Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2021/1571
Karar No
K. 2023/521
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1571 E.  ,  2023/521 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2021/1571
Karar No: 2023/521
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
KARŞI TARAF (DAVALI): …Kurulu
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 25/11/2020 tarih ve E:2016/57964, K:2020/5421 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem:

Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile yine aynı Kurulun …tarih ve …sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/11/2020 tarih ve E:2016/57964, K:2020/5421 sayılı kararıyla;

Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçunu işlediğinden bahisle ceza davası açıldığı ve …Ağır Ceza Mahkemesinin E:…sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin görüldüğü,

Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,

Yurt dışı dil eğitimi yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde Adalet Bakanlığının adli ve idari kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla hakimlerin yabancı dil eğitimi projesi kapsamında 2011-2012 yıllarında 12 ay süre ile yurt dışına gönderilmesinin diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, dava konusu işlemin şekil yönünden hukuka aykırı olduğu, HSK kararında kimin hangi eyleminden dolayı meslekten çıkarıldığına ilişkin hiçbir kişiselleştirme yapılmadığı; 667 sayılı KHK ile yapılan değişikliğin 2802 ve 6087 sayılı Kanunlarda yer alan düzenlemelere ek olarak HSK Genel Kurulunca meslekten çıkarmaya yönelik “değerlendirme" yapılabileceği olduğu, Anayasa'ya aykırı olsa dahi KHK ile 2802 ve 6087 sayılı Yasalardaki usulü, hak ve yetkileri bertaraf edici, bu hükümlerin uygulanamayacağını belirten herhangi bir ibarenin bulunmadığı, hakkında bir işlem yapmayı gerektirecek bir durum var ise 667 sayılı OHAL KHK'sının değil, 2802 ve 6087 sayılı Kanunların uygulanması gerektiği, HSK'nın usul hükümlerinin hiç birine uymadan çıkarma kararını verdiği; dava konusu işlem ile "suç ve cezaların ancak kanunla düzenlenebileceği", "mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı", "suç ve cezaların geriye yürümeyeceği", "kanunların aleyhe uygulanması yasağı" ilkelerini ihlal ettiği; meslekten çıkarma kararı verilmeden önce savunma hakkı ve imkânı tanınmamasının Anayasa ve AİHS'e aykırı olduğu; 667 sayılı OHAL KHK'sı gerekçe gösterilerek tedbir boyutunu aşacak şekilde işlem tesis edilerek, askıya alma rejiminin uygulanmasında gözetilmesi gereken ilkelerden “ölçülülük” kriterinin ihlal edildiği; KHK düzenlemesi içerisinde, mensubiyet, iltisak ya da irtibatın hangi tarihten itibaren uygulanacağı, hangi hâllerin bu kapsamda değerlendirileceği, bu bağlamda değerlendirilen kişilerin tespitinin hangi objektif veriler dikkate alınarak yapılacağı gibi hususların boş bırakıldığı, değerlendirme yapacak kişi, kurumlara sınırsız, kontrolsüz ve keyfi bir takdir hakkı tanındığı, kararda görevini ifa ederken tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerini ihlal ettiğine dair delil ve somut bir iddiaya yer verilmediği; beraat ile sonuçlanan ceza davasının sonucu beklenmeden karar verildiği; 2006-2007 yılı eğitim döneminde HSK'nın izniyle Bahçeşehir Üniversitesine dil kursuna gittiğinde çalıştığı Vize adliyesinde iş durumuna göre fazla hâkimin olduğu, kendisinden sonra dil kursuna giden iki hâkimin hâlen görevde olduğu; Bakanlıkta çalıştığı dönemde her yıl 25 tetkik hâkiminin yurtdışına dil eğitimi için gönderildiği, dil ile ilgili olan ve kıdem sırasına göre Bakanlıkta çalışan ve istekli olan herkesin bu dil eğitimine gittiği, kendi kıdemindeki herkesin kendisinden önce gittiği, kendisinden önce dil kursuna gidenlerin hâlen unvanlı görevlerde bulundukları, Kanunlar Genel Müdürlüğünde çalıştığı dönemde çalışılan projenin yurt dışı ayağına katılmanın mecburi olduğu, bu suçlamaların herhangi bir hukuki dayanağının olmadığı; hakkında tanıklık edenlerin, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırıldıkları, soyut yakıştırmalarla kendi lehine kazanımlar elde etmeye çalıştıkları, somut zemine dayanmayan bu ifadelerin delil niteliğinde değerlendirilemeyeceği; davalı idare tarafından aleyhine olan delillerin ne olduğunun ortaya konulamadığı, idari yargının süre gelen içtihatlarına göre, istihbari nitelikteki bilgi ve belgelerin karara gerekçe yapılamayacağı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Davacının ceza yargılaması sonucunda …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile "silahlı terör örgütüne üyelik" suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.

Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.

Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.

Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 25/11/2020 tarih ve E:2016/57964, K:2020/5421 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,

4.Kesin olarak, 20/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog