10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2013/6425 E. , 2013/25300 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2010/221-2012/751
Davacı, Kuruma ilk başvurduğu 23.06.2009 tarihinde 1479 ve 2928 sayılı Yasalar gereğince yaşlılık aylığına hak kazanmasına rağmen, davalı kurumca 31.12.2004-15.07.2005 tarihleri arasında da, oda kaydının devam etmesi nedeniyle zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi ve bu süreye ilişkin prim borcunun 07.12.2009 tarihinde ödedikten sonra prim borcunun ödendiği tarihten sonraki aybaşı olan 01.01.2010 tarihinden itibaren aylık bağladığını, oysa aslen 23.06.2009’dan itibaren aylığa hak kazanmış olduğunu iddia ederek yaşlılık aylığına 23.06.2009 tarihi itibari ile hak kazandığının tespiti ile bu tarihler arasında kalan ve ödenmeyen aylıkların faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1.Bağ–Kur sigortalılığı için asıl olan, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmaktır. Sosyal güvenlik hakkı Anayasamızda düzenlenmiş olup, bu hak ve yükümlülüklerden kaçınılamaz ve vazgeçilemez olması bu nedenle de iş bu tür davaların kamusal niteliği gözetilerek gerçeğin ortaya çıkartılması bakımından kanıtların re'sen ve özenle toplanması gerekir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmü karşısında, uyuşmazlığın, davacının 31.12.2004-15.07.2005 tarihleri arasında 1479 sigortalısı olup olmadığı hususunda olduğunun belirgin olması karşısında, davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanun olduğu da belirgindir.
Mahkemece, davacının uyuşmazlığa konu dönemde 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalılığının olmadığının kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de; davacının, bu sürede kendi nam ve hesabına çalışmasının olup olmadığı hususunda herhangi bir araştırma yapılmaksızın, yazılı şekilde doğrudan sigortalılığının olmadığının kabulü yerinde değildir. Mahkemece, ihtilaflı dönem içerisinde, davacının, ticaret odasına aidat ödeyip ödemediği, toplantılara katılıp katılmadığı, oda seçimlerinde oy kullanıp kullanmadığı hususları araştırılmamış, doğrudan bu dönemde sigortalılığının var olmadığının kabul edilmesi isabetsiz görülmüştür.
2.Kabule göre de; mahkemece, davacının bir taraftan ihtilaflı sürede 1479 sigortalılığının olmadığının varsayılması, diğer taraftan da, bu sürelerdeki sigortalılık süresi dahil edilmek suretiyle davalı Kurumdan ilk talebine göre aylığının ne miktarda olduğunun sorulması, çelişki teşkil etmekte olup, yapılacak araştırma sonucunda, davacının ihtilaflı dönemde sigortalılığının olmadığı kanısına varıldığı takdirde yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığının tespiti ile kazanıyorsa, 01.01.2010 tarihinde fazla gün sayısı esas alınarak bağlanan aylıklarında düşme olacağı ve oluşacak bu farkın da dikkate alınması gerekmesine rağmen, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.