13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1548 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2018/25 Esas - 2021/159 Karar
TARİHİ: 24/02/2021
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
ASIL DAVADA Davacı vekili 09/01/2018 tarihli dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı şirketin Yolcu Taşımacılığı hizmeti konusunda anlaştıklarını, bu anlaşma sonucu müvekkili şirketin ... Bankası Maçka Şubesine ait 31.12.2017 vade tarihli, ... seri numaralı, 20.000 TL bedelli, ... Bankası Maçka Şubesine ait 31.03.2018 vade tarihli, ... seri numaralı, 15.000 TL bedelli, ... Bankası Maçka Şubesine ait 30.04.2018 vade tarihli, ... seri numaralı, 15.000 TL bedelli ve ... Bankası Maçka Şubesine ait 31.05.2018 vade tarihli, ... seri numaralı, 30.000 TL bedelli 4 adet çeki davalı şirkete verdiğini, davalı şirketin taşıma borcunu yerine getirmediğinden Bakırköy ... Noterliği'nin 05.12.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar çekildiğini, davalı şirketin borçlarını yerine getirmemesinden dolayı, müvekkilinin vermiş olduğu çeklerin iadesini talep ettiğini fakat davalı şirketin işin yapıldığı iddiasında bulunarak çekleri geri vermediğini, davalı şirket gerekli hizmetleri vermediğinden müvekkilinin borcu bulunmadığını, çeklerin vadesi geldiğinde davalı lehtar ve varsa cirantaların çeki tahsil için bankaya ibraz etme ihtimalinin yüksek olduğunu, bu durumda müvekkilinin olmayan bir borcunun ödemesine ve mağduriyetine sebep olacağını, bu nedenle ... Bankası Maçka Şubesine ait 31.03.2018 vade tarihli, ... seri numaralı, 15.000 TL bedelli, ... Bankası Maçka Şubesine ait 30.04.2018 vade tarihli, ... seri numaralı, 15.000 TL bedelli ve ... Bankası Maçka Şubesine ait 31.05.2018 vade tarihli, ... seri numaralı, 30.000 TL bedelli olan çeklerin iptale ile müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine, dava sonuna kadar çekin ödenmemesine, çekin ciro edilmemesi ve bankada işleme tabi tutulmamasına ve ilgili çekler üzerine İİK'nun 72/2 maddesi gereğince ihtiyati tedbir konulmasına, çekin istirdatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinini davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 07/02/2018 tarihli cevap dilekçesi ile; davacının eksik harç yatırdığını, taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığını, davacının iş oldukça piyasadan araç temin ettiğini, müvekkili firmadan da zaman zaman otobüs, küçük otobüs ve minibüs talep etmekte olduğunu, ücrette anlaşma sağlandığında müvekkili firmanın araçlarını kiraladığını, kira bedeli olarak ödemeler yapıldığını, bu 4 adet çekin de kira bedeli olduğunu, ancak çeklere rağmen alacaklarının tamamının ödenmediğini, bakiye alacakları için İstanbul ...İcra Müdürlüğünde takip açıldığını, bu takiplere itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığını, aynı konudaki 20.000 TL'lik çek için davacı tarafından açılan menfi tespit davasının da halen devam ettiğini beyanla dava peşin harcının tamamlanmasını aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası ile bu davanın konusunun kısmen aynı olması sebebiyle dosyanın birleştirilmesine, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA Davacı vekili 09/01/2018 tarihli dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı şirketin Yolcu Taşımacılığı hizmeti konusunda anlaştıklarını, bu anlaşma sonucu müvekkilinin ... Bankası Maçka Şubesine ait 31.12.2017 vade tarihli, ... seri numaralı, 20.000 TL bedelli, ... Bankası Maçka Şubesine ait 31.03.2018 vade tarihli, ... seri numaralı, 15.000 TL bedelli, ... Bankası Maçka Şubesine ait 30.04.2018 vade tarihli, ... seri numaralı, 15.000 TL bedelli ve ... Bankası Maçka Şubesine ait 31.05.2018 vade tarihli, ... seri numaralı, 30.000 TL bedelli 4 adet çeki davalı şirkete verdiğini, davalı şirket taşıma borcunu yerine getirmediğinden Bakırköy .... Noterliği'nin 05.12.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar çekildiğini, ihtarnamede anlaşma karşılığı olan iş yapılmadığından hizmet bedeli olarak verilen 4 adet çekin iadesinin istendiğini, davalı şirketin bu ihtarnameye rağmen taşıma hizmetini yerine getirmediğini, 31.12.2017 vade tarihli, ... seri numaralı, 20.000 TL bedelli çekin tahsil edildiğini, davalı şirketin sözleşmesindeki taşıma borcunu yerine getirmemiş olmasından dolayı müvekkilinin sözleşmeden döndüğünü beyanla fazlaya ilişkin hak ve dava talepleri saklı tutarak müvekkilinin davalı şirkete yapmış olduğu 20.000 TL ödemenin vade tarihinden itibaren faiziyle iadesi ve vadesi gelen çekin teslimine, davalı şirketin kusurundan dolayı sözleşmeden dönüldüğü için oluşan zararların karşılanmasına, sebepsiz zenginleşmeden doğan hakların saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 25/01/2018 tarihli cevap dilekçesi ile; taraflar arasındaki sözleşmeden dönüldüğü için oluşan zararların karşılanması talep edilmiş olmasına karşın zararın ne olduğunun bildirilmediğini, oluşan zararın tespitinin de talep edilmediğini, davacının bu talebini netleştirmesi ve peşin harcın tamamlanması gerektiğini, davacının, dava dilekçesinde zikredilen müvekkiline verilen, ancak henüz vadesi gelmemiş olan çeklerin de iadesini talep ettiğini, davacının bu talebi ile borçlu olmadığını iddia ederek iade talebinde bulunduğunu, dava dilekçesinde açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte, davacının verilmiş olan çeklerle borçlu olmadığını iddia ettiğini, borçlu olunmadığına ilişkin talep menfi tespit davası hükümlerine göre değerlendirileceğinden ödenmiş çek haricinde geri kalan 3 çekin toplam miktarı olan 60.000 TL üzerinden peşin harcın tamamlanması gerektiğini, taraflar arasında bir sözleşme olmadığını, davacının organizasyon firmalarından aldığı taşıma işlerinde kendi araçlarının yetersiz kaldığı durumlarda, müvekkili firmadan işin gerektirdiği günler için otobüs, küçük otobüs ve minibüs talep ettiğini, ücret konusunda da anlaşılması halinde müvekkili firmanın araçlarını kiraladığını, davacının, müvekkilinden aldığı araçların tamamını anlaşma yaptığı ... acentasının işleri için kullandığını, davacının müvekkilinden ilk kez 17.05.2017 tarihinde araç kiraladığını, bu tarihten sonra ise davacının muhtelif tarihlerdeki talepleri ile 31.12.2017 tarihine kadar taraflar arasındaki ticaretin devam ettiğini, müvekkilinin 17.05.2017 tarihinden 31.12.2017 tarihine kadar, davacıya verdiği hizmetlerin karşılığı olarak 25 adet fatura kesildiğini, bu faturalardan müvekkilinin alacağı toplamının 106,490.08 TL olduğunu, yapılan bu işlere karşılık, davacının hizmet verilmediğini iddia ettiği ve toplam miktarı 80.000 TL olan çeklerin alındığını, ayrıca bir miktar paranın da müvekkili şirket veya müvekkili şirketin yetkilisinin şahsi hesaplarına yatırıldığını, müvekkili şirketin halen davacı firmadan cari hesap alacağının bulunduğunu, bu alacağının bir kısmını oluşturan 2 adet fatura bedeli için İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve ... E. sayılı dosyaları ile icra takipleri yapıldığını, davacının takiplere de itiraz ettiğini, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/94 E. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davası da açıldığını, davacı firma ile müvekkili arasındaki ticari ilişkileri gösteren fatura fotokopilerinin delil listesi ekinde sunulacağını, davacının kesilen faturalara itirazının olmadığını, bu sebeple davacının, dava konusu çeklerle borçlu olmadığına ilişkin iddiası ve 31.12.2017 tarihinde ödenen çek bedelinin iadesine ilişkin taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı vekilince Bakırköy ... Noterliğinin 05.12.2017 tarih ve ... sayılı ihtarı çekilerek, dava konusu çeklere ilişkin hizmet verilmediğinden bahisle çeklerin iadesinin talep edildiğini, bu ihtarnameye cevap olarak Beyoğlu .... Noterliğinin 08.12.2017 tarih ve ... sayılı cevabi ihtarının davacı vekiline gönderilerek davaya konu çeklerin yapılan hizmet bedellerine ilişkin alındığını, çeklere karşılık gelen hizmetlerin yapıldığını, ayrıca müvekkili şirketin davacı şirketten alacağı da olduğunu, ihtarnameye konu talep ve beyanları kabul etmediklerini bildirdiğini, bu karşılıklı ihtarname teatisinden sonra 31.12.2017 tarihli 20.000 TL çekin davacı tarafça ödendiğini, dava konusu çeklerin muhtelif tarihlerde alındığını, alındıkları tarih itibariyle müvekkilinin şirketin ticari defterlerine işlendiğini, bu çeklerin uzun vadeli çekler olması nedeniyle müvekkilinin bu çeklerin hepsini ... Bankası Zeytinburnu Şubesine teminat olarak vererek karşılığına kredi kullandığını, dava konusu çeklerin müvekkilinin elinde olmadığını, çeklerin iadesinin talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 24/02/2021 tarih ve 2018/25 Esas - 2021/159 Karar sayılı kararında; "Davacı vekili 21/02/2019 tarihli dilekçesinde; asıl davada talebinin üç çeke ilişkin olduğunu beyan etmiş olup, asıl davada dava dilekçesin incelendiğinde açıklamalar kısmında 4 adet çekin verildiği belirtilmesine karşın netice-i talep kısmında ... Bankası Maçka Şubesine ait 31.03.2018 vade tarihli ... seri numaralı 15.000 TL bedelli, 30.04.2018 vade tarihli ... seri numaralı 15.000 TL bedelli, 31.05.2018 vade tarihli ... seri numaralı 30.000 TL bedelli 3 adet çek yönünden borçlu olmadığının tespiti ve çeklerin iadesinin istendiği görülmekle;Asıl davanın; yolcu taşımacılığı sözleşmesi kapsamında davalının taşıma borcunun yerine getirilmediğinden bahisle sözleşme kapsamında davalıya verilen 4 adet çekten ... Bankası Maçka Şubesine ait 31.03.2018 vade tarihli ... seri numaralı 15.000 TL bedelli, 30.04.2018 vade tarihli ... seri numaralı 15.000 TL bedelli, 31.05.2018 vade tarihli ... seri numaralı 30.000 TL bedelli 3 adet çek yönünden borçlu olunmadığına ilişkin menfi tespit ve dava konusu çeklerin istirdadı talebine ilişkin olduğu; Birleşen davanın; yolcu taşımacılığı sözleşmesi kapsamında davalıya verilen ... Bankası Maçka Şubesine ait 31.12.2017 vade tarihli ... seri numaralı 20.000 TL bedelli çekin sözleşmeden dönülmesi nedeniyle iadesi ve davalıya yapılan ödemenin faiziyle birlikte iadesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Mahkememizce asıl ve birleşen dava yönünden yapılan yargılama sonunda tarafların iddia ve savunmaları ile yazılı ve sözlü beyanları, sunulan ve toplanan deliller, dosya kapsamında bulunan belgeler, alınan bilirkişi raporları kül halinde ele alınarak yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.
Davacı taraf davalı ile aralarında Yolcu Taşımacılığı Hizmeti konusunda anlaşma olduğunu iddia etmekte, davalı taraf ise cevabında davacı ile aralarında bir sözleşme olmadığı, davacıya araçlarını kiraladığı savunmasında bulunmuş olup, davalı delil dilekçesinde sunulan fatura açıklamalarında "...yapılan turistik yolcu taşıma ücretleri..." ifadelerinin yer aldığı görülmekle, davalının taşıma nedeniyle fatura kestiği, ihtilafın temelindeki ilişkinin taşıma işi olduğu, taraflar arasındaki yazılı olmayan sözleşmenin, davacının iddiasında belirttiği gibi yolcu taşıma hizmeti olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yargılama sırasında öncelikle 24/09/2018 tarihli celse 4 nolu ara karar doğrultusunda uyuşmazlık kapsamında tarafların defter kayıt ve belgeleri de incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosya ...'ten oluşan heyete tevdi edilmiş, yukarıda ayrıntılı olarak özetlendiği şekilde rapor sunulmuş, rapora karşı davacı ile davalı tarafın beyanları da dikkate alınarak Mahkememizin 06/02/2019 tarihli celse 4 nolu ara kararı ile yeni bir heyetten rapor alınması takdir edilerek dosya Mahkemece resen seçilen bilirkişiler ... ve taşıma konusunda uzman ...'den oluşan heyete tevdi edilmiş ve ikinci heyet de yine yukarıda ayrıntılı olarak özetlendiği şekilde raporlarını sunmuşlardır. Dosyaya sunulan her iki raporda tespitlerin benzer mahiyette olduğu, raporların birbirine aykırı hüküm ve değerlendirmeler barındırmadığı, zira her iki raporun da tarafların ticari defterleri ile dosyaya sunulan delillere dayandığı, özellikle her iki raporda da taraf defterleri arasındaki farkın sebepleri (davalı defterlerinde kayıtlı olan davacı defterlerinde kayıtlı olmayan faturalar, davacının yaptığı 7.000,00-TL tutarındaki ödemenin davalı defterine 5.000,00-TL olarak kaydedilmesi, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu 922,84-TL tutarındaki kısım, ...) konusunda aynı doğrultuda değerlendirmeler yapıldığı, raporların bu anlamda birbiriyle çelişmediği kanaatine varılmış olup, raporlar arasında, alacak-borç açısından tutar itibariyle farklı değerlendirmeler bulunmakla birlikte, ikinci heyetten alınan 02/04/2019 tarihli raporda, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı tarih, dava konusu çeklerin verildiği ve taraf defterlerine işlendiği tarihler ile ...'a teslim edildiği tarihler, çeklerin verildiği tarihler itibariyle hem davacı defterlerine göre hem de davalı defterlerine göre tarafların borç-alacak durumları, taraf defterleri arasındaki farkın miktar itibariyle en önemli sebeplerinden biri olan ve ikinci heyetin inceleme gününde davalı vekilince ibraz edilen 6 adet faturaya ilişkin teslim alan imzasının bulunmadığı ve dosyada teslime dair belgenin bulunmadığı hususlarında daha ayrıntılı ve denetime açık değerlendirmeler yapıldığı görülmüş, dosya kapsamında alınan her iki raporun ayrık değerlendirmeler barındırmaması, benzer tespitlerde bulunması, ikinci raporun ise, gerek Mahkememiz görevlendirmesi, gerek hizmetin ifasına ilişkin faturalar doğrultusunda değerlendirme, gerekse inceleme gününde sunulan belgeler dikkate alındığında daha ayrıntılı açıklamalar barındırması hususları göz önüne alınarak raporların kanaat verici nitelikte olduğu değerlendirildiğinden Mahkememizce 17/06/2020 tarihli celsede davalının yeni bir heyetten rapor alınması talebi yerinde görülmeyerek reddedilmiş ve sözlü yargılama aşamasına geçileceği ihtar edilerek sözlü yargılama için gün tayin edilmiş, duruşma 07/10/2020 tarihine bırakılmıştır.
Davacı vekili ve davalı vekilinin de hazır bulunduğu 17/06/2020 tarihli celsede sözlü yargılama aşamasına geçileceği ihtar edildikten sonra davalı vekili sunmuş olduğu 16/09/2020 tarihli beyan dilekçesinde; dosyaya bilirkişi raporu sunan ve raporlarında müvekkili aleyhine kasıtlı birtakım beyanlarda bulunan bilirkişiler ... hakkında İstanbul C.Başsavcılığının 2020/123497 soruşturma nolu dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek sözlü yargılamaya ilişkin ara karardan rücu edilerek dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine verilmesini talep etmiştir. İstanbul CBS Memur Suçları Soruşturma Bürosu'nun Mahkememize hitaben yazmış olduğu 2020/123497 CBS Sorusturma Dosyasına ilişkin, 15/09/2020 tarihli müzekkeresinde; Mahkemenizin 2018/25 Esas sayılı dosyasında bulunan bilirkişi görevlendirme tutanakları ve bilirkişi raporlarından bir örneğinin gönderilmesi istenmiş, talep edilen belgeler Mahkememizce 22/09/2020 tarihli yazı cevabı ile gönderilmiştir. 07/10/2020 tarihli celse ara kararı ile İstanbul CBS ye müzekkere yazılarak 2020/123497 soruşturma nolu dosyanın akıbetinin sorulmasına, soruşturmanın neye ilişkin olduğu ve tamamlanıp tamamlanmadığı hususunda mahkememize bilgi verilmesinin istenilmesine karar verilerek duruşma 24/02/2021 tarihine bırakılmasına karar verilmiş, ara karar doğrultusunda İstanbul CBS'ye yazılan 08/10/2020 tarihli müzekkereye ilişkin 08/10/2020 tarihli yazı cevabında 2020/123497 soruşturma sayılı dosyada müşteki şirket yetkilisi ...'in bilirkişiler ... ve ... hakkında İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/25 E. sayılı dosyasına sundukları bilirkişi raporunda gerçeğe aykırı beyanlar sebebi ile bilirkişilik görevini kötüye kullandıkları iddia ve şikayetinde bulunulduğu, soruşturmanın halen devam ettiği, henüz bir karar verilmediği bildirilmiştir.
Davalı vekili 02/11/2020 tarihli beyan dilekçesinde dosyaya rapor veren bilirkişiler ... hakkında görevi ihmal sebebi ile kamu davası açıldığını, bu nedenle dosyanın yeniden seçilecek üç kişilik bilirkişi heyetine verilerek yeniden rapor alınmasını talep ettiği, dilekçe ekinde İstanbul CBS Memur Suçları Soruşturma Bürosu 2020/123497 CBS Sorusturma no, 2020/31555 esas no 2020/19611 iddianame no'lu iddianamenin sunulduğu görülmüştür. İstanbul CBS Memur Suçları Soruşturma Bürosu'nun 13/11/2020 tarihli 2020/123497 CBS Sorusturma nolu 2020/19611 iddianame no'lu iddianame incelendiğinde; "...Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma kapsamında, 13.Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan raporda tarafların ticari defterleri usulüne uygun tutulmakla delil olarak kullanılabileceği kabul edilmiş ancak özensiz olarak hazırlanan raporda söz konusu hizmetin sunulmadığı yönünde kanaat ile faturalara konu taşıma veya araç tedariki yapıldığının sabit olmadığı görüş olarak ileri sürülmüş, gerekçesiz şekilde davalı yanın düzenlenen faturalar bakımından alacaklı olmadığının kesin olarak bildirildiği anlaşılmış olup görevin savsandığı kanaatine varılmıştır..." gerekçesiyle görevi ihmal suçundan kamu davası açılmasının talep ve iddia olunduğu görülmüştür.Mahkememizin 06/02/2019 tarihli celse 4 nolu ara kararı ile bilirkişiler ... ve ...'den; taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıç ve bitiş tarihi bu sürede davalı tarafından tanzim edilen faturaların tek tek tarih ve seri numaralarının tespiti, yeni bu sürede davacı tarafından yapılan ödemelerin tarihleri ile birlikte bildirilmesi, davalara konu çeklerin keşide tarihleri ve davalı defterlerine işlenme tarihi, somutta çeklerin davalıya verildiği tarihin tespiti, ve bu tarihte davalının alacağının olup olmadığı tespiti, sonuca göre çeklerin verildiği tarihin hizmetin öncesinde mi sonrasında mı olduğunun tespiti, buna göre hizmetin verilmesinden önce ise çeklerin avans olarak verildiğinin ispat yükü davacı üzerinde olmakla, davacının delillerine göre değerlendirme yapılması, hizmetin ifasından ve faturaların tanziminden sonra çeklerin verildiğinin anlaşılması halinde bu kez hizmetin verildiğinin davalının ispat yükü altında olduğu nazara alınarak davalının sunduğu delillere göre alacağı doğuran hizmetin verilip verilmesinin tespiti, faturaların tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmemiş ise fatura içeriğinin kadri maruf olup olmadığı hususunda rapor tanzimi istenmiş, sunulan 02/04/2019 tarihli raporda taraflar arasındaki ticari ilişkinin her iki tarafın defter kayıtlarına göre 17/05/2017 tarihinde başladığı, davacı defter kayıtlarına göre bitiş tarihinin 31/10/2017, davalı defter kayıtlarına göre bitiş tarihinin 30/12/2017 olduğu, raporda yer alan tablo 2 ve tablo 4 ile sonuç 4.kısımda davalı tarafından tanzim edilen faturaların tek tek tarih, seri numaralarının belirtildiği, davacı tarafından yapılan ödemelerin belirtildiği hatta çeklerin verildiği tarihlere göre tarafların alacaklı borçlu olduğu tutarların ayrı ayrı belirtildiği, tablo 3'te ve devamındaki açıklamada davalara konu çeklerin çek numaraları, tutarları, keşide tarihleri, davacı ve davalı defterlerine kayıt tarihleri, bankaya teslim tarihleri, bedellerinin davalı hesabına aktarılma tarihlerinin belirtildiği, ilk çekin verildiği tarihte davalının verilen çek bedelinden daha az tutarda alacaklı (çek bedeli 20.000,00-TL iken davalı bu çekin verildiği tarihte davacıdan 6.077,17-TL alacaklı) olduğu ve ilk çekin verilmesiyle davalının davacıya borçlu hale geldiği, böylece çeklerin henüz hizmet alınmadan evvel avans olarak verildiğinin tespit edildiği, faturaların üzerinde teslim alan imzasının bulunmadığı ve bu faturaların davacı şirkete teslim edildiğine dair dosyada herhangi bir belgeye rastlanmadığının belirtildiği görülmekle, raporda bilirkişilerce, Mahkememiz tarafından istenen her hususun raporda değerlendirildiği ve açıklandığı, ayrıca yapılan tespit ve kanaatlerinin takdirinin Mahkememize bırakıldığı görülmüştür. 02/04/2019 tarihli raporda hizmetin ifasına ilişkin incelemeler başlıklı kısımda söz konusu 6 adet fatura bakımından işin görülmesi hususunun dosyada sabit olmadığı, taralar arasında sözleşmenin sürdüğü ve davacının davalı yana bu faturalara konu taşıma ve araç tedarikini yaptığının sabit olmadığı, davacının tek yanlı olarak düzenlediği faturalar ile alacak iddiasının dosya kapsamına uygun olmadığı değerlendirmelerinde bulunulmuş olup dava ve cevap dilekçelerinden başlamak üzere taraflarca sunulan tüm beyanlardan, alınan raporlardan tarafların defterleri kapsamında yapılan incelemeden, bu faturaların davalı tarafından düzenlendiği hususu tereddüte yol açmayacak şekilde anlaşılmakla ve raporun bu kısmında davacının davalı, davalının da davacı olduğu anlaşılmakla, yapılan yazım yanlışı maddi hata olarak değerlendirilmiştir. Dosyaya sunulan davalı tarafın beyanlarında raporun bu nedenle kendi içinde çeliştiği belirtilerek yeni bir rapor alınması istenmişse de ve yine dosyaya sunulan iddianamede bu husus şikayet konusu yapılmışsa da, bu husus Mahkememizce maddi hata olarak değerlendirildiğinden, kaldı ki Mahkememiz işbu dosyasında asıl davanın 2018/25 esas birleşen davanın İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/30 esas sayılı dosyası olmasına rağmen davalının sunduğu uzman görüşünde dahi asıl dava ve birleşen davanın yanlış yazıldığı, bunların yerinin de değiştirilmesinin gerektiği, buradan anlaşılacağı üzere yargılamalar sırasında gerek sunulan dilekçelerde, gerek raporlarda gerek kararlarda bu şekilde yazım hatalarının yapılabildiği, yargılama sırasında dahi Mahkemece yazı ve hesap hatası yapılabileceği gibi hükümde yapılan açık yazı hesap hatalarında dahi 6100 sayılı HMK'nın 304-305.maddelerine göre tashih ve tavzih imkanı tanındığı, bu nedenle raporda yapılan yazım hatası nedeniyle raporun kendi içerisinde çeliştiği söylenemeyeceğinden ve rapor bir bütün olarak değerlendirildiğinde yapılan tespitler yönünden çelişki bulunmadığı, yine yukarıda değinildiği üzere dosyaya sunulan her iki raporda benzer tespit ve değerlendirmeler yapılması, raporların birbirine aykırı hüküm ve değerlendirmeler barındırmaması, iki raporda da taraf defterleri arasındaki farkın sebepleri konusunda bencer değerlendirmeler yapılması, raporlar arasında salt miktar itibariyle farklı sonuçlara ulaşılması üçüncü bir heyetten rapor aldırmayı gerektirmeyeceği kanaatine varılması, ikinci heyetten alınan raporun daha ayrıntılı ve denetime açık olduğu, Mahkememiz görevlendirmesinde istenen hususları değerlendirmesi hususları göz önüne alınarak raporların kanaat verici nitelikte olduğu değerlendirildiğinden davalı vekilinin çelişkinin giderilmesi için yeniden rapor alınması talebi yerinde görülmemiştir. Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Fatura düzenlenmesi tek başına fatura içeriği hizmetin ifa edildiğini de kanıtlamaz. Ayrıca tek taraflı olarak düzenlenen faturanın faturayı düzenleyen davalının kendi defterlerine kaydedilmiş olması da alacağının varlığını ispatlamaz. Söz konusu faturalara ilişkin taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır. Somut olayda her iki tarafın tacir olması nedeniyle tutmakla yükümlü oldukları defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, düzenlenen raporda, davalının düzenlediği faturalar davalı defterinde kayıtlı olduğu, ancak davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, taraf defterleri arasındaki uyumsuzluğun bundan kaynaklandığı, ayrıca 6 adet faturanın sunulan BA formlarında ve KDV beyannamelerinde de mevcut olmadığının tespit edildiğinden, fatura içeriği hizmeti ifa edildiği hususunu faturayı düzenleyen davalının usulüne uygun delillerle kanıtlama yükümlülüğü bulunmakta olup, davalı tarafça ibraz edilen 6 adet faturada teslim alan imzasının bulunmadığı, ayrıca faturaların davacıya teslim edildiğine dair dosya kapsamında belge bulunmadığından davalının tek taraflı düzenlediği faturalar nedeniyle alacak iddiasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Davalı tarafça sunulan whatsapp yazışmalarında yer alan tarihlerin, davacının davalı ile aralarındaki ticari ilişkinin bittiğini belirttiği 31/10/2017 tarihinden sonrasını kapsadığı görülmekle beraber, ... olarak görünen kişinin davacı şirket yetkilisi olup olmadığı veya davacı şirketle iş ilişkisi bakımından bağı olup olmadığı anlaşılamadığından ve kişinin ismi dışında herhangi bir bilgisi de bulunmadığından salt yazışmalardaki bilgilerle bu husus araştırılamayacağından, ayrıca dosya kapsamında ticari ilişkinin 30/12/2017 tarihine kadar devam ettiğine dair başkaca bir delil/belge bulunmadığından taraflar arasındaki ticari ilişkinin 30/12/2017 tarihine kadar devam ettiğine dair davalı savunmasına itibar edilmemiştir.Netice olarak; tarafları arasındaki ilişkinin başladığı tarihin 17/05/2017 olduğu, taraf defterlerinde bu hususta ihtilaf olmadığı, ticari ilişkinin bitiş tarihinde ihtilaf olmakla birlikte faturalar ile whatsapp yazışmalarına ilişkin yukarıda ayrıntılı değerlendirmeler dikkate alındığında; dosya kapsamında ticari ilişkinin 30/12/2017 tarihine kadar devam ettiğine dair bir delil/belge bulunmadığından taraflar arasındaki ticari ilişkinin bittiği tarihin 31/10/2017 olduğu, alınan ve yukarıda ayrıntılı olarak özetlenen 02/04/2019 tarihli raporda; 31/10/2017 tarihi itibariyle davacının davalıdan 65.515,14-TL alacaklı olduğu tespit edildiğinden, ilk çekin verildiği tarihte davalının verilen çek bedelinden daha az tutarda alacaklı (çek bedeli 20.000,00-TL iken davalı bu çekin verildiği tarihte davacıdan 6.077,17-TL alacaklı) olduğu ve ilk çekin verilmesiyle davalının davacıya borçlu hale geldiği, böylece çeklerin henüz hizmet alınmadan evvel avans olarak verildiğin tespit edildiğinden davacının asıl ve birleşen davaya konu çeklerin toplamı olan 80.000,00-TL 'nin 65.515,14-TL tutarındaki kısmından dolayı davalıya borçlu olmadığı, 31/03/2018 tarihli ... seri nolu 15.000,00-TL bedelli; 30/04/2018 tarihli ... seri nolu 15.000,00-TL bedelli; 31/05/2018 tarihli ... seri nolu 30.000,00-TL bedelli çeklerin dava devam ederken ödendiği, asıl dava yönünden davanın istirdat davasına dönüştüğü, 31/12/2017 tarihli ... seri nolu 20.000,00-TL bedelli çekin ise dava tarihinden önce ödendiği anlaşılmakla 65.515,14-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 31/12/2017 tarihli ... seri nolu 20.000,00-TL bedelli çek ise dava tarihinden önce ödendiğinden 20.000,00-TL ye dava tarihi olan 09/01/2018 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, toplam 65.515,14-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya dair talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur." gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davalı vekili asıl ve birleşen davaya yönelik olarak sunduğu istinaf dilekçesi ile; Mahkemenin haklarında aynı rapor sebebi ile görevi kötüye kullanma suçundan dava açılmış bilirkişilerin raporlarına dayanarak karar verdiğini, bu husus son derece yanlış olup, haklarında dava açılan rapor sebebiyle o raporu dayanak alarak karar vermesinin hukuken yanlış olduğunu, adalet duygusuna da zarar verdiğini, şaibeli rapora dayanılarak karar oluşturulması sebebiyle kararın kaldırılmasını gerektiğini, bilirkişilerin vermiş olduğu raporda, sadece taraf defterlerini incelediğini, bunun yanı sıra delil listesinde ve dilekçe eklerinde sundukları hiç bir evrakı incelemediklerini, olay dava konusu çeklere ilişkin olarak müvekkili tarafından taşıma hizmeti verilip verilmediği verilen hizmetlere karşılık olarak dava konusu çeklerin alınıp alınmadığı noktasında düğümlendiğinden bahisle bilirkişinin sadece ticari defterleri incelemesinin yeterli olmadığını, davalı ticari defterlerini inceleme günü de mahkeme kaleminde hazır edemediğini, bilahare sonradan incelendiğini;Ticari defterlerde çeklerin taraflarca işlendiği belirtilmesine rağmen, bu çeklerin hangi tarihte müvekkiline verildiği veya müvekkilince hangi tarihte defterlerine işlendiğinin açıklanmadığını, davacı çeklerin Ekim 2017 tarihindeki kazadan hemen önce verildiğini beyan etmekte ise de, dosyaya sundukları delil dilekçesi ekinde, ... Bankası Zeytinburnu Şubesinden alınan ve çeklerinde bulunduğu hesaba ilişkin ekstre ve davacı şirketten alınan ekstrede, çeklerin hangi tarihte verildiğinin son derece açık olduğunu;Davacı tarafından verilen 31.12.2017 vadeli çekin 29.08.2017 günü alındığını, 31.03.2018 ve 30.04.2018 vadeli 15.000'er TL bedelli çeklerin 25.09.2017 tarihinde verildiğini, en son verilen çekin ise 31.05.2018 vadeli 30.000 TL bedelli çek olduğunu, bu çekin 27.10.2017 tarihinde verildiğini, bu çeklerin tamamının müvekkili tarafından alındıkları günde ... Zeytinburnu Şubesine telim edildiğini, karşılığında kredi kullanıldığını, kazanın 29.10.2017 günü meydana geldiğini, dosyaya sundukları gerek banka ekstresi gerekse davacı şirketin bilgisayar çıktılarından ve dosyaya ibraz edilen faturalardan anlaşılacağı üzere, davacının, müvekkiline olan borcunun 27.10.2017 tarihi itibariyle 28.515,13.TL olduğunu, davacının bu borcu sebebiyle, 27.10.2017 günü, vadesi 31.05.2018 olan 30.000 TL bedelli çekin taşıma hizmeti devam ettiğinden bahisle davacıdan alındığını, bilirkişinin ... ekstresini incelemeden sadece taraf defterlerini inceleyerek rapor oluşturduğunu, davaya konu çeklerin verilme tarihlerinin raporda eksik kaldığını, davacının dava konusu çekleri, 29.10.2017 tarihindeki kazadan hemen önce verildiğini iddia ettiğine göre bilirkişinin dosyada mevcut ekstreleri de inceleyerek hangi tarihte davacının borcunun ne olduğunun çeklerin hangi tarihte verildiğinin de izahı ve tespiti gerektiğini, raporun bu yönü ile eksik kaldığı halde ve bu konuda yeniden rapor alınması taleplerine rağmen Mahkemece ek rapor aldırılmadığını;Bunun yanı sıra, taraflar arasında yolcu taşıma işi için araç tahsisi yapılıp yapılmadığına ilişkin taraflar arasında bir mutabakat yok ise de, çekler harici yapılan ödemelerin, davacı şirket yetkilisi ...'ın müvekkili şirket yetkilisine çektiği mesajlar, turist taşıma işinde dosyaya sundukları rehberlere verilen paralar dikkate alındığında, müvekkilinin otobüs tahsis ettiği, kesilen fatura bedellerinin yükselmesi üzerine belirli tarihlerde, dava konusu çekleri aldığı, tahsil edilen çekler, hesaba yapılan ödemeler neticesinde davacının halen müvekkiline borçlu olduğunun açıkça anlaşıldığını, buna ilişkin bütün yazışmalar ve belgeler dosyada mevcut olduğu halde yanlı bilirkişi raporuna göre karar oluşturulmasının kararın kaldırılması sebebi olduğunu; Müvekkilinin ticari iş için gönderilen bütün ödemeleri, ticari defterlerine kaydettiğini, ticari iş haricinde müvekkili yetkilisinin şahsi hesabına gönderilen paraların ticari iş ile kesilen faturalar ile ilgisi olmayan ödemeler olduğundan bahisle bunların TTK çerçevesinde ticari defterlere işlenmediğini, davacının müvekkilinin gönderdiği faturaları kendisine göre işleyerek 29.10.2017 de meydana gelen trafik kazasından sonra, müvekkilinin hizmetlerine ilişkin hiç bir faturayı kendi ticari defterlerine işlemediğini, kesilen faturalarda, yapılan işler, hangi otobüs ile yapıldığı, otobüsün plakası, modeli ve şoförün ismine kadar yazılı olduğunu, bu sebeple bilirkişinin, taraflar arasındaki bütün ticari ilişkiyi ve kesilen faturaları, gelen kayıtları incelemeden rapor hazırlamasının hatalı olduğunu, bu hususa itiraz etmelerine ve yeniden itiraz ettikleri konularda rapor alınmasını talep etmelerine rağmen Mahkemenin hatalı ve yanlı bilirkişi raporuna dayanarak karar oluşturmasının hatalı olduğunu;Davacının müvekkilinden ilk defa 17.05.2017 tarihinde araç kiraladığını, bu tarihten sonra davacının muhtelif tarihlerdeki talepleriyle 31.12.2017 tarihine kadar taraflar arasındaki ticaretin devam ettiğini, müvekkilinin 17.05.2017 tarihinden, 31.12.2017 tarihine kadar, davacı firmaya verdiği hizmetlerin karşılığı olarak 25 adet fatura kestiğini, bu faturalardan müvekkilinin alacağının toplam 106,490.08 TL olduğunu, yapılan bu işlere karşılık davacının karşılığında hizmet verilmediğini iddia ettiği ve toplam miktarı 80.000 TL olan çeklerin alındığını, ayrıca bir miktar paranın müvekkili şirket veya müvekkil şirketin yetkilisinin şahsi hesaplarına yatırıldığını, davacının dava tarihine kadar çalışılan süre içinde sadece son aylarda kesilen 2 adet faturayı iade ettiğini, bunun dışında başkaca iade ettiği bir fatura olmadığını, buna rağmen bilirkişilerin raporlarında bu hususu da göz ardı ederek, alacağa konu hizmetin verilmediğini beyan ettiklerini, bilirkişi raporuna itirazlarına rağmen Mahkemece bu itirazların da göz ardı edilerek hatalı ve şaibeli rapora göre karar verildiğini, bu sebeple kararın kaldırılması gerektiğini beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve ödenen çek bedellerinin istirdadı, birleşen dava borçlu olunmadığı halde ödendiği iddia olunan çek bedelinin istirdadı talebine ilişkindir. Asıl ve birleşen davada davacı taraf, davalı ile aralarında araç kiralamasına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda davalıya toplam 80.000 TL bedelli 4 adet çek verildiğini, çek bedellerine karşılık davalının hizmet vermediğini beyan ederek borçlu olmadığının tespiti ile davadan önce ve dava sırasında çekler tahsil edildiğinden tahsil edilen bedellerin istirdadına karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf davacının çekleri araç kiralama hizmetinin karşılığı olarak verdiğini, çeklere rağmen cari hesapta alacağının bulunduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, asıl ve birleşen davada davalı vekili her iki davada verilen karar yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 2 ayrı rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir.
Davalı vekilince ileri sürülen, hükme esas alınan 2. bilirkişi raporunu tanzim eden bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve haklarında kamu davası açıldığı, bu nedenle raporun hükme esas alınamayacağına yönelik istinaf sebebi yargılama sırasında sunulan dilekçeler ile de ileri sürülmüş, Mahkemece verilen kararda gerek bilirkişi raporuna itiraz olarak ileri sürülen sebepler, gerekse bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağına dair itirazlar gerekçelendirilmek suretiyle karşılanmıştır.
HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulunulması veya kamu davası açılmış olması, Mahkemece denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilen raporun delil olarak kabul edilmesine engel teşkil etmemektedir. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında 17.05.2017 tarihinden itibaren araç kiralama/taşıma hizmetine dair ticari ilişki bulunduğu noktasında ihtilaf bulunmamakta olup, davacı taraf davalıya avans çeki verdiğini ve karşılığında hizmet verilmediğini iddia etmekte olduğundan çeklerin avans olarak verildiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Her ne kadar davalı taraf bilirkişi raporunda çeklerin taraflarına verildiği tarihin tespit edilmediğini, banka ekstrelerinin de incelenmesi ile bu hususun tespit edileceğini iddia etmiş ise de, bilirkişi heyetince tarafların usulüne uygun şekilde tutmakta oldukları ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde çeklerin ticari defterlere kaydedildiği, dolayısıyla davalı tarafa verildiği tarihler tespit edilmiş, buna göre çeklerin verildikleri tarih itibariyle davacının davalıdan alacaklı olduğu, bu minvalde çeklerin avans olarak verildiği mütalaa edilmiştir.
Davalı vekilince sunulan dilekçelerde de çeklerin tamamının, davalı tarafın alacaklı olduğunu iddia ettiği 31.10.2017 ila 30.12.2017 tarihleri arasında düzenlenen faturalardan önce verildiği ikrar edilmiştir. Buna göre davacı taraf çeklerin avans olarak verildiğini ispat etmiş olup bu noktada ispat yükü avans çeklerine karşılık hizmet verildiğini iddia eden davalı tarafa geçmiştir.Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Davalı taraf, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 31.10.2017 tarihinden sonra da devam ettiğini iddia ederek 6 adet faturaya dayanmış, bilirkişi heyetince de tarafların ticari defterlerindeki farklılığın esasen bu faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Faturaların davacıya tebliğ edildiğine dair bir delil sunulmamış, davacı tarafından ilgili vergi dairesine BA formu ile bildirilmemiş, ayrıca 18.12.2017 tarihli fatura davacı tarafından süresi içerisinde davalıya iade edilmiştir.
Davalı taraf faturalara konu araç kiralama/taşıma hizmetinin verildiğinin ispatı mahiyetinde bir kısım mesajlaşma kayıtları ibraz etmiş ise de, Mahkemece de kabul edildiği üzere yazışmalardan açık bir şekilde davacı şirket ile yapıldığı ve fatura konusu hizmetlere ilişkin olduğu anlaşılamamaktadır.
Davacı tarafından ilk kez istinaf aşamasında sunulan ve doğrudan sonuca bir etkisi bulunmayan belgeler HMK'nın 357. maddesi kapsamında Dairemizce delil olarak değerlendirmeye alınmamıştır. Buna göre davalı taraf fatura konusu hizmetin verildiğini ispat edemediğinden, Mahkemece asıl ve birleşen davaya konu avans çek bedellerinin karşılıksız kalan kısımları yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.