10. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi‘nce mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 19.12.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ... geldi. Davacı adına gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; müvekkilinin davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken 27.11.2007 tarihinde iş kazası geçirerek yaralandığından bahisle 5.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 16.03.2022 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemini 85.658,37 TL 'ye ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili işçisi olmayıp hiçbir zaman da olmadığını, davacının iddialarının asılsız ve gerçek dışı olduğunu, açılan davayı kabul etmediklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkeme'nin 31.05.2012 tarih ve 2008/329 Esas, 2012/344 Karar sayılı kararıyla; ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 31.05.2012 tarih ve 2008/329 Esas, 2012/344 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21 inci Hukuk Dairesi'nin 18.03.2013 tarih ve 2012/16540 Esas, 2013/5001 Karar sayılı kararı ile davacıya; Sosyal Güvenlik Kurumu ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel verilmesi, tespit davasının eldeki dava için bekletici sorun yapılması, olayın iş kazası olduğunun tespiti halinde, davacıya sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi, giderek iş kazası sigorta kolundan sürekli iş göremezlik geliri bağlanması için Sosyal güvenlik Kurumu'na başvuruda bulunmak üzere önel verilmesi ve çıkacak sonuca göre, olayın iş kazası olmadığının kesinleşmiş yargı kararı ile tespiti halinde ise davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 25.04.2022 Tarih, 2013/365 Esas, 2022/153 Karar sayılı kararla davacının davalıya ait işyerinde çalılşmaktayken 27.11.2007 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda %16,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının %30, davalının %70 oranında kusurlu olduklarından bahisle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, ...’ın işçisi olduğunu, onun da davaya dahil edilmesi gerektiğini, olayın bir iş kazası olmadığını, davacının beyanlarının çelişkili olduğunu, önce ayak parmağının yaralandığını söylemesine rağmen daha sonra ayak baş parmağının koptuğunu beyan ettiğini, eğer gerçekten iş kazası ile yaralandı ise yaralanma ile daha sonra parmağının kesilmesi arasında illiyet bağı olmadığını, davacının kusuru ile ayak parmağının kaybedildiği hususu dikkate alınarak davacının kusurunun göz önüne alınması gerektiğini, beyanlara değil de dosyadaki hastane ve doktor raporlarına bakılacak olursa yaptıkları araştırmada Trafik hastanesine gelen davacının bunu bir iş kazası olarak beyan etmediği, basit bir sargı ile evine gönderildiğini, yine raporlardan ve tanıklardan alınan bilgiye göre basit yaralanmayı çevresindekilerin telkini ile ve bunu sigortalılığa ve kazanca dönüştürme saikiyle bakımını yapmayarak hastaneye geldikten çok sonra bu kez parmağını kestirdiğini, hastaneye gelişi ile parmağının kesilişi arasında illiyet bağı olmadığını, hastaneye ayak baş parmağı kopuk olarak gelmediğini, bu hususun raporlarda mevcut olduğunu, inceleme raporunda yaralanma olayının nerede meydana geldiği hakkında kesin bilgiye ulaşılamamış olduğundan olayın 506 sayılı SSK'nun 11 inci maddesine göre iş kazası olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiğini, bilirkişi raporunun sonuç bölümündeki sorumluluğu genişleten beyanlarına katılmadıklarını, bu hususta iş güvenliği uzmanı raporunun yeterli olmadığını, konu tıbbi olduğu için ayak parmağının kopma mı, yoksa bakımsızlıktan hastanede ameliyatla kesilme mi olduğu kusur oranını belirleyeceğinden ayrıca rapor alınması gerektiğini, bilirkişi raporundaki bazı cümlelerin raporunu objektiflikten uzaklaştırdığını, duygusal değil, objektif tarafsız rapor hazırlanması gerektiğini, bu nedenle hem tıp doktoru hem de iş hukukunda uzman ayrı bir heyetten rapor alınmasını talep ettiklerini, maddi tazminat miktarı ile özellikle manevi tazminatın ülkemiz koşullarına uygun olmadığını, hakkaniyet ilkesine uymadığını, unsurlarının bulunmadığını, davacının iş kazası diye belirttiği tarih olan 27.11.2007 tarihi itibariyle davanın zamanaşımına uğradığı savunmalarıyla davanın düşürülmesini talep ettiklerini, dosya incelendiğinde görüleceği üzere Uyap sisteminde açılmamasına karşın tutanaklarda yer aldığı kadarıyla 13.5.2009 ve 3.12.2009 tarihlerinde dosyanın işlemden kaldırıldığı ve davacının yeniden işleme konulması dilekçesi verdiğinin görüldüğünü, dosyanın ayrıntılı incelemesine göre her dilekçe ve belgenin UYAP sistemine yüklenmemesi nedeniyle bu yönün de araştırılması ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, kaza tarihinin 27.11.2007 tarihi, dava tarihinin 13.08.2008, ıslah tarihinin ise 15.03.2022 olduğu, ıslah dilekçesinin davalı vekiline 21.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 28.03.2022 tarihli dilekçesi ile ıslaha karşı zamanaşımı defi ileri sürdüğü, mahkemece zamanaşımı defi konusunda olumlu olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür. Bu itibarla zamanaşımı savunması bir defi olup, ileri sürüldüğünde, şartları gerçekleşmişse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. 11.01.1940 tarihli 15/70 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda aynı husus "zamanaşımı defi davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Bu sorun halledilmeden davanın esası incelenemez." şeklinde ifade edilmiştir. Somut olayda davalı tarafın ıslah talebine karşı zamanşımı def‘i ileri sürdüğü gözden kaçırılarak, bu konıuda bir değerlendirme yapılmaksızın davanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Mahkemece yapılacak iş; davalının ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı konusunda bir değerlendirme yapmak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Davalı yararına takdir edilen 17.100,00 TL Duruşma Avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın