtar hakkında açılacak dava ve takibin semeresiz kalması ve aciz vesikası alınması halinde, bankanın muhatap aleyhine, şartları varsa, sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepte bulunabileceği düşünülebilir.Davacı, lehtar ile arasındaki kredi ilişkisine (kontrgaranti ilişkisine) dayanarak, lehtardan bu alacağını elbet de talep edebilir. Bu, kredi sözleşmesinin doğal bir sonucudur.
Yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamındaki delillere göre aşağıdaki şekilde davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce verilen red kararı maddi hukuka ilişkin ve esasa dair bir red kararı olup, her ne kadar bu sebeple davalı lehine nispi vekalet ücreti takdir etmek gerekiyorsa da; mahkememizin BAM incelemesi ile kaldırılan ilk kararında davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edildiği, davalı vekilinin de bu yönden kararı istinaf etmediği nazara alınarak; yine vekalet ücreti yönünden ve bu sebeple İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 'nin 2019/2430 Esas - 2020/282 Karar sayılı hükmünde de açıklanan gerekçe ile "aleyhe karar verme yasağı" nazara alınmak suretiyle davalı vekili lehine maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; dava konusu olan teminat mektubunun, davalı şirketin muhatap olduğu bir avans teminat mektubu olduğunu, davaya konu edilen teminat mektubunun, müvekkili bankanın Çukurambar/Ankara Kurumsal Şubesi tarafından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti’ye 09.07.2012 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi kapsamında verilen ve adı geçen şirketin yüklendiği ... 1.200 kWp Photovoltaic Power Plant işini teminen davalı muhatap ... Tic. Ltd. Şti.’ye hitaben düzenlenen ve aynı koşullarla süresi uzatılan 238.800-USD tutarında, 01.12.2016 tarihine kadar vadeli avans teminat mektubu olduğunu, mektup konusu işin dava dışı ... Şirketi tarafından yapılması üstlenilen ... 1.200 kWp ... işi olduğunu; Davalının 15.12.2016 tarihli yazısı ile “İlgili teminat mektubuna karşılık gelen 238.800 USD tutarındaki meblağın tümünün tarafımızca geri alınması gerekliliği hasıl olduğundan” gerekçesiyle teminat mektubunun nakde çevrilmesi için müvekkili bankaya başvuruda bulunduğunu ve bankanın güven müessesesi olması sebebiyle söz konusu mektubun 16.12.2016 tarihinde tazmin edildiğini, tazmin işlemini müteakip teminat mektubundaki lehdar şirketin (... Tic. Ltd. Şti) mektup konusu işin avans kısmının tamamlandığını ve muhatabın (... Tic. Ltd. Şti.) mektup konusu iş ile ilgili alacağının bulunmadığını ifade ettiğini; İlgili yazışma ve belgelerin tetkikinden lehdar ve muhatap şirketler arasında imzalanan ve teminat mektubunun konusunu oluşturan işe ilişkin sözleşmenin 4.1.1 maddesinin;“…Tesis sahibi banka teminat mektubunu aşağıda belirtilen safhaların tamamlanması üzerine yükleniciye geri vermeyi kabul, beyan ve taahhüt eder. a)Tel örgülerin ve kapıların kurulması b)Yapım alanının kazılması c)Yapım alanındaki mobilizasyon çalışması d)Yapım alanına 200 KW için uygun çelik konstrüksiyon getirilmesi “ hükmünü içerdiğinin anlaşıldığını, söz konusu sözleşme hükmü uyarınca yukarıda belirtilen koşulların oluşması halinde avans teminat mektubunun iade edilmesi gerektiğini, Tercan Noterliğince düzenlenen 12.12.2016 tarihli tutanaktan yukarıdaki maddelerde sayılan şartların yerine getirildiğinin anlaşıldığını; Teminat mektubunun avans teminat mektubu olduğunu, bu nedenle tazmin gerekçelerinin kısıtlı olduğu da dikkate alınarak, muhatabın teminat mektubunu tazmin etme hakkı bulunmamasına rağmen tazmin talebinde bulunduğu anlaşıldığından, bahisle muhatap davalıya ihtar keşide edilerek haksız tazmin edilen tutarın iadesinin istendiğini ancak ciddi bir gerekçe ileri sürülmeden olumsuz yanıt verildiğini, müvekkili bankanın teminat mektubu düzenleyerek soyut bir borç altına girmediğini, bankanın teminat mektubuna konu riskin gerçekleşmesi ve muhatap tarafından tazmin talebinde bulunulması halinde yalnızca teminat mektubunda belirtilen limitle sınırlı olmak üzere ödeme yapmakla yükümlü olduğunu;Teminat mektubunda belirtilen riskin gerçekleşmemesi halinde mektubun tazmininin istenemeyeceğini, keza gerçekleşen risk tutarının üzerinde tazmin talebinde bulunulamayacağını, gerçekleşen risk üzerinde tazmin talebinde bulunulması halinde haksız tazminin söz konusu olacağını ve bu durumda haksız tazmin talebinde bulunan muhatabın haksız olarak tazmin ettirdiği tutarı iade etmekle yükümlü olacağının açık olduğunu, aksi durumun, davalı muhatabın sebepsiz zenginleşmesi sonucunu doğuracağını;Aynı şekilde teminat mektubu konusuna girmeyen bir işlemden kaynaklanan alacağın da teminat mektubunun tazmini suretiyle istenemeyeceğini, teminat mektubu ile güvence altına alınan riskin gerçekleşmediği durumda bankanın ödeme yapmak zorunda olmadığını, böyle bir durumda mektubun vadesi uzatılmadı ise, muhatap tarafından teminat mektubunun iade edilmesi gerektiğini, mektubun iadesi üzerine banka tarafından risk çıkışı yapılacağını ve lehtar olan müşterinin de gayrinakdi borç riskinden kurtulacağını, davacı bankanın haksız tazmin edilen tutarı davalı muhataptan talep edebilmesi için öncelikle kefil/kefiller ve lehtara karşı mevcut tüm yasal yolları tüketmesi gerektiği iddiasının yerinde olmadığını, Yerel mahkemenin kararında;"....davacının ödemesi garanti sözleşmesinin bir gereği olduğundan ve muhatabın lehtara bir avans ödemesi yaptığı da ihtilafsız olduğundan, davalının sebepsiz zenginleştiğinden de söz edilemez. Ancak, banka tarafından lehtar hakkında açılacak dava ve takibin semeresiz kalması ve aciz vesikası alınması halinde, bankanın muhatap aleyhine şartları varsa sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepte bulunabileceği düşünülebilir..." şeklinde bir gerekçe ile davanın reddedildiğini;Müvekkili bankanın davalı firmadan talepte bulunabilmesi için dava dışı lehtar ... Şirketine karşı herhangi bir icra takibi başlatması veya dava açma mecburiyeti bulunmadığını, davalı şirket, müvekkili banka ile dava dışı ... Şirketi arasındaki kredi ilişkisine yabancı olup takip ve tahsilde sıra gözetilmesini talep hakkı bulunmadığını, müvekkili banka tarafından hangi takip yollarının kullanıldığı, ne oranda tahsilat yapıldığı, aciz vesikası alınıp alınmadığı, dava açılıp açılmadığı gibi hususların davalıyı ilgilendirmediğini, alacağın kısmen veya tamamen tahsil edilmesinin davalının haksız tazmin sebebiyle sebepsiz zenginleşmesini ve müvekkili bankaya karşı iade ile sorumlu olduğu miktarı da değiştirmeyeceğini, yargılamanın neticesine katkısı olmayacak bu talebin değerlendirilemeyeceğinin açık olduğunu;Teminat mektuplarında keşideci, lehtar ve muhatap arasında üçlü bir ilişki söz konusu olup keşideci bankanın lehtar ve muhataba birbirinden farklı sözleşmesel ilişkiye dayanarak başvuru yapma hakkını haiz olduğunu, Yerel mahkemenin kararında da belirttiği üzere teminat mektupları TBK'nın 128. maddesinde düzenlenen 3. şahsın fiilini taahhüt niteliğinde olup bu taahhüdün, mektup lehdarı ile muhatap arasındaki ilişki dışında kalan ve bankanın bağımsız bir borç yüklenmesi ilişkisi olduğunu, Yerel mahkemenin kararında da; "...teminat mektubu düzenleyen banka ile garanti verilen muhatap arasında, muhatap ile lehtar arasındaki borç ilişkisinden bağımsız bir borç doğmaktadır. Yani, kefalet sözleşmesinde olduğunun aksine, garanti sözleşmesi feri nitelikte bir borç doğurmayıp, ayrı ve bağımsız bir borç doğurmaktadır...." şeklinde teminat mektubunun hukuki niteliğinin garanti sözleşmesi olduğunun belirtildiğini; Somut olay bakımından keşideci bankanın dava dışı lehtar ile arasında kredi sözleşmesinden kaynaklı bir alacaklı-borçlu ilişkisi bulunduğunu, davalı muhatap ile banka arasında ise bir garanti sözleşmesinin söz konusu olduğunu, muhatabın dava dışı lehtardan talep ettiği garantinin bankanın düzenlediği teminat mektubu ile karşılandığını, mektubun verilmesiyle de banka ile davalı muhatap arasında yeni ve ayrı bir sözleşmesel ilişki kurulduğunu, müvekkili bankanın, haksız tazmin edilen teminat mektubu bedelini hem dava dışı lehtardan hem de davalı muhataptan talep hakkı bulunmakta olup başvuru için kanunen herhangi bir sıranın öngürülmediğini, yani bir nevi yarışan hakların söz konusu olduğunu, ayrıca bankanın mektup bedelini hem lehtardan hem de davalı muhataptan talep hakkına sahip olmasının davalı muhatabın yükümlülüğünde bir değişikliğe neden olmayacağını, Yerel mahkemenin red kararının sözleşmelerin nispiliği prensibi gereğince davacı bankanın, lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan defi ve itirazları ileri süremeyeceği gerekçesine dayandırıldığını, davacının düzenlediği avans teminat mektubunun tazmin edilmesini gerektirir durumun ortadan kalkması sebebiyle haksız tazmin edilen tutarın iadesini talep ettiğini;Teminat mektubunun düzenlenmesinin sebebini oluşturan esas olgunun, lehtarın herhangi bir avans borcunun bulunup bulunmaması olduğunu, dava dışı lehtar tarafından müvekkili bankaya yapılan başvuru ve Tercan Noterliği'nce tutanak altına alınan somut durum dikkate alınarak ortada teminat mektubu düzenlenmesini gerektirir herhangi bir somut durum kalmadığının tespit edildiğini, teminat mektubunun düzenlenme amacının ortadan kalkması sebebiyle bankanın da mezkur teminat mektubundan kaynaklı bir yükümlülüğünün kalmadığını, esasen mahkemenin kararında da bu durumun teyit edildiğini, Yerel mahkemenin kararında; "...Banka ancak bazı sınırlı hallerde teminat mektubu bedelini ödemekten kaçınabilirdi. Teminat senedi nakde çevrilmeden önce, lehtar tarafından, borcun ödendiğine, muhatabın garanti edilen alacağının sona erdiğine dair likit deliller ibraz etmişse, örneğin noter onaylı bir ibraname ibraz etmişse, banka ödeme yapmamalıdır..." gerekçesine dayanıldığını;Teminat mektubunun tazmin sebeplerinin ortadan kalkması sebebiyle tazmin edilmemesi gerektiği gibi, haksız tazmin edilen bir teminat mektubunun söz konusu olması halinde de tazmin edilen bedelin iade edilmesi gerektiğinin açık olduğunu, bu gerekçe ile müvekkili bankanın haksız tazmin edilen tutarın iadesini talepte haklı olduğunun bir kez daha ortaya konulduğunu, mektubun düzenlenmesine sebep olan durumun tazminden önce ortadan kalktığını, bu durumun tazminden sonra bildirilmesinin somut durumun tazmini gerektirmediği gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, tüm bunlardan da anlaşıldığı üzere davacının yaptığı ödemenin davalının sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu ve söz konusu tutarın iadesi için de işbu davanın açıldığını; Bir sözleşmede tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesi için sözleşmenin kurulmasına sebep olan olgunun devam ediyor olmasının gerekli olduğunu, somut olayda lehtarın avans borcunun bulunması halinde avans teminat mektubunun tazminini talep etmekte davalının hakkı olacağı gibi tazmini talep edilen mektup bedelini ödemenin de müvekkili bankanın garanti veren olarak yükümlülüğü olacağını, lehtarın davalıya karşı herhangi bir avans borcu kalmadığından bahisle davacı ile davalı arasında halen bir garanti sözleşmesi olsa dahi bankanın mektubu tazmin etme yükümlülüğü olmayacağını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2019 tarih, 2018/5348 E. 2019/1401 K. sayılı kararının bu duruma örnek olduğunu;Hukukumuzda teminat mektupları genel olarak üç grupta incelenmekte olup bunların geçici, avans ve kesin teminat mektupları olduğunu, dava konusu teminat mektubunun bir avans teminat mektubu olduğunu ve bu tür teminat mektubunun amacının, iş sahibinin işin süresinde bitirilmesi için yükleniciye avans olarak verdiği miktarın geri alınmasını garanti altına almak üzere düzenlendiğini, avans teminat mektuplarının konusunun müteahhide veya imalatçıya verilecek avansları bir bankanın garanti etmesiyle ilgili olduğunu, her bir teminat mektubunun ancak verilme amacına uygun düşen tazmin sebepleri ile tazmin edilebildiğini, davaya konu teminat mektubu bir avans teminat mektubu olup, mektubun nakde çevrilebilmesi için de türüne uygun olarak lehine teminat mektubu verilenin avans borcunun bulunması gerektiğini, çeşitli Yargıtay kararlarının da bu iddialarını doğruladığını, bunlara örnek olarak Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 02.11.2017 tarih 2017/1211 E, 2017/3766 K. sayılı kararının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18.2.2016 Tarih, 2015/5447 E, 2016/1672 K sayılı kararının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2014 Tarih, 2013/16432 E, 2014/18128 K sayılı kararının, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 21.6.2012 tarih, 2011/2901 E, 2012/4661 K. sayılı kararının, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2.4.2012 tarih 2011/4855 E, 2012/2168 K sayılı kararının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 7.10.2009 tarih, 2009/11-313 E, 2009/421 K sayılı kararının, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2003 Tarih ve 2002/6338 E. 2003/10892 K. sayılı kararının ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 24.06.2015 Tarih ve 2014/16964 E. 2015/9382 K. sayılı kararının, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06.03.2013 Tarih 2012/19784 E. 2013/3723 K. sayılı kararının verilebileceğini;Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğu üzere;•Teminat mektubu soyut borç ikrarını içermez.•Teminat mektubunun tazmin edilebilmesi için teminat mektubuna konu riskin gerçekleşmiş olması ve muhatabın geçerli bir tazmin talebinde bulunması gerekir. •Riskin gerçekleşmiş olması durumunda, muhatap mektup tutarı aşılmamak kaydıyla gerçekleşen risk tutarı kadar tazmin talebinde bulunabilir. •Teminat mektubuna konu riskin kısmen gerçekleşmesi halinde sadece gerçekleşen risk tutarı kadar tazmin talebinde bulunulabilir.•Teminat mektubuna konu iş dışındaki iş ve işlemlerden kaynaklanan alacaklar için teminat mektubuna dayanarak tazmin talebinde bulunulamaz.•Haksız tazmin talebinde bulunulması durumunda ödemeyi yapan banka söz konusu tutarı haksız tazmin talebinde bulunan muhataptan talep edebilir.Somut işbu dava konusu olayda teminat mektubuna konu işlemle ilgili olarak noter kanalıyla tespit yapılarak tutanak altına alındığını, teminat mektubunun lehdar ve muhatabının teminat mektubunun hangi koşullar altında iade edileceği hususunu sözleşmede kararlaştırdıklarını, sözleşmede belirtilen iade koşulları oluşmasına rağmen muhatabın (davalı) sözleşme kapsamında alması gereken kesin teminat mektubunu almadığı veya alamadığı ve kesin teminat mektubu kapsamında talep edebileceği zararların oluştuğundan hareketle tazmin yoluna gittiğini;İşbu davaya konu teminat mektubu avans teminat mektubu olup, kesin teminat mektubu ile fonksiyonlarının aynı olmadığını,davalı muhatabın avans teminat mektubu ile talep edebileceği bir zararı olmamasına rağmen avans teminat mektubunu tazmin etme imkanı bulunmadığını, muhatabın teminat mektubunu tazmin etme hakkı bulunmamasına rağmen tazmin talebinde bulunulduğunu, söz konusu işlemin haksız tazmin olduğunun anlaşılması üzerine haksız tazmin edilen tutarın iadesinin istendiğini ancak olumsuz yanıt verilmiş olup, işbu davanın açılması zorunda kalındığını, hem dava dışı lehtar tarafından davacı bankaya yapılan başvuru, hem de Tercan Noterliğince düzenlenen tutanak birlikte değerlendirildiğinde davalı muhatabın herhangi bir avans alacağının bulunmadığının anlaşıldığını, bu nedenle davalıya yapılan mektup tazmini ödemesinin iadesinin gerektiğini, müvekkili bankadan haksız olarak tazmin edilen teminat mektubu tutarı olan 238.800 USD’nin tazmin tarihindeki TL karşılığı olan 841.053,60-TL’nin tazmin tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini;Müvekkili banka tarafından teminat mektubunun haksız tazmini konulu birden fazla dava derdest olup hem Yerel mahkemede hem de istinaf ve temyiz aşamalarında bulunan dosyaların söz konusu olduğunu, bu dosyalarda Prof. Dr. ...'dan alınan görüş yazısında; "Avans teminat mektubu muhatabının, davaya verdiği cevap dilekçesinde açıkça ifade ettiği gibi, tazmin talebi, alınan avans karşılığı üstlenilen yükümlülüğün yerine getirilmemiş olması değil, sair ticarî ilişkilerden doğan zararın tazmini amacı ile yapıldığı, oysa teminat mektubunun, ancak güvence altına aldığı risk bağlamında güvence fonksiyonunu haiz olduğu, sair riskleri sebebi ile güvence fonksiyonu bulunmadığı, bu sebeple, ödeme talebinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu, Müvekkil Bankanın lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkiyi bildiği ve ilişkiyi nazara alarak teminat mektubunu tazmin etmesi gerektiği yönündeki iddianın nazara alınamayacağı, zira bankanın, lehtarın talebine uygun olarak mektup metnini hazırlayıp muhataba ulaştırdığı, Bankanın temel ilişkiye uygun teminat mektubu düzenleme yükümlülüğü bulunmadığı, Bankanın ancak kendisinden talep edilen şartlara uygun teminat mektubu düzenleyebileceği, Dolayısıyla, Bankanın yapmış olduğu ödemeyi, muhataptan talep etme hakkına sahip olduğunun" mütalaa edildiğini;Yine benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak yerel mahkeme tarafından verilen davanın reddi kararı üzerine yaptıkları istinaf başvurusu sonucunda Dairemizin 2020/991 E.- 2020/1089 K. sayılı 08.10.2020 tarihli kararı ile istinaf başvurularının kabul edildiğini ve "...Davacı banka, teminat mektubunun nakde çevrilme koşulları gerçekleşmediği halde davalının teminat mektubunu haksız olarak nakde çevirdiğini iddia ettiğine göre, gerek taraflar arasındaki garanti sözleşmesi ilişkisi gerekse sebepsi zenginleşme hükümleri uyarınca davalı şirkete karşı dava yöneltebileceğinden.." gerekçesi ile dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verildiğini, her ne kadar davacı banka davalı muhataba hitaben düzenlediği teminat mektubu bedelini, tazmin talebi üzerine derhal ve gecikmeksizin ödemekle yükümlü ise de, mektubun veriliş amacının ortadan kalkmasının işbu davada lehtarın avans borcu kalmaması halinde tazmin yükümlülüğünün de kalmayacağını, aksi durumun kabulü halinde, bankaların düzenledikleri teminat mektuplarını her durumda tazmin edecekleri, bir başka ifadeyle muhatapların mesnetsiz olarak mektubun tazminini talep edebilecekleri gibi kabul edilemeyecek bir sonuç doğacağını beyanla İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 09.12.2020 tarih ve 2020/63 E., 2020/674 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacı banka tarafından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ile yapılan 09.07.2012 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında muhatap davalıya verilen avans teminat mektubunun haksız olarak tazmin edildiğinden bahisle ödenen tazminatın davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Davacı banka, dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ile 09/07/2012 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca davalı muhatap şirket adına avans teminat mektubu düzenlendiğini, davalının talebi uyarınca mektup bedelinin tazmin edildiğini, teminat mektubunda lehtar durumunda bulunan dava dışı ... Şirketi tarafından mektup konusu işin avans kısmının tamamlandığı ve muhatap davalının mektup konusu işle ilgili alacağının bulunmadığının bildirilmesi ve 12.12.2016 tarihli Noter tutanağı uyarınca avans teminat mektubunun haksız olarak tazmin edildiğini beyan ederek tazmin edilen bedelin iadesini talep etmiş, davalı taraf, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının ve taraf sıfatının bulunmadığını, davacının, dava dışı lehtar ile aralarındaki sözleşmeye ve ilişkiye vakıf olduğunu, eğer tazmin koşullarının oluşmadığını değerlendiriyor ise en baştan ödemeyi apmaması, talebi reddetmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Somut olayda; davalı ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. arasında enerji santralı yapımına dair sözleşme (eser) ilişkisi bulunduğu, sözleşme kapsamında davalının, dava dışı ... yapacağı avans ödemelerinin karşılığında davacı bankanın, ... Tic. Ltd. Şti.'nin edimini yerine getirmemesi durumunda, talep halinde davalı muhataba avans miktarını ödemeyi dava konusu avans teminat mektubu ile taahhüt ettiği, bu hali ile taraflar arasında teminat mektubu düzenlenmesine esas garanti sözleşmesi ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Avans teminat mektubunun amacı, iş sahibinin işin süresinde bitirilmesi için yükleniciye avans olarak verdiği miktarın geri alınmasını garanti altına almaktır. Avans karşılığında müteahhidin hiç hakediş düzenlememesi, işi yapmaması gibi durumlarda, teminat mektubu nakde çevrilerek avans verenin alacağına kavuşması sağlanır. Ancak, avans teminat mektubunun haksız olarak paraya çevrildiğini iddia ve ispat hakkı bankaya ait olmayıp, eser sözleşmesinin tarafı olan lehtara aittir. Banka, lehtar ile muhatap arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan itiraz ve defilere dayanarak ödeme yapmaktan kaçınamaz. Teminat mektubunu düzenleyen banka, muhataba, teminat mektubu bedelini, ilk talep anında ve hiç bir defi ve itiraz ileri sürmeksizin ödemeyi garanti etmiş, kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdünde bulunmuştur. Bu nedenle muhatap ile lehtar arasındaki temel ilişkiye ilişkin defileri ileri süremez. Ancak; teminat mektubu nakde çevrilmeden önce, lehtar tarafından, borcun ödendiğine, muhatabın garanti edilen alacağının sona erdiğine dair delil ibraz edilmişse banka tarafından ödeme yapılmaması gerekir. Bunun dışında, bankanın kendiliğinden lehtarın ileri sürebileceği defi ve itirazları araştırması ve bu nedenle muhataba ödeme yapmaktan kaçınması mümkün değildir. Bu hali ile, davacı bankanın davalı muhataba yaptığı ödeme, avans teminat mektubunun dayanağı olan garanti sözleşme ilişkisine uygundur. Avansın hakedişlerle kapatıldığına dair iddiayı davacı ileri süremeyeceğinden, davacının garanti sözleşmesine dayanarak davalıdan bir alacak talep etmesi mümkün olmayıp Mahkemece aynı gerekçeler ile davanın esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.