Danıştay 7. Daire Başkanlığı
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2020/3037 E. , 2023/1894 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
... Gümrük Müdürlüğü
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına tescilli ... tarih ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamında ithal edilen eşyanın kıymetinin İthalatta Gözetim Uygulamasına İlişkin Tebliğde öngörülen birim kıymete göre beyan edilen ve ihtirazi kayıt konulan matrah farkına isabet eden gümrük ve katma değer vergilerine vaki itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve fazladan ödenen tutarın davanın açıldığı tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine, İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ'de belirtilen birim kıymet, eşyanın Gümrük Kanunu hükümlerine göre belirlenmiş gerçek satış bedeli olmadığından, gözetim önlemlerinin yanlış uygulanması suretiyle beyan edilen ve ihtirazi kayıt konulan matrah farkına isabet eden gümrük ve katma değer vergilerine vaki itirazın zımnen reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile fazladan ödenen tutarın tahsil tarihinden itibaren 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrası uyarınca hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 211. maddesi uyarınca, vergilerin iade istemine konu olabilmesi için kanunen ödenmemesi gereken bir verginin ödenmiş olması gerektiğinden tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen reddi ile kararın, dava konusu işlemin iptaline ve fazladan ödenen vergilerin iadesine ilişkin kısmı ile tahsil tarihinden itibaren hesaplanmak üzere iadesine hükmedilen tecil faizinin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faize isabet eden kısmının onanması; fazladan ödenen tutarın 3095 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak yasal faiziyle iadesi ve taleple bağlılık ilkesi uyarınca faizin dava tarihinden itibaren hesaplanması icap ettiğinden temyiz isteminin kısmen kabulü ile kararın, faize ilişkin hüküm fıkrasının yasal faiz oranını aşan kısmı ile faizin başlangıcının dava tarihini aşan kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan mahkeme kararının, dava konusu işlemin iptali ile fazladan ödenen vergilerin iadesine ilişkin kısmı ile tahsil tarihinden itibaren hesaplanmak üzere iadesine hükmedilen tecil faizinin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faize isabet eden kısmı aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, anılan hüküm fıkralarının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. Temyize konu kararın faiz istemine ilişkin hüküm fıkrasının yasal faiz oranını aşan kısmı ile faizin başlangıcına yönelik temyiz istemine gelince;
İdareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası, yargı yeri kararı uyarınca iadesi gereken bir miktar paranın, İdarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsamaktadır. İadesi gereken tutar yönünden vergi idaresi ile davacı arasındaki ilişki, iadenin yargı kararıyla hüküm altına alınması nedeniyle yönetilen-idare ilişkisi olmaktan çıkarak, bir borç ilişkisine dönüştüğünden, uyuşmazlık konusu tutarın idarenin tasarrufunda kaldığı süre için, Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, hangi oranda faiz ödenmesi gerektiğini düzenleyen 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1. maddesine göre davacı lehine yasal faize hükmedilmesi gerekmekte olup, kararın, fazladan ödenen tutarın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrası uyarınca hesaplanacak tecil faiziyle iadesine ilişkin hüküm fıkrasında hukuki isabet görülmemiştir. Öte yandan, İdare Hukukunun yerleşik içtihatlarından olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, İdari Yargı mercilerinde açılan davalarda Mahkemelerin, davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açıktır.
Bu itibarla, Mahkemece, iadesine hükmedilen tutar için tahsil tarihinden itibaren faiz hesaplanmasına karar verilmiş ise de, davacının fazladan ödenen tutar için davanın açıldığı tarihten itibaren faiz hesaplanması yönündeki istemi göz önünde bulundurularak taleple bağlılık ilkesi uyarınca faizin dava tarihinden itibaren hesaplanmasına hükmedilmesi gerektiğinden temyize konu kararın faizin başlangıcının dava tarihini aşan kısmının da bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen de kabulüne,
2.... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının; dava konusu işlemin iptaline ve fazladan ödenen vergilerin iadesine ilişkin kısmı ile tahsil tarihinden itibaren hesaplanmak üzere iadesine hükmedilen tecil faizinin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faize isabet eden kısmının ONANMASINA,
3.Kararın, faize ilişkin hüküm fıkrasının yasal faiz oranını aşan kısmı ile faizin başlangıcının dava tarihini aşan kısmının BOZULMASINA,
4.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine,
6.2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 04/04/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY :
Mevzuat hükümleri uyarınca bir malın ithalatında, yerli üreticilerin zarar görmesine sebebiyet verebilecek miktarda artış olup olmadığının belirlenebilmesi için o malın ithal seyrinin izlenmesi amacıyla re'sen veya üreticilerin başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda o eşya için Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğünce düzenlenen bir gözetim belgesi ibrazı zorunluluğu getirilmektedir. Gözetim uygulaması ithalat nedeniyle ilave bir vergisel yükümlülük getirme amacına yönelik veya korunma önlemi niteliğinde bir uygulama değil, ithalatın izlenmesi amacına yönelik bir uygulamadır.
Gözetim belgesi alınması gerektiği halde bundan kaçınarak eşyanın kıymetinin Tebliğ'de belirlenen kıymete yükseltilmesi suretiyle ithalatın gerçekleştirilmesi, mevzuata aykırı olduğu gibi iyiniyet kuralları ile de bağdaşmamakta, uygulamada gözetim belgesi alan yükümlüler aleyhine de eşitsiz bir durum oluşturmaktadır. İdarenin yükümlüden gözetim belgesi temin etme olanağı da hukuken ve fiilen ortadan kalkmıştır. Bunun sonucunda, ilgili düzenleyici işlem idarece geri alınmış ya da yargı kararıyla iptal edilmiş olmamasına rağmen düzenleyici işlem ile (Tebliğ) getirilen gözetim uygulaması ve 4458 sayılı Yasanın, 61. maddesi ile düzenlenen beyanın bağlayıcılığı ilkesi de fiilen askıya alınmış olmaktadır.
İdarenin gözetim uygulamasına tabi eşyaya ilişkin gözetim belgesini ibraz etmeyen ithalatçıyı beyanını gözetim kıymetine yükseltmeye zorladığı iddiasının kabulünü gerektiren bir durum bulunmadığı eşyanın kıymetinin tebliğde belirtilen meblağa yükseltilmesi suretiyle, kıymet unsurunun üstü kapatılarak, idarenin kıymet incelemesi yapma imkanı ve belge alınması gerektiren durumun tespiti engellenmektedir. Bu süreçte, 4458 sayılı Kanun hilafına ilgililer tarafından kötüye kullanıldığının Kanun koyucu tarafından tesbiti üzerine, 18/07/2021 tarihinde Kanun'un 211. maddesine eklenen cümle ile "ticaret politikası önlemlerine tabi eşyanın gümrük kıymetinin yükümlünün kendi beyanı ile artırılması sonucunda ödenmiş veya tahakkuk ettirilmişse bu vergilerin geri verilmesi veya kaldırılmasına ilişkin talepler kabul edilemez" emredici hükmü getirilmekle, işbu taleplerin kabul edilmeyeceği hususu da tekrar teyit edilmiştir.
Bu durumda Tebliğ ile belirli bir CIF değerin altında ve belirli miktarların üzerinde ithal edilmek istenen eşyanın gözetim uygulaması kapsamına tabi kılınan eşya için gözetim belgesi almak amacıyla anılan belgeyi vermeye yetkili Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğüne davacı tarafından başvuruda bulunulup bulunulmadığının, araştırılarak fazladan ödendiği ileri sürülen vergilerin 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 211. maddesi uyarınca geri verilip verilemeyeceğinin saptanması suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile, Daire kararına katılmıyorum.