1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (İtirazın İptali (Havaleden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... şirketinin ... merkezli bir şirket olduğunu, dünya çapında çeşitli ticari ürünlerin ithalat ve ihracatı ile iştigal ettiğini, davalı ... Ltd.Şti vasıtasıyla Türkiye'den tekstil ürünleri ithal etmek istediğini, davalı ile yapılan görüşmeler sonucunda davalının ... ... Şubesi'ndeki hesabına iki ayrı tarihte para transferi gerçekleştirdiğini, yapılan para transferlerine rağmen davalı şirket tarafından müvekkiline hiçbir ürün teslimatı yapılmaması üzerine davalı şirket aleyhine icra takipleri başlatıldığı, ilk para transferi için .... İcra Dairesi'nin 2022/... E sayılı dosyası ile ikinci para transferi için ise .... İcra Dairesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası ile geri ödeme istendiğini, davalının müvekkili tarafından 09.05.2021 tarihinde hesabına gönderilen 116.250 Euro'yu iade etmemesi ve icra takibine haksız şekilde itiraz etmesi nedeni ile iş bu davanın açıldığını, müvekkili şirketin ... Şubesi'ndeki hesabından davalı şirketin ... ... Şubesi'ndeki ... numaralı hesabına 09.05.2021 tarihinde 116.250 Euro para transferi gerçekleştirmiş olduğu banka dekontları ile sabit olduğu, dekont açıklamasında "Satın Alınan Mallar- İthal-CIF (Bedel-Sigorta-Navlun)" yazılmak suretiyle ödemenin mal alımı için yapıldığının görüldüğü, davalı şirketin müvekkili tarafından ödemesi yapılan ürünlerin sevkiyatının Libya'ya yapıldığını iddia ettiğini, ancak müvekkili şirketin ... merkezli bir şirket olduğunu, Libya ile bir bağlantısının bulunmadığı, davalıya ürünlerin üçüncü kişiye teslim edilmesine yönelik bir talimat verilmediği, davalıya ödeme yapan ve ürünleri teslim alamayan müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemeyi geri istediği, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız ve yersiz olduğunu belirterek, itirazın iptali ile davalının % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Türkiye'de ticari faaliyetlerinin bulunmamasından dolayı harca esas tutarın %15 oranında teminat yatırması gerektiğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin merkezi Libya'da bulunan ... firmasına farklı tarihlerde dilekçe ekinde sunduğunu, gümrük beyanlarında belirtilen ürünleri üç konteyner şeklinde ihraç ettiği, müvekkili firma tarafından gönderilen mallar ... firmasına kusursuz olarak teslim edildiğini, ... firması Libya merkezli olması ve Libya devletinin uyguladığı bazı ödeme sınırlamalarından dolayı müvekkili firmanın ihracatına ilişkin alacağının davacı firma ... tarafından yapılacağı tarafımıza bildirilmiş olduğunu, davacı ... tarafından ihracat bedelleri 11.05.2021 tarihinde 116.172,50 Euro ve 17.06.2021 tarihinde 116.195,00 Euro olmak üzere müvekkili firmaya ödendiğini, ancak ödemenin yapıldığı tarihten yaklaşık 1 yıl sonra davacı firmanın kötü niyetli olarak bankadan yapmış olduğu iki ayrı ödemenin iadesi için .... İcra Dairesi 2022/... E. ve .... İcra Dairesi 2022/... E. sayılı dosyalarla taraflarınca icra takibi başlattığını, her iki dosyaya yapılan itiraz neticesinde takibin durduğunu, davacı tarafından .... İcra Dairesi 2022/... E. sayılı dosyasına ilişkin olarak takibin devamı için huzurdaki davayı açtığını, davacı tarafından ... 'a verilen ödeme talimatının 'ödeme amacı' kısmında ''Alınan mallar-CIF değerinden ithalat'' şeklinde açıklama girildiğini, davacı tarafından teslim alınan mallara ilişkin ödeme yapıldığının beyan edildiğini, müvekkili firmanın ... hesabına gelen ödemelerin mübrez gümrük beyannamelerine istinaden yapılan ödemeler olduğunu, davacı ... Firması, ... firmasının talimatıyla müvekkiline ödeme yaptığını, davacının ... ticaret sicil kayıtları incelendiğinde faaliyet alanının "Güvenlik Kontrol ve Alarm Ekipmanları" olduğu sabit olup tekstil firması olan müvekkili firmayla hangi ürün alımına ilişkin olarak öncelikle 11.05.2021 tarihinde 116.172,50 Euro ardından 17.06.2021 tarihinde 116.195,00 Euro ödeme gönderdiğini, yapılan ödemelerin tamamı ekte gümrük beyannamelerini sunulan ... Firmasına satılan ürünlerin ödemesi karşılığında yapıldığını, davacının ödemeye karşılık ürünler taraflarına teslim edilmediği beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından ürün alımına ilişkin yazışma, belge, sözleşme vb argümanların dosyaya sunulmadığını, davacının iddialarının sadece banka dekontundan ibaret olduğunu, bu davada hukuki menfaati bulunan ... Firmasının davaya dahil edilmesini talep ettiğini, tarafından, dava konusu 11.05.2021 tarihinde yapılan 116.172,50 Euro'nun, müvekkilinin banka hesabına gönderildikten sonra malların teslim edilmediği iddiasına karşılık davacı tarafından müvekkili firmaya 17.06.2021 tarihinde 116.195,00 Euro daha gönderilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle davacının iddialarını kabul etmediklerini, banka havalesinin ödeme vasıtası olduğunu, var olan bir borcun ödendiğini gösterdiğini, bu karinenin aksini havaleyi gönderen tarafın ispat etmesi gerektiği, davacının dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu banka dekontu, müvekkilinin davacıya borçlu olduğunu gösterdiğini, davacının söz konusu dekontlar haricinde bir belge sunmadığını, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirket ticari defterleri ve davacının ticari defterleri incelendiğinde durumun görüleceğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı halde şirket aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2022/... E. dosyası ile icra takibi başlatılması nedeniyle haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle müvekkili lehine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava konusu para transferinin gerçekleştirildiği hususunda ihtilaf bulunmadığını, 09.05.2021 tarihinde müvekkili şirket tarafından davalı hesabına 116.250 Euro ödeme yapıldığı ve ödemenin kendi hesaplarına geçtiğini ikrar edildiğini, müvekkili şirketin ... firması ve Libya ile bir ilgisi bulunmadığını, davalı şirketin ödemeyi tam ve eksiksiz olarak teslim aldığını kabul ettiğini ancak ürünleri, ödemeyi yapan müvekkili şirkete değil ... isimli Libya menşeli bir şirkete teslim ettiğini iddia etmekle birlikte müvekkili şirket Birleşik Arap Emirlikleri-... menşeli bir şirket olup, bahsi geçen Libyalı şirket ile ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin ürünlerin üçüncü bir şirkete teslim edilmesine yönelik herhangi bir talimatının olmadığını, davalı şirket ile ... ... Co şirketi arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetinin bilinmediğini, bu ilişkinin mahiyeti müvekkili şirketi ilgilendirmediğini, müvekkili şirketin muhatabının davalı şirket olduğu, şirket yöneticisi ... 'in talimatı ile müvekkili şirketin resmi hesaplarından davalı şirkete ödeme yapıldığı, davalı şirketin ödemeyi aldığı halde müvekkili şirkete herhangi bir ürün teslimatı gerçekleştirmediğini, davalı ... şirketi tarafından ödemenin müvekkili ... şirketi tarafından yapıldığını ve kendileri tarafından bu şirkete herhangi bir ürün gönderilmediğini, müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemeyi geri isteyebileceğini, fatura ve para transfer tarihlerinin birbirini tutmadığını, davalının cevap dilekçesi Ek'inde sunduğu Libya'ya mal gönderimine ilişkin fatura ve gümrük belgelerinin tarihinden bu işlemlerin 2021 yılı Nisan ayı içinde gerçekleştirdiğini, müvekkili tarafından davalı şirkete ilk defa para gönderilmesinin 2021 yılı Mayıs ayında (09.05.2021) gerçekleştiğini, bu tarihten önce müvekkili şirket ile davalı arasında hiçbir ticari faaliyet bulunmadığını, bir şirketin ödeme almadan yurt dışına mal gönderdiğini iddia etmesinin ticaretin doğasına aykırı olduğunu, bu durum dosyaya sunulan Libya şirketine ait faturalar ile gümrük bilgilerinin, müvekkili şirket ve dava konusu ile bir ilgisi bulunmadığını, davalı şirkete ödemeyi müvekkili şirketin yaptığını ancak fatura ve gümrük belgelerinin dava dışı Libya şirketi adına düzenlendiğinin davalı tarafından beyan edildiğini, bu durumun hem Vergi Usul Kanunu hem de Gümrük Kanunu'na aykırılık teşkil ettiğini, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemenin vergi kaçakçılığı suçunu oluşturduğu iddia ve talep edilmiştir.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı firma merkezi Libya'da bulunan ... firması ile bağlantısı bulunmadığını iddia ettiğini, bu beyanların gerçeği yansıtmadığını, davacı firmanın ürünlerin teslimi ile birlikte Libya merkezli ... firmasının talimatı ile söz konusu ödemeyi yaptığını, hem davacı firma hem de ... firmaları müvekkili firmadan ürün alım konusunda birlikte hareket ettiklerini, davacının dilekçesinde ''Davalı şirket ise ödemeyi aldığı halde müvekkili şirkete herhangi bir ürün teslimatı gerçekleştirilmemiştir'' dese de dava dilekçesi ve cevap dilekçesinde müvekkili firmadan hangi ürünlerin alımı konusunda anlaştığını, banka kanalıyla ödeme yaparken ''Alınan mallar-CIF değerinden ithalat'' açıklamasını hangi beyanname ve faturaya istinaden ödeme yapıldığını, taraflar arasında yapılan yazışmaları, para gönderilen müvekkile ait banka bilgilerini nasıl edindiğine ilişkin belge ve yazışma dosyaya sunmadığını, davacının alacağını kanıtlamaya ilişkin müvekkille bağlantısına ilişkin banka dekontu dışında hiçbir belgeyi dosyaya sunmadığını, banka havalesi yapıldıktan sonra ödemenin iadesine ilişkin müvekkili firmadan 1 yıl boyunca hiçbir şekilde iade talebinde bulunulmadığını, müvekkili firma ile iletişime geçilmediğini ancak bir yıl sonra kötü niyetli olarak müvekkili firmaya karşı icra takibi yapıldığı, ... firması Libya merkezli olması ve Libya devletinin uyguladığı bazı ödeme sınırlamalarından dolayı müvekkili firmanın ihracatına ilişkin alacağının davacı firma ... tarafından yapılacağının bildirildiğini, davacı firma ... ... tarafından ihracat bedelleri 11.05.2021 tarihinde 116.172,50 Euro ve 17.06.2021 tarihinde 116.195,00 Euro olmak üzere müvekkili firmaya ödendiği, davacı ödeme gelmeden ürünlerin gönderilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtse de söz konusu ... Firması ile önceki ticari ilişkiden dolayı doğan güven ilişkisine istinaden ürün sevkiyatlarının yapıldığı, davacı firma davaya konu alacağa ilişkin yapmış olduğu ödemeden sonra müvekkil firmaya 1 ay sonra tekrar ödeme gönderdiği, ürünlerini teslim alamayan bir firmanın bu şekilde 2. Kez ödeme göndermesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu, nitekim müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmamakta olup bu durum müvekkil şirket ticari defterleri ve davacının ticari defterleri incelendiğinde de anlaşılabileceği, davacının ... ... firmasının yapmış olduğu ithalata karşılık müvekkil firmaya ödeme gönderdiği, fatura açıklama kısmında da bu durum 'alınan mallar-cıf değerinden ithalat'' şeklinde açıkça belirtildiği, davacının dosyaya sunulan beyannamelere ilişkin ödemeleri müvekkil firmaya ... firmasının talimatı ile gönderdiğini kabul etmiyorsa davacı firmanın hangi beyannameye ilişkin Türkiye'ye ithalat bedeli altında para gönderdiğinin Türk Parasının Korunması Hakkında Kanun gereği ispatlaması gerektiği ancak buna ilişkin bilgi sunulmadığını, iddia edilen alacağının varlığına ilişkin banka dekontu dışında bir belge sunulmadığı iddia ve talep edilmiştir. ....İcra Müdürlüğünün 2022/... E sayılı dosyası celp edilmiş tetkikinden; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan takipte 116.250 EURO alacağın takip tarihi itibari ile TL karşılığı ödeme emrinde gösterilmek suretiyle tahsilinin talep edildiği, takibe süresinde itiraz edilmesi üzerine işbu davanın ikame edildiği anlaşılmıştır.
Davalının hesabına "... " açıklaması ile havale talimatı verilen bedel karşılığında davacıya mal teslimi yapılıp yapılmadığı, davalı tarafından ürünlerin teslim edildiği iddia edilen dava dışı şirkete ürün teslim edilmesi talimatının davacı tarafından verilip verilmediği hususlarında rapor tanzimi için dosyanın mali müşavir, bankacı ve taşıma konusunda uzman akademisyen bilirkişiden oluşan heyete tevdiine karar verilmiş, bilirkişiler ... , ...tarafından dosyaya sunulan raporda özetle; incelenen davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının TTK’nun 64 ve 65 maddelerinde yer alan defter tutma yükümlülüğü ve defterlerin tutulması hükümlerini ile VUK’nun 220-226. maddelerinde yer alan defterlerin tasdiki hükümlerini ihtiva ettiği görülmüş olup, davalının incelenen yasal ticari defterlerinin,
HMK 222. maddesine göre delil olarak kabul edilebileceği kanaatine varılmış olunduğu, davacı şirketin yurt dışı merkezli olduğu ve ticari defter ve belgeleri ibraz edilmediğinden heyetimizce her hangi bir inceleme yapılamamış olduğu, davacının havaleyi " İthal-CIF Swift" açıklaması ile gönderdiği ancak Davacı şirket ile davalı şirket arasında Ticari bir ilişki olmadığı; takibe konu edileni dava konusu 09.05.2021 tarihli havalenin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve ilgili ödemenin Alacaklı olduğu Libya menşeeli 3 adet firmanın Cari Hesap borçlarına mahsup ettiği, davalı şirket ticari defter ve belgelerinde, davacı şirkete teslimi yapılan her hangi bir mal bulunmadığı, davalının Libya menşeli firmalara yapmış olduğu mal teslimleri ve ihracat bedellerinin ödemlerinin davacı tarafından gönderilen havale işlemleri ile mahsup edilmesi yönünde, davacı şirket tarafından verilen bir talimat ya da temlik vb bir belgenin mevcut olmadığı; bununla birlikte, davcı ödemesinin açıkça ithalat bedeli açıklaması ile yapılması, kayıt ve şarta bağlanmaması karşısında davalının bu ödemeleri yaptığı ihracat bedelleri ile hesaba almasının somut olaya uygun olduğu, Libya'nın uluslararası ticaret ve ithalatında ithalat bedellerini ödeyecek kurumsallaşmış sisteminin olmaması sebebi ve davacı ödemesinin yapılan ihracatlardan sonra olması da gözetilerek havalenin İthalat bedeli olarak gönderildiğinin belirtildiği, davalı defter kayıtlarına göre gelen havale bedelinin davalının Alacaklı olduğu firmaların borçlarına mahsup edildiği; heyetimizce yapılan değerlendirmelerde davacının havaleyi davalının Alacaklı olduğu Libya menşeeli firmalar adına göndermiş olabileceği kanaatine varıldığı, davacının iade taleplerinin somut olaya uymadığı, Bununla birlikte, ispat hukuku ve delillerin değerlendirmesi bakımından her türlü hukuki niteleme ve değerlendirme ile bu konudaki Karar ve taktirin Sayın Mahkemenin yetkisinde olduğu, Sayın Mahkeme tarafından havale bedelinin iadesine karar verilmesi durumunda, taraflar arasında ticaret ve sözleşme olmadığı için 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının bir yıl vadeli Euro mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz talep edilebileceği yönünde görüş ve kanaat belirtmişlerdir. ... Bankasına müzekkere yazılarak Davacı ... tarafından gönderilen,,,talimatında davalı ... Dış Ticaret Limited Şirketine ödeme yapılmasının herhangi bir şarta bağlı tutulup tutulmadığının, vesaik mukabili ödeme yapılmasının talep edilip edilmediğinin araştırılarak mahkememize bilgi verilmesi ayrıca ödemeye, havaleye dayanak belgelerin çıkarılarak gönderilmesi istenilmiş, CD olarak gönderilen cevabi yazı içeriğinde davacı tarafından yapılan iki ayrı havalenin swift açıklamasında " ... " ifadesinin yer aldığı bu ifadenin " Satın Alınan Mallar - İthal - CİF " anlamına geldiği taraf beyanları ve bilirkişi raporundan anlaşılmıştır. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, davalıya banka aracılığıyla gönderilen para karşılığında satın alınmak istenilen malların teslim edilmediği gerekçesi ile başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 555 vd maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal niteliği itibariyle bir ödeme vasıtasıdır. Başka bir anlatımla, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci, bu iddiasını miktarına göre yazılı delil ile kanıtlamakla yükümlüdür. (Yargıtay HGK'nın 2017/2137 Esas-2018/1860 Karar sayılı, 06.12.2018 tarihli ilamı)
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ispat yükü konusuna değinilmelidir. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 187/1. maddesi; “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir” şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK’nın “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir. Çekişmeli vakıaların ispatı için ise delillere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu noktada kesin deliller arasında sayılan “ikrar” kavramı hakkında açıklama yapılmasında yarar vardır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 188. maddesinde taraflar veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıaların çekişmeli olmaktan çıkacağı ve ispatının gerekmediği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır.
Türk Hukuk Lûgatında ikrar; aleyhine hukukî sonucu yaratabilecek maddi ya da hukukî bir olgunun doğruluğunu belirterek onama, şeklinde tanımlanmıştır. Öğretideki tanımlamalara göre ise, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukukî sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir (İkrar kavramının tanımı ve aşağıda ikrarın türlerine ilişkin olarak yapılan açıklamalar bakımından ayrıntılı bilgi için bakınız. Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı Cilt: 2, Ankara 2001, s. 2037 ve devamı; Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: 1-2, 3. Bası, İstanbul 1984, s. 549 ve devamı; Bilge, Necip: Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 3.Baskı, Ankara 1978, s. 510 ve devamı; Tanrıver, Süha: Türk Medeni Yargılama Hukukunda İkrarın Bölünüp Bölünemeyeceği Sorunu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 1993/2, s. 212 ve devamı).
İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi karşı tarafın ileri sürdüğü hukukî sebepler de ikrara konu olamazlar. Öğretide ve uygulamada ikrar, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır. Kapsam yönünden, ikrar, çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını veya belli bir kesimini kapsayabilir. İlkinde tam, ikincisinde ise kısmi ikrar söz konusudur İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkâr da denilmektedir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz.
Vasıflı ikrarda, (ki buna gerekçeli inkâr da denilmektedir) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukukî niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Örneğin; davalı, davacıdan 1.000TL aldığını ikrar eder, fakat bu parayı ödünç olarak değil hibe olarak aldığını bildirmesi hâlinde olduğu gibi, vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden, davacı iddiasını, yani parayı ödünç verdiğini kanıtlamalıdır.
Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 05.06.2015 tarihli ve 2013/13-2338 E., 2015/1499 K.; 21.09.2021 tarihli ve 2017/(13)3-3146 E., 2021/1051 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Somut olay bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde; davaya konu edilen iki havalenin davalıya mal satın almak amacıyla avans olarak gönderildiğine dair davacı iddiası davalı tarafça kabul edilmemiş, üçüncü kişilere ait borç ödemesi olduğu savunulmuş, davalının incelenen ticari defterlerinde de yapılan ödemenin üçüncü kişilere ait borca mahsup edildiği anlaşılmıştır. Böylece davalı, davaya konu paraların kendisine gönderildiğini (maddi vakıayı) ikrar etmiş, ancak bunların davacı tarafından ileri sürülen nedenle (avans) değil; başka bir nedenle (üçüncü kişilerin borçlarının davacı tarafından ödenmesi amacıyla) gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirmiştir.
Davalının, ikrar ettiği maddi vakıanın hukukî vasfının ileri sürülenden farklı bulunduğunu bildirmesi karşısında, somut olayda, basit (adi) veya bileşik ikrarın söz konusu olamayacağı çok açıktır. Zira, her ikisinin de temel koşulu, ileri sürülen maddi vakıanın ve onun hukukî vasfının birlikte kabul edilmiş olmasıdır. Vakıa kabul edilmekle birlikte, onun farklı bir hukukî vasıfta olduğunun ileri sürülmesi durumunda, vasıflı ikrardan söz edilmesi gerektiği ve vasıflı ikrarın bölünemeyeceği yukarıda açıklanmıştır.
O hâlde, somut olayda davalının savunması, vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğindedir ve bu ikrar bölünemez. Buna göre, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya )değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) aittir. Bu durumda, davacı, davaya konu paraların avans olarak gönderildiği yolundaki iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Dava dilekçesi ve delil listesinde icra dosyası, banka kayıtları, ticari defterler ve davacı şirketin ticaret sicil kaydı dışında bir delile dayanılmadığından; davacı tarafından sunulan belgeler, davalının ticari defterlerinde, dosya içine celp edilen banka dekontlarında inceleme yapılarak düzenlenen 30/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda, takip ve dava konusu her iki havalenin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun, davacı tarafından yapılan ödemenin davalının alacaklı olduğu Libya menşeli 3 şirketin cari hesaplarına mahsup edildiğinin, davacı tarafından davalıya yapılan havalenin şarta bağlanmadığının, vesaik mukabili ödeme talimatı verilmediğinin, havale işleminin açıklamasına " Satın Alınan Mallar - İthal - CİF ( Bedel - Sigorta - Navlun ) "... " ifadelerinin yazıldığının tespit edilmesi karşısında her iki havale talimatında geçen bu ifadenin tek başına, gönderilen paranın taraflar arasında alım- satım sözleşmesinin avansı olarak gönderildiğini ispat için yeterli olmadığı, havale -swift talimatı açıklamasında peşinat ,avans gibi ifadelere yer verilmediği bu sebeple yalnız Satın Alınan Mallar - İthal - CİF ( Bedel - Sigorta - Navlun ) "IMPORT IN CIF VALUE" ifadelerinin davacı iddiasını ispat için yeterli olmadığı , ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğu, davalının borcun sebebini açıklamasının gerekçeli inkar niteliğinde olduğu, davacının havale talimatında yer alan ifadeler ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin açıklanmasına yönelik başkaca bir delile de dayanmadığı , davalıya havale edilen paranın mal satın almak amacıyla teslimden önce gönderildiği (avans olarak) hususunun ispat edilemediği kanaatine varılmakla davacının bir borcun ifası amacıyla havale yaptığı kabul edilerek sübut bulmayan davanın reddine, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyeti tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.Davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyeti tazminatı talebinin reddine,
3.Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4.Davacı tarafından yatırılan 26.697,53 TL'den hüküm tarihindeki harçlar tarifesine göre tahsili gereken 427,60 TL maktu harcın mahsubu ile bakiye 26.269,93 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5.Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
6.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 241.632,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7.Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/01/2024 BAŞKAN ... ÜYE ... ÜYE ... KATİP ...