Aile Hukuku

Sağ Eşe Aile Konutunda İntifa ve Oturma Hakkı (TMK 240)

Eşinin ölümü üzerine yaşadığı konutu kaybetmek zorunda kalmamak isteyen sağ eş, Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesi uyarınca aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkı tanınmasını mahkemeden talep edebilir. Bu hak, miras hakkına ya da katılma alacağına mahsuben tanınır; dolayısıyla sağ eşin miras payıyla doğrudan bağlantılıdır.

R Recep Karaca 15 dk okuma 24 görüntülenme
Sağ Eşe Aile Konutunda İntifa ve Oturma Hakkı (TMK 240)

Eşinin ölümü üzerine onlarca yıl birlikte yaşadıkları konutu terk etmek zorunda kalabileceği kaygısı taşıyan sağ eş, Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesi uyarınca bu konut üzerinde intifa ya da oturma hakkı tanınmasını talep edebilir. Bu hak; sağ eşin eski yaşantısını sürdürebilmesini koruma altına almak amacıyla düzenlenmiş olup miras hakkına veya katılma alacağına mahsuben tanınır. Sonuç olarak sağ eş, mirasçılarla uzlaşmak zorunda kalmadan, mahkeme kararıyla kullanım güvencesine kavuşabilir.

TMK 240 Nedir ve Hangi Hakkı Güvence Altına Alır?

Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesi, sağ kalan eşe iki ayrı hak tanımaktadır: birincisi, birlikte yaşadıkları konut üzerinde intifa hakkı ya da oturma hakkı talep etme; ikincisi ise aynı konutun mülkiyetinin kendisine özgülenmesini isteme. Maddenin birinci fıkrası, sağ eşin eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşe ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmediğinde bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınabileceğini düzenlemektedir. Üçüncü fıkra ise haklı sebeplerin bulunması durumunda intifa ya da oturma hakkı yerine doğrudan mülkiyet hakkının da tanınabileceğini hükme bağlamaktadır.

Maddenin hukuki dayanağı münhasıran TMK'nın miras kitabı kapsamında değerlendirilmez; aynı zamanda mal rejimi hükümlerini ilgilendiren bir boyutu vardır. Nitekim Yargıtay içtihadında bu davanın miras hukuku kökenli olduğu birçok kararda vurgulanmıştır.

Düzenlemenin amacı, hayatını ortak konuta bağlamış olan sağ eşin, murisin ölümü üzerine mirasçıların tasfiye istemesiyle birden konutsuz kalmasını önlemektir. Bu bağlamda madde, sosyal koruma işlevi gören bir mekanizma olarak işlev görmektedir.

Hakkın Tanınmasının Şartları ve Unsurları

TMK 240 kapsamında intifa veya oturma hakkı talep edebilmek için belirli koşulların bir arada bulunması gerekmektedir. Bu koşullar hem maddi hem de usul hukuku bakımından önem taşımaktadır.

Konutun Niteliği: "Aile Konutu" Olmak

Talep edilen konutun, evlilik birliği süresince eşlerin fiilen ve sürekli olarak birlikte yaşadıkları yer olması şarttır. Tatil evi, yazlık ya da yatırım amaçlı edinilmiş ve fiilen kullanılmayan bir taşınmaz bu kapsama girmez. Konutun aile konutu niteliğinde olduğunu ispat yükü, hak talep eden sağ eşe aittir; yerleşim yeri adres kayıtları, fatura ve kira sözleşmeleri gibi belgeler bu ispatı güçlendirir.

Konutun Mal Rejimiyle İlişkisi: Kişisel Mal Sorunu

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış içtihadına göre, aile konutu ölen eşin kişisel malı ise sağ eş lehine intifa veya oturma hakkı tanınamamaktadır. Bu içtihat, pratikte son derece önemli sonuçlar doğurmaktadır: Örneğin miras ya da bağış yoluyla edinilmiş konutlar kişisel mal sayıldığından, sağ eşin TMK 240 talebi bu tür konutlar bakımından reddedilecektir. Talep, yalnızca edinilmiş mallar kapsamında değerlendirilen veya her iki eşin ortak katkısının söz konusu olduğu konutlar için kabul görmektedir.

Mahsup Kuralı: Karşılıksız Değil

Tanınan hak, karşılıksız bir kazanım değildir. Kanun açıkça "miras hakkına mahsuben" ya da "katılma alacağına mahsuben" ifadesini kullanmıştır. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesi de E. 2015/9635, K. 2015/8116 sayılı kararında bu ilkeyi pekiştirmiştir: Özgüleme, ister mülkiyet ister intifa veya oturma hakkı biçiminde gerçekleşsin, her halükarda miras hakkına mahsuben yapılacaktır. Sağ eşin talep ettiği hakkın değeri, onun miras payı ya da katılma alacağından mahsup edilir; yetmez ise aradaki farkı bedel olarak ödemesi gerekebilir.

Talep Hakkı Kime Aittir?

Bu hak, münhasıran sağ kalan eşe tanınmış bir talep hakkıdır. Diğer mirasçılar, kural olarak bu talebi yöneltemezler; ancak "haklı sebeplerin varlığı" durumunda mülkiyet hakkına dönüştürülmesi istemini ölen eşin yasal mirasçıları da ileri sürebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

TMK 240'a dayalı intifa veya oturma hakkı davalarında görevli mahkeme, Aile Mahkemesi'dir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun kapsamında, aile hukukuna ilişkin davaların bu mahkemede görülmesi esastır. Aile Mahkemesi kurulmamış ilçe ve illerde ise Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla yargılamayı yürütür.

Yetkili mahkeme bakımından, murisin son yerleşim yerindeki mahkeme genel yetkili mahkeme olarak kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/23897, K. 2013/26598 sayılı kararında uyuşmazlığın tarafların yaşadığı yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görüldüğü dikkat çekmektedir; ancak günümüz mevzuatı bakımından Aile Mahkemesi'nin görevli olduğu yerleşik içtihatta açıklığa kavuşmuştur.

Bu dava türünde zorunlu arabuluculuk şartı bulunmamaktadır. Dava doğrudan mahkemeye yöneltilebilir. Bununla birlikte, özellikle mirasçılar arasında konut paylaşımı konusunda uzlaşma zemini varsa, arabuluculuk yoluna başvurmak zaman ve maliyet açısından avantaj sağlayabilir.

Dava Nasıl Açılır? Süreç ve Gerekli Belgeler

TMK 240 davası, murisin ölümünden sonra mirasın açılmasıyla birlikte gündeme gelir. Dava, aile konutunun bulunduğu ya da murisin son yerleşim yerindeki Aile Mahkemesi'ne yöneltilen bir dava dilekçesiyle başlatılır.

Dava dilekçesinde şu talepler açıkça ifade edilmelidir: intifa hakkı mı, oturma hakkı mı yoksa her ikisi mi talep edilmektedir; bu hakkın katılma alacağına mı yoksa miras payına mı mahsuben tanınması istendiği; ve gerekiyorsa yetmezliği halinde bedel ödeneceğinin taahhüdü.

Süreçte hazırlanması gereken başlıca belgeler şunlardır:

  • Murise ve sağ eşe ait nüfus kayıt örneği ile evlendirme cüzdanı sureti
  • Murisin ölüm belgesi
  • Aile konutuna ilişkin tapu senedi örneği
  • Konutun aile konutu niteliğini gösteren belgeler (adres tescil belgesi, faturalar, kira sözleşmesi vb.)
  • Varsa katılma alacağını gösteren mal varlığı belgeleri
  • Veraset ilamı

Dava sürecinde, yargılama sonuçlanana kadar konutun üçüncü kişilere devredilmesini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir talep edilmesi önemlidir. Bu tedbir kararıyla tapu siciline şerh düşürülmesi sağlanabilir. Aksi takdirde, mirasçıların taşınmazı üçüncü bir kişiye devretmesi halinde dava pratik sonucunu yitirebilir.

Süreler: Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Süre TürüSüreBaşlangıç NoktasıAçıklama
Dava açma süresi (genel)Kanunda özel süre öngörülmemiştirMirasın açılması (ölüm tarihi)Makul sürede dava açılması önerilir; gecikmeler delil sorununa yol açabilir
Miras taksimi öncesiTaksim gerçekleşmeden önce dava açılmalıdırTereke taksimiTaksim tamamlandıktan sonra talep hakkı önemli ölçüde zayıflar
İhtiyati tedbirDava dilekçesiyle birlikte veya hemen sonraTaşınmaz devrini önlemek için en kısa sürede talep edilmeli
Tapu tesciliKarar kesinleşmesinin ardındanMahkeme kararının kesinleşmesiTescil için ayrıca tapu müdürlüğüne başvuru şarttır

TMK 240 kapsamındaki dava hakkı için özel bir hak düşürücü süre ya da zamanaşımı süresi kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Bununla birlikte, mirasın taksiminin tamamlanmasından sonra açılacak davaların pratikte sonuç doğurması güçleşebileceğinden, mirasın intikaliyle birlikte en kısa sürede dava yoluna gidilmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle konutun üçüncü kişilere satılması ihtimaline karşı ihtiyati tedbir kararı alınması kritik bir önlem olarak öne çıkmaktadır.

Emsal Kararlar Işığında Sağ Eşin Aile Konutu Hakkı

Yargıtay'ın bu konudaki içtihadı, hem hakkın kapsamını hem de sınırlarını belirgin biçimde ortaya koymaktadır. Aşağıdaki kararlar, mahkemelerin TMK 240'ı nasıl yorumladığını ve hangi durumlarda talebin kabul ya da reddedildiğini somut örneklerle göstermektedir. İçtihat Pro'nun 10.8 milyonluk karar arşivinde bu konuya ilişkin çok sayıda karar, Anlamsal arama modu kullanılarak kavramsal düzeyde taranabilir.

14. Hukuk Dairesi, E. 2015/9635, K. 2015/8116, T. 10.09.2015

Bu kararda daire, özgülemenin ister mülkiyet ister intifa ya da oturma hakkı biçiminde gerçekleşsin her koşulda "miras hakkına mahsuben" yapılacağını; yani karşılıksız olmadığını kesin bir dille hükme bağlamıştır. Bu ilke, sağ eşin miras payından mahsup yapılmaksızın ek bir hak kazanmış sayılamayacağı anlamına gelir ve tazminat ya da ek ödeme taleplerinin nitelendirilmesinde belirleyicidir.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

8. Hukuk Dairesi, E. 2014/24171, K. 2016/6157, T. 06.04.2016

Bu karar, TMK 240 kapsamındaki talebin sınırını net biçimde çizmektedir: Aile konutu ölen eşin kişisel malı ise sağ eş lehine intifa ya da oturma hakkı tanınamamaktadır. Daire, davacı sağ eşin talebini bu gerekçeyle reddetmiştir. Dolayısıyla savunma stratejisi açısından da bu içtihat kritik bir dayanak noktası oluşturmaktadır.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

8. Hukuk Dairesi, E. 2015/15144, K. 2015/15890, T. 09.09.2015

Katılma alacağına mahsuben aile konutuna oturma hakkı özgülenmesi talebiyle açılan bu davada daire, TMK 240/1. maddesinin uygulama koşullarını ayrıntılı biçimde incelemiştir. Katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınabileceği vurgulanmış; bu mekanizmanın uygulanış biçimi somutlaştırılmıştır.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

14. Hukuk Dairesi, E. 2015/11495, K. 2015/11395, T. 10.12.2015

Aynı dairenin aynı yıl içindeki bu kararı, miras hakkına mahsuben özgüleme ilkesini bir kez daha teyit etmiştir. Kararda ayrıca ev eşyası üzerindeki mülkiyet devriyle konut üzerindeki intifa hakkının birbirini tamamlayan iki ayrı talep olarak aynı davada ileri sürülebileceği de ortaya konmuştur.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi, E. 2012/15333, K. 2012/14376, T. 19.12.2012

Bu daha eski tarihli kararda daire, TMK 240'ın üçüncü fıkrasında yer alan "haklı sebepler" koşuluyla mülkiyet hakkı tanınması imkânını ele almış; ayrıca dava aşamasında tapu kaydına aile konutu şerhi düşürülmesi ya da intifa hakkı tesis edilmesi talebinin de mahkemeye yöneltilebileceğini benimsemiştir. Bu karar, ihtiyati tedbir talepleri bakımından önemli bir öncül niteliğindedir.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

2. Hukuk Dairesi, E. 2013/23897, K. 2013/26598, T. 18.11.2013

Bu kararda uyuşmazlık, aile konutunun intifa hakkının sağ eşe özgülenmesi isteminden kaynaklanmaktaydı. Daire, talebin miras hukukunun üçüncü kitabı kapsamındaki hükümlerden doğduğunu belirterek tereke ile ilgili tasarruflar bakımından geçerli usul kurallarını uygulamıştır. Görevli mahkeme ve yargılama usulü açısından emsal değer taşıyan karar, görev itirazlarına karşı güçlü bir dayanak sunmaktadır.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

İspat Yükü ve Deliller

TMK 240 davalarında ispat yükü, talep sahibi olan sağ eşe aittir. Sağ eşin ispat etmesi gereken başlıca olgular şunlardır: konutun gerçek anlamda aile konutu olduğu, ölen eşin bu konutta mülkiyet ya da kullanım hakkına sahip bulunduğu ve konutun edinilmiş mallar kapsamında değerlendirileceği.

Buna karşılık, konutun ölen eşin kişisel malı olduğunu ya da sağ eşin bu talep için gerekli koşulları taşımadığını ileri süren mirasçılar, bu iddialarını ispat etmek durumundadır. Mal rejiminin tasfiyesi bakımından banka hesap dökümleri, gayrimenkul senetleri, miras belgeleri ve kadastro kayıtları kilit delil niteliğindedir.

Konutun değerinin belirlenmesi de ayrı bir önem taşır; zira tanınacak hakkın kapsamı ve mahsup hesaplamaları bu değerlemeye dayandırılacaktır. Mahkemeler bu amaçla bilirkişi incelemesi yaptırmaktadır. Konutun piyasa değeri ile intifa ya da oturma hakkının değerinin ayrı ayrı hesaplanması gerekebilir.

Sık Yapılan Hatalar

  1. İhtiyati tedbir talebini ertelemek: Dava açılır açılmaz tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi düşürülmesi talep edilmezse mirasçılar konutu üçüncü kişilere satabilir ya da üzerinde ipotek tesis edebilir. Bu durumda dava sonuçlanmış olsa bile fiili sonuç alınamayabilir.
  2. Kişisel mal-edinilmiş mal ayrımını gözden kaçırmak: Konutun mal rejimi içindeki niteliğini araştırmadan dava açmak, yargılama boyunca harcanan emek ve masrafın sonuçsuz kalmasına yol açar. Önce tapu geçmişi ve miras belgelerinin incelenmesi şarttır.
  3. Mahsup hesabını göz ardı etmek: Sağ eşin miras payı ya da katılma alacağı, talep edilen hakkın değerini karşılamaya yetmeyebilir; bu durumda bedel ödemesi gerekebileceği baştan hesaplanmalıdır. Aksi takdirde müvekkil, beklenmedik bir mali yükümlülükle karşılaşır.
  4. Ev eşyasını ayrı talep etmemek: TMK 240 yalnızca konutu değil, ev eşyasını da kapsamaktadır. Bu talep ayrıca ileri sürülmezse hak kaybına yol açılabilir; dilekçede her iki talebe de açıkça yer verilmelidir.
  5. Mirasın taksimini beklemek: Mirasçılar arasında uzlaşma sağlanamayacağı anlaşılır anlaşılmaz dava açılmalıdır. Tereke taksimi gerçekleştikten sonra talebin ileri sürülmesi hem hukuki hem de pratik güçlükler doğurur.
  6. Mülkiyet hakkı seçeneğini değerlendirmemek: Haklı sebepler mevcutsa intifa ya da oturma hakkı yerine doğrudan mülkiyet hakkının talep edilmesi daha kalıcı bir çözüm sunabilir. Bu seçeneğin somut koşullar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
  7. Yanlış mahkemeye başvurmak: Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan yanlış mahkemeye açılan dava usulden reddedilir ve zaman kaybına neden olur. Aile Mahkemesi'nin görevli olduğu her zaman gözetilmelidir.

Emsal Tarama ile Güçlü Dilekçe: Sonucu Belirleyen Fark

TMK 240 davalarında dilekçenin kalitesi, doğrudan sonucu etkiler. Mahkemenin dikkatini çeken ve karşı tarafı güçlükle yanıtlayabildiği dilekçeler, yerleşik Yargıtay içtihadına yapılan atıflarla desteklenen dilekçelerdir. Bunun pratik yolu, en güncel ve konuyla örtüşen emsal kararları sistematik biçimde taramak ve seçmekten geçmektedir.

İçtihat Pro, 10.8 milyonun üzerinde karar barındıran arşivi ve üç farklı arama moduyla bu süreci önemli ölçüde hızlandırır. Klasik arama ile hızlı künye taraması yapabilir, Yapay Zekalı arama ile doğal dil sorgusu yöneltebilir, Anlamsal arama ile kavramsal benzerlik kurarak aradığınız ilkeyi destekleyen kararları kolayca bulabilirsiniz. Yargıtay'ın 8.75 milyon kararı, Danıştay'ın 755 binden fazla ilamı ve istinaf mahkemelerinin 451 bini aşkın kararı tek bir platformda erişilebilir durumdadır.

Haziran 2026 itibarıyla yerleşik içtihat platformları yıllık 34.200–48.000 TL, yapay zeka odaklı platformlar ise 60.000–80.000 TL talep etmektedir. İçtihat Pro'nun Pro Yıllık planı ise yıllık 2.866 TL (KDV dahil), yani aylık 199 TL'ye gelir; üstelik ücretsiz kayıtla sınırlı da olsa arama yapılabilmektedir. Dilekçenize içtihat gücü katmak için hemen kayıt olabilir ve arama özelliklerini deneyimleyebilirsiniz.

Bu makale yalnızca bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her davanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, konuyla ilgili kararlar almadan önce bir hukuk uzmanına danışmanız önerilir.

Sık Sorulan Sorular

Sağ eş, ölen eşin kişisel malı olan aile konutu üzerinde de intifa hakkı talep edebilir mi?

Hayır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, aile konutu ölen eşin kişisel malı ise sağ eş lehine intifa veya oturma hakkı tanınmamaktadır. Bu hak yalnızca edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamındaki konutlar için söz konusudur.

TMK 240 kapsamında tanınan intifa veya oturma hakkı miras payını etkiler mi?

Evet, etkilemektedir. Kanun, özgülemenin "miras hakkına mahsuben" ya da "katılma alacağına mahsuben" yapılacağını açıkça öngörmektedir. Yani tanınan hakkın değeri, sağ eşin miras payından veya katılma alacağından düşülür; karşılıksız bir kazanım söz konusu değildir.

İntifa hakkı yerine doğrudan mülkiyet hakkı talep edilebilir mi?

TMK 240/3. fıkrası uyarınca, haklı sebeplerin varlığı halinde sağ kalan eşin ya da ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine konut üzerinde mülkiyet hakkı da tanınabilir. Hangi hakkın tanınacağına mahkeme karar verir.

Bu dava hangi mahkemede açılmalıdır?

TMK 240'a dayalı intifa veya oturma hakkı davaları, Aile Mahkemesi'nde görülür. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla görevlendirilen Asliye Hukuk Mahkemesi yetkilidir. Yetkili mahkeme ise genel olarak murisin son yerleşim yeri mahkemesidir.

Aile konutu üzerindeki intifa hakkı tapu siciline şerh edilebilir mi?

Evet. Mahkeme kararıyla tanınan intifa veya oturma hakkı, tapu siciline tescil edilir ve böylece üçüncü kişilere karşı da hüküm ifade eder. Dava aşamasında ihtiyati tedbir yoluyla tapu kaydına şerh düşürülmesi de talep edilebilir.

Paylaş: Twitter Facebook LinkedIn WhatsApp