Ceza Hukuku

Verileri Yok Etmeme Suçu: TCK 138 Rehberi

Verileri yok etmeme suçu, kanuni yükümlülük kapsamında imha edilmesi gereken verilerin saklanmaya devam edilmesi durumunda TCK 138 uyarınca oluşur. Kamu görevlileri ve özel kişiler için farklı yaptırımlar öngören bu suçta görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

R Recep Karaca 17 dk okuma 15 görüntülenme
Verileri Yok Etmeme Suçu: TCK 138 Rehberi

Verileri yok etmeme suçu, bir kanun hükmü uyarınca imha edilmesi zorunlu olan verilerin bu yükümlülüğe rağmen saklanmaya devam edilmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun 138. maddesi kapsamında oluşur. Suçun faili herkes olabilmekle birlikte kamu görevlileri için daha ağır yaptırımlar öngörülmüştür. Dijitalleşmeyle birlikte kişisel veri işleme faaliyetlerinin yaygınlaşması bu suçu uygulamada giderek daha sık karşılaşılan bir alan hâline getirmiştir.

Verileri Yok Etmeme Suçu Nedir?

Türk Ceza Kanunu'nun 138. maddesi, "Verileri Yok Etmeme" başlığı altında iki ayrı fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Birinci fıkraya göre kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olduğu hâlde bu yükümlülüğü yerine getirmeyen kişi bir yıldan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. İkinci fıkra ise bu eylemin kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağını hükme bağlamaktadır.

Madde, kişisel verilerin korunması mevzuatıyla doğrudan bağlantılıdır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan ikincil düzenlemeler, veri sorumlusu sıfatını taşıyan gerçek ve tüzel kişilere belirli veri kategorileri için azami saklama süreleri ve imha yükümlülükleri yüklemektedir. Bu yükümlülüğe uyulmaması hâlinde hem idari yaptırım hem de TCK 138 kapsamında cezai sorumluluk doğabilmektedir.

Suçun konusunu oluşturan "veri" kavramı yalnızca bilgisayar ortamındaki dijital veriyle sınırlı değildir; fiziksel ortamda tutulan kişisel veriler de kapsamdadır. Ne var ki uygulamada suç çoğunlukla bilişim sistemleri aracılığıyla işlenmekte, bu nedenle TCK'nın bilişim suçlarına ilişkin diğer maddeleriyle (TCK 243, 244) birlikte değerlendirilmektedir.

Suçun Unsurları

Maddi Unsur

Suçun maddi unsuru; (1) bir kanun hükmünden doğan imha yükümlülüğünün varlığı, (2) bu yükümlülüğü doğuran yasal sürenin dolmuş olması ve (3) verilerin sistem içinde tutulmaya devam edilmesidir. Yükümlülüğün kaynağı mutlaka kanun niteliğinde bir normdan gelmelidir; yalnızca sözleşmesel veya iç prosedür kaynaklı saklama sürelerine aykırılık bu madde kapsamında değerlendirilemez.

Manevi Unsur

Suç yalnızca kasıtla işlenebilir; taksirle verileri yok etmeme bu madde kapsamında suç teşkil etmez. Failin, yasal sürenin dolduğunu bilerek ve isteyerek verileri muhafaza etmeye devam etmesi gerekmektedir. Sürenin dolduğundan haberdar olunmaması hâlinde kast yokluğu savunması gündeme gelebilir; ancak bu savunmanın inandırıcı olması için failin bilişim altyapısından, veri işleme politikalarından veya mevzuattan bihaber olduğunun somut olgularla desteklenmesi gerekir.

Nitelikli Hâl: Kamu Görevlisi

Faili kamu görevlisi olan durumlarda ceza yarı oranında artırılır. Kamu görevlisi kavramı TCK'nın genel hükümleri çerçevesinde geniş yorumlanmaktadır; kamusal faaliyet yürüten kurum ve kuruluşlarda görev yapan herkes bu kapsama girebilir. Söz konusu artırım, devlet kurumlarının yüksek hacimli kişisel veri işlemesi nedeniyle yükümlülük ihlalinin daha ağır sonuçlar doğurabileceği gerçeğinin yansımasıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Verileri yok etmeme suçunda öngörülen azami ceza iki yıl hapis (kamu görevlileri için artırımlı hâlde üç yıl) olduğundan görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genel kural uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir. Suç farklı şehirlerdeki sunuculara dağıtılmış veriler üzerinde gerçekleşmişse bağlantı nedeniyle davaların birleştirilmesi söz konusu olabilir.

Bu suç için dava açılmadan önce herhangi bir idari başvuru veya arabuluculuk aşaması zorunlu değildir. Savcılık suçu resen soruşturur; şikâyet üzerine başlatılan soruşturmalarda da şikâyetin geri alınması davayı kendiliğinden düşürmez.

Unsur Ayrıntı
Kanuni düzenleme TCK 138 (1. ve 2. fıkra)
Temel ceza 1 yıldan 2 yıla kadar hapis
Kamu görevlisi artırımı 1/2 oranında artırım (azami 3 yıl)
Suç tipi Kasten işlenebilen, şikâyete tabi olmayan suç
Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi
Yetkili mahkeme Suçun işlendiği yer
Dava şartı (arabuluculuk) Yok
Zamanaşımı (dava) 8 yıl (artırımlı hâl: 8 yıl)

Yargılama Süreci: Soruşturma, Kovuşturma ve Gerekli Belgeler

Soruşturma aşaması genellikle şikâyet dilekçesi, ihbar veya başka bir dava sırasında ortaya çıkan bilgilerle başlar. Savcılık delil tespiti için bilişim uzmanlarından teknik rapor talep edebilir; bu rapor, hangi verilerin ne kadar süreyle sistemde tutulduğunu ve bunlara ilişkin yasal imha süresinin dolup dolmadığını belgeler.

Kovuşturma aşamasında mahkeme, sanığın yasal yükümlülüğü bilip bilmediğini ve bu yükümlülüğü ihlal ettiğini irdeleyecektir. Savunma açısından kritik belgeler şunlardır: veri saklama ve imha politikaları, ilgili kanun veya yönetmelikteki saklama süresi hükmü, verinin sisteme giriş tarihi ve imha edilmesi gereken tarih ile imha işleminin yapılıp yapılmadığına dair teknik kayıtlar.

Suçun birden fazla sanık tarafından birlikte işlenmesi hâlinde iştirak hükümleri devreye girer. Özellikle kurumsal veri ihlallerinde hangi yöneticinin veya teknik personelin yükümlülüğü hangi aşamada ihlal ettiğinin tespiti kritik önem taşır.

Sonuçta verilen hapis cezası; cezanın ertelenmesi, adli para cezasına çevrilme veya seçenek yaptırımlar açısından değerlendirilmektedir. 30 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecek yasal düzenlemeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumu kaldırılacaktır; bu tarihe kadar koşulları oluşan sanıklar HAGB'den yararlanabilmektedir.

Zamanaşımı ve Süre Hesabı

TCK 138 kapsamındaki suçta dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Bu süre, suçun işlendiği andan, yani yasal imha yükümlülüğünün doğmasına rağmen eylemin sürdürüldüğünün tespit edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Suçun kesintisiz nitelik taşıyıp taşımadığı tartışmalı olmakla birlikte, veriler sistemde tutulmaya devam edildiği sürece suçun icra hareketlerinin devam ettiğini kabul eden yaklaşım Yargıtay'da ağırlık kazanmaktadır.

Önemli bir ayrıntı olarak belirtmek gerekir: veri imha yükümlülüğünü doğuran kanun hükmündeki saklama süresi ile ceza hukukundaki dava zamanaşımı birbirine karıştırılmamalıdır. Örneğin bir veri sorumlusunun altı ay içinde imha etmesi gereken veriler sekiz yıl boyunca sistemde tutulmaya devam ederse dava zamanaşımı, imha yükümlülüğünün doğduğu tarihten altı ay sonrasından itibaren işlemeye başlar.

Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlinde de dava zamanaşımı süresi değişmemektedir; yalnızca öngörülen ceza artırımlı uygulandığından etkin pişmanlık ve erteleme değerlendirmesinde alt sınır farklılık gösterir.

Emsal Kararlar Işığında Verileri Yok Etmeme

Bu alandaki Yargıtay içtihadı, suçun diğer bilişim suçlarıyla sıklıkla birlikte işlendiğini ve mahkemelerin her eylemi ayrı ayrı nitelendirdiğini ortaya koymaktadır. Aşağıdaki kararlar, uygulamada ortaya çıkan temel hukuki sorunları ve mahkemelerin bu sorunlara yaklaşımını somutlaştırmaktadır. Benzer dosyaları Anlamsal arama ile bulabilmek için İçtihat Pro'nun arşivini kullanabilirsiniz.

15. Ceza Dairesi, E. 2018/951, K. 2018/2087, T. 27.03.2018

Bu kararda mahkeme, nitelikli dolandırıcılık eylemleriyle birlikte işlenen bilişim sistemi suçlarını tek tek değerlendirmiş; "bilişim sistemine girme, engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme" suçundan TCK 244/4 kapsamında mahkûmiyet kurulmuştur. Karar, bilişim ortamındaki veri işlemleri söz konusu olduğunda birden fazla suç tipinin aynı dosyada nasıl bir arada ele alındığını göstermesi bakımından öğreticidir.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

15. Ceza Dairesi, E. 2020/12239, K. 2021/1222, T. 11.02.2021

Daire bu kararında sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçlamalarıyla yargılanan sanığa beraat kararı veren alt mahkemenin hükmünü incelemiş; kovuşturma evresinde duruşmadan haberdar edilme usulüne ilişkin önemli bir usul sorununu da gündeme getirmiştir. Karar, sanığın duruşmadan usulüne uygun haberdar edilip edilmediği sorusunu ön plana çıkararak hukuki dinlenilme hakkı ile bilişim suçu yargılamalarının kesiştiği bir alanı aydınlatmaktadır.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

12. Ceza Dairesi, E. 2015/13308, K. 2017/4272, T. 24.05.2017

Daire, tehdit ve hakaret suçlarıyla birlikte yargılanan sanık hakkında sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını da ayrı ayrı nitelendirmiştir. Söz konusu karar, bilişim yoluyla işlenen suçların özel hayat dokunulmazlığı ihlalleriyle ne sıklıkla örtüştüğünü ve mahkemelerin her bir eyleme bağımsız suç vasfı biçip biçmeyeceğini ele alması bakımından yol göstericidir.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

12. Ceza Dairesi, E. 2019/5470, K. 2021/3094, T. 24.03.2021

Bu kararda Daire, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu ile haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun aynı eylemin ürünü olduğu hâllerde TCK 44 uyarınca tek suçtan ceza verileceğini ve diğer suç için ayrıca ceza tayin edilemeyeceğini ortaya koymuştur. Fikri içtima kuralının bilişim suçlarına uygulanması açısından emsal niteliği taşımaktadır.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

15. Ceza Dairesi, E. 2017/37090, K. 2021/5186, T. 17.05.2021

Ağır ceza mahkemesinde görülen bu davada nitelikli dolandırıcılık girişimi ile sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçları birlikte ele alınmıştır; Daire her katılana yönelik eylem için ayrı bir hukuki nitelendirme yaparak birden fazla mağdur bulunan bilişim suçu dosyalarında ceza tayininin nasıl yürütüleceğine ilişkin önemli bir rehber niteliği taşıyan karar oluşturmuştur.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

13. Ceza Dairesi, E. 2014/17404, K. 2015/3795, T. 05.03.2015

Daire bu kararında resmi belgede sahtecilik suçuyla birlikte yargılanan sanık hakkında sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme suçunun bağımsız olarak tebliğname düzenlenmeksizin Yargıtay aşamasına taşınmasına ilişkin usul sorununu incelemiştir. Söz konusu karar, birleşik davaların temyiz aşamasında her bir suç bakımından ayrı tebliğname zorunluluğunu vurgulayan önemli bir usul içtihadı sunmaktadır.

Kararın tam metnini İçtihat Pro'da inceleyin →

Suçun Unsurları: Maddi ve Manevi Boyutlar

Verileri yok etmeme suçunun sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesi için kastedilen eylemin iyi anlaşılması gerekmektedir. Suç, aktif bir müdahaleyi değil pasif bir ihmal içermektedir: fail, kanunun imha etmesini emrettiği verileri elinde tutmaktadır. Bu pasif yapı nedeniyle suç, bilişim suçlarının ana gövdesini oluşturan aktif zarar verme eylemlerinden (sisteme izinsiz giriş, verileri değiştirme, sistemi engelleme) temelden ayrılmaktadır.

Suçun oluşabilmesi için imha yükümlülüğünün doğrudan bir kanun hükmünden kaynaklanması şarttır. Bu hüküm; 6698 sayılı KVKK, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu veya sektöre özgü başka bir kanun olabilir. Sözleşmesel saklama sürelerine ya da iç yönergelerle belirlenen politikalara aykırılık bu suçu oluşturmaz.

Kastın ispatı açısından savcılık, sanığın yükümlülüğü bilerek ihlal ettiğini kanıtlamak zorundadır. Bu noktada failin veri işleme süreçlerinden, ilgili mevzuattan ve saklama sürelerinin dolduğundan haberdar olduğunu gösteren belgeler belirleyici olacaktır. Şirket içi e-posta yazışmaları, uyum raporları, veri koruma politikası eğitimlerine katılım kayıtları ve teknik altyapı dokümanları bu bağlamda kilit delil niteliği taşır.

Cezanın Belirlenmesi ve Seçenek Yaptırımlar

TCK 138/1 kapsamında temel ceza bir yıldan iki yıla kadar hapistir. Mahkeme bu sınırlar içinde temel cezayı belirlerken TCK 61'deki ölçütleri (kastın yoğunluğu, meydana gelen zarar, suç nesnesi, suçun işleniş biçimi vb.) dikkate alır. Kamu görevlisi niteliğinin varlığı hâlinde bu ceza yarı oranında artırılarak en fazla üç yıla ulaşabilir.

Temel ceza bir yılın altında kaldığında adli para cezasına ya da seçenek yaptırımlara çevrilebilir. İki yılın altında kalan hapis cezaları ertelenebilir. 30 Eylül 2026'ya kadar geçerli olan sistemde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulanabilmektedir; ancak bu tarihten sonra HAGB kurumu yürürlükten kalkacağından sanıkların hukuki süreçleri bu tarihe göre planlaması önem taşımaktadır.

Suçun şikâyete bağlı olmaması nedeniyle etkin pişmanlık veya uzlaşma müesseselerinin bu suça uygulanması mümkün değildir. Bununla birlikte savcılık aşamasında veri imha yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve koşulların oluşması hâlinde takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebilir.

Sık Yapılan Hatalar

  1. Yükümlülüğün kaynağını karıştırmak: Yalnızca şirket politikasına veya sözleşmeye dayanan saklama sürelerine aykırılığı TCK 138 kapsamında değerlendirmek hatalıdır; suçun oluşması için yükümlülüğün doğrudan bir kanundan doğması şarttır.
  2. Taksirle ihlali kasıtla aynı tutmak: Sanığın saklama süresinin dolduğunu bilmediğini ispatlayabilmesi hâlinde kast yokluğundan beraat mümkündür. Savunma avukatlarının bu ayrımı gecikmeksizin ortaya koyması gerekir.
  3. TCK 138 ile TCK 244'ü birbirine karıştırmak: TCK 244, sisteme zarar vermek amacıyla aktif veri tahrip eylemlerini düzenler. TCK 138 ise bunun aksine pasif bir ihmaldir. Dava dosyasında hangi maddenin uygulandığını doğru tespit etmek, savunma stratejisi bakımından belirleyicidir.
  4. Teknik delil toplanmasını geciktirmek: Savcılığın bilişim uzmanı raporu talep etmesinin ardından verilerin silinmesi yeni bir suç oluşturabilir (delil karartma). Veriler konusunda uzmanından hukuki görüş almadan herhangi bir işlem yapılmamalıdır.
  5. Kurumsal sorumluluğu bireysel sorumluluktan ayırt edememek: Tüzel kişilerin hapis cezasıyla cezalandırılmaması, yöneticilerin bireysel sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Hangi kişinin somut imha yükümlülüğünü üstlendiğinin belirlenmesi hem kovuşturma hem de savunma açısından kritik önem taşır.
  6. Zamanaşımını hatalı hesaplamak: Suçun başlangıç anını, veri imha yükümlülüğünün doğduğu tarihin üzerine yasal imha süresinin eklenmesiyle hesaplamak gerekmektedir; kovuşturma veya tespit tarihi değil.
  7. HAGB sürecini gözden kaçırmak: 30 Eylül 2026 öncesi dosyalarda HAGB uygulanabilirlik koşullarının titizlikle değerlendirilmesi gerekir; bu tarihten sonra açılacak davalarda bu müesseseden yararlanmak mümkün olmayacaktır.

Emsal Taramanın Pratik Değeri ve Sonuç

Verileri yok etmeme suçu, hem savunma hem de suçlamayı içeren dosyalarda teknik bilgi, mevzuat yorumu ve emsal içtihat üçgeninde çözüm gerektiren bir alandır. Doğru emsal karar, mahkeme önünde kastın yokluğunu savunmak, fikri içtima hükümlerinin uygulanmasını talep etmek veya cezanın bireyselleştirilmesini desteklemek için dilekçenize somut zemin sağlar.

İçtihat Pro'nun 10.8 milyonu aşkın karar arşivinde Yargıtay 12. ve 15. Ceza Dairesi'nin bilişim suçlarına ilişkin güncel içtihadına üç farklı arama moduyla ulaşabilirsiniz: Klasik arama, Yapay Zekalı doğal dil araması ve Anlamsal kavramsal arama. Pro Yıllık plan Haziran 2026 itibarıyla aylık 199 TL'ye (yılda 2.866 TL, KDV dahil) erişim imkânı sunarken yerleşik içtihat platformları yıllık 34.200–48.000 TL, yapay zeka odaklı platformlar ise 60.000–80.000 TL bandında ücret talep etmektedir. Ücretsiz kayıt oluşturarak hemen aramaya başlayabilirsiniz: İçtihat Pro'ya kaydolun →

Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Somut olayınıza ilişkin hukuki değerlendirme için uzman bir avukattan destek almanız önerilir.

Sık Sorulan Sorular

Verileri yok etmeme suçu ile verileri yok etme suçu arasındaki fark nedir?

Verileri yok etme (TCK 244) suçu, sisteme zarar vermek amacıyla verilerin aktif olarak silinmesi veya tahrip edilmesidir. Verileri yok etmeme suçu (TCK 138) ise tam tersi yönde işler: kanun gereği imha edilmesi zorunlu olan verilerin kasıtlı olarak saklanmaya devam edilmesidir. Biri aktif zarar verme, diğeri pasif yükümlülük ihlalidir.

Bu suçta şikâyet süresi var mı, resen mi soruşturulur?

TCK 138 kapsamındaki verileri yok etmeme suçu şikâyete tabi değildir; savcılık tarafından resen soruşturulur. Dolayısıyla mağdur şikâyetçi olmasa bile dava açılabilir. Ancak şikâyet, soruşturmanın başlamasını kolaylaştıran pratik bir yoldur.

Kamu görevlisi olmayan bir kişi bu suçu işleyebilir mi?

Evet. TCK 138/1 herkese uygulanabilecek şekilde düzenlenmiştir; yükümlülük bir kanundan doğuyorsa kamu görevlisi olmayan gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri de bu suçun faili olabilir. Ancak TCK 138/2, kamu görevlileri için daha ağır bir yaptırım öngörmektedir.

Verilerin hangi süre içinde imha edilmemesi suç oluşturur?

Kanunda kesin bir bekleme süresi öngörülmemiştir; suçun oluşması için imha yükümlülüğünün doğduğu andan itibaren kasıtlı olarak verilerin tutulmaya devam edilmesi yeterlidir. Yükümlülüğün kaynağına göre süre farklılık gösterir: 6698 sayılı KVKK'nın ilgili yönetmeliğinde kişisel veriler için saklama ve imha politikası zorunlu kılınmıştır.

Bu suçta tüzel kişilere de ceza verilebilir mi?

Türk ceza hukukunda tüzel kişiler doğrudan hapis cezasına çarptırılamaz. Ancak TCK'nın genel hükümleri çerçevesinde tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri (faaliyet izninin iptali, müsadere vb.) uygulanabilir. Fiili gerçekleştiren yönetici veya yetkili çalışan ise bireysel olarak suçun faili sıfatını taşır.

Paylaş: Twitter Facebook LinkedIn WhatsApp