8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2023/1270 E. , 2023/6492 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili ile davalılar ... ile ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... ve ... vekili ile davacı ... ve ... vekili vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3303 ... ... Kömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un (3303 ... Kanun) Ek-1 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 2065 ada 7 parsel ... 595,58 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine, "1- 3303 ... Kanun'un 3 üncü maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemez ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamaz.
2.Kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı ticari şirketlerince iktisap veya sınırlı ayni hak tesis edilemez. 3- 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere ..., ... ve ... kullanımındadır. 4- 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere üzerindeki 2 katlı betornarme bina eşit hisselerle ..., ... ve ... aittir.
5.Necat, ... ve ... adlarına 400 m2 tahsis vardır. 6- ... ölüdür." şerhleri yazılarak, arsa niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
2.Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 2065 ada 7 parsel ... taşınmazın davacıların murisi ...'a ait olduğunu ve davacılarında miras yoluyla gelen hakkı bulunduğu halde sadece davalılar adına kullanım şerhi verilmesinin hatalı olduğunu, yine taşınmaz üzerinde bulunan binanın ve bahçenin, murisin sağlığında yaptığı paylaştırma sonucunda alt kattaki daireleri davacılara, üst kattaki büyük daireleri ise davalılara verdiğini, büyük daireleri davalılara verdiği için bahçeyi de davacı ...'a bıraktığını, ancak kadastro tespitinde bu fiili durumunda dikkate alınmadan tespitin muris adına yapıldığını öne sürerek, kadastro tespitinin iptali ile gayrimenkulün eşit hak sahibi olarak müvekkilleri adına veya muris ... adına yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız olduğunu, davacıların zilyetliğinin bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın talep ve iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, tarafların murisi ...'in üst kattaki daireleri davalı müvekkillerine verdiğini, alt kattaki daireleri ise davacı ... ile diğer davacı ...'ın babası olan ...' a vererek sağlar arası tasarrufta bulunduğunu, buna yönelik talebe bir itirazlarının bulunmadığını, ancak muris tarafından bahçenin davacı ...'a verildiğine ilişkin iddianın doğru olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, " ... Dosya içerisindeki tüm belge ve bilgiler, keşif ve mahalli bilirkişi ile tespit bilirkişi anlatımları ve dinlenilen taraf beyanlarına göre, tarafların babalarının sağlığında, dava konusu taşınmazın kura yöntemiyle paylaştırıldığı, kız çocuklarına köyden yer verileceği söylendiği, diğer oğlu olan ... mirasçıları beyanından anlaşılacağı üzere ona Olukyanı Köyününden arsa verilmesi sebebiyle onun da hak talebinin bulunmadığı, dava konusu taşınmazda bulunan alt katların üst katlara kıyasla daha büyük olması sebebiyle kurada alt katı çeken kardeşlere arka bahçenin verilmesi ve taşınmazın tümünde babalarının iradesiyle zamanında taşınmaza ilişkin 1/3 er hisse ile davalı ... ve ... kardeşlere tapu tahsis belgesi alındığı, tarafların muris babalarının iradesinin taşınmazın alımında katkı sağlayan davalı ... ve ...'a 1/3 hisse verilmesi yönünde, kalan 1/3 hissenin yine 4 erkek kardeşe bölüştürülmesi yönünde olduğuna kanaat getirilerek, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine ; çekişmeli 2065 ada 7 parsel ... taşınmazın Fen Bilirkişisinin 17/01/2020 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmına son parsel numarası verilmek suretiyle 107,88 m2 yüzölçümlü olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesinde bulunan şerhlerin iptali ile beyanlar hanesine a) 3303 ... Kanunun 3 üncü maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemez ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunamaz." b) "Kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı ticari şirketlerince iktisap veya sınırlı aynı hak tesis edilemez" c) "14/11/1999 tarihinden evvel olmak üzere toplam 2 hisse itibarı ile 1 hissesi ..., ... kullanımındadır." d) "... oğlu ... ölüdür." şerhlerinin yazılmasına; (A) harfi ile gösterilen kısmı çıkartıldıktan sonra geriye kalan ve fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kımının kadastro tutanağında belirtilen vasıf ve yüzölçümü ile ve 487,70 m2 yüzölçümlü olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine a) "3303 ... Kanunun 3 üncü maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemez ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunamaz." b) "Kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı ticari şirketlerince iktisap veya sınırlı aynı hak tesis edilemez" c) "14/11/1999 tarihinden evvel olmak üzere toplam 12 hisse itibarı ile ... evlatları 1/12 şer hissesi davacı ... murisi ... ile davacı ..., 5/12 şer hissesi ise davalılar ... ve ... kullanımındadır." d) "14/11/1999 tarihinden evvel olmak üzere üzerindeki 2 katlı 4 daireli betonarme binada; 1 kat 1 nolu daire ...'a1 kat 2 nolu daire ...'a ,2 kat 3 nolu daire ...'a,2 kat 4 nolu daire ...'a aittir." e) "... oğlu ... ölüdür."şerhlerinin yazılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davalı ...
ve ...vekili ve davacılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ve davacılardan gayri varislerin bir itirazlarının bulunmadığını, davalılar arsanın 1/3'er hissebine tahsis nedeni ile malik iken babaları adına 1/3 hisseye ve müvekkillerin evinin önündeki arsaya da hissedar olduklarını, mahkeme kararının gerekçesinde davalıların dairelerinin küçük olması nedeni ile arsanın bu şekilde taksim edildiğinin belirtildiğini, bunun yanlış olduğunu, küçük daireler alt kat daireleri olup arsanın müvekkilleri olan davacılara verilmesi gerekirken büyük daire sahiplerine arsadan daha fazla hisse verildiğini, en azından baba adına tahsis edilen 1/3 hissenin küçük daire sahipleri olan davacılara verilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, davacı ...'un tüm binanın emlak vergilerini ödediği gibi ecrimisil de ödediğini, ayrıca davalıların 15.08.2018 - 18.12.2018 tarihinde almış bulundukları ... kayıt belgesi dosya içinde bulunduğu halde İlk Derece Mahkemesince nazara alınmadığını, ayrıca veraset ilamı ve keşif tutanaklarının da nazara alınmadığını, davalıların beyanlarına dayanılarak verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.
Davalılar vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; krokide (A) harfi ile gösterilen ve dava konusu parsel üzerindeki 2 katlı binanın ön kısmında yer alan 107,88 m2'lik bu kısmın da 17.01.2020 tarihli fen bilirkişisi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 487,70 m2 yüz ölçümlü kısım gibi, kararda belirtilen 1 hissesi ... oğlu ..., 1 hissesi ... oğlu ..., 5 hissesi ... oğlu ..., 5 hissesi de ... oğlu ... kullanımındadır şerhlerinin tapunun beyanlar hanesine konulmasına şeklinde karar verilmesi gerektiğini, zira davaya konu parselin, üzerinde bulunan 2 katlı evle birlikte evin üst katları davalı müvekkillerine ait olmak suretiyle arsadaki 1/3 'er oranında davalı müvekkilleri ile muris ... adına tapu tahsis belgeli olup kullanıcı tespitinin de bu 1/3 pay oranına göre yapılması gerektiğini ve ayrıca davacıların haksız ve dayanaksız tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların oturduğu alt katların onlar adına kullanıcı tespit ve şerhi yapılmasına bir itirazlarının bulunmadığını, fakat davacıların muris tarafından dava konusu binanın üzerinde bulunduğu arsanın kendilerine verildiği yolundaki iddialarını kesinlikle kabul etmediklerini, yapılan yargılamada da davacıların bu iddialarını ispat edecek hiçbir delil sunamadıklarını, davacı ...'ın dosyaya sunduğu ... Kayıt Belgesinin davalı müvekkiller ile diğer davacı ... 'ın bilgisi ve rızası dışında gerçek dışı olarak tek yanlı beyanına göre verildiğini ve davalıların şikayetiyle iptal edildiğini, hukuki değeri olmayan bir belge olduğunu ileri sürerek, davacıların haksız ve dayanaksız tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "..İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, mahkemece usulünce yapılan keşif, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları, davalı ... Bıyıklı'nın beyanları ile bilirkişi incelemesi neticesinde, taraflar arasında dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan 2 katlı 4 daireli betonarme binanın kullanımında ihtilaf olmadığı, tarafların kendi aralarında yaptıkları taksime göre 1 kat 1 nolu daire ... oğlu ...'a, 1 kat 2 nolu daire ... oğlu ...'a, 2 kat 3 nolu daire ... oğlu ...'a,2 kat 4 nolu daire ... oğlu ...'a kaldığı, halen fiilen bu şekilde kullanıldığı, dava konusu taşınmazın Fen Bilirkişisinin 17/01/2020 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 107,88 m2 lik kısımda 1 ve 2 nolu dairelerin taksimi sonucunda davacılara verildiği, halen de davacılar tarafından kullanıldığı,dava konusu taşınmazın Fen Bilirkişisinin 17/01/2020 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmı çıkartıldıktan sonra geriye kalan ve Fen Bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 487,70 m2 lik kısmın kadastro çalışmaları sırasında uygulanan ve dava konusu yere kapsadığı sabit olan tapu tahsis belgesi kapsamında kaldığı, bu tapu tahsis belgesine göre 1'erden 3 hissenin davalılar adına kayıtlı olduğu, davalılardan tarafların ortak murisi ... bu tapu tahsis belgesindeki hissesini sağlında davacılar ile davalılar arasında eşit şekilde taksim ettiği ve halen de bu şekilde kullanıldığı göz önünde bulundurularak mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalılar ...
ve ...vekili ve davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 3303 ... Kanun kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı gerçek kişilerin kullanımında olarak tespiti yapılarak Hazine adına arsa niteliği ile tespit edilen taşınmazda, beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin iptali ile davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesine yönelik açılan kadastro tespitine itiraz davasıdır.
2.İlgili Hukuk
6100... Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3303 ... Kanun'un Ek-1 inci maddesi, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 1 inci ve Ek-4 üncü maddesi,
3.Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince, tarafların babalarının sağlığında, dava konusu taşınmazın kura yöntemiyle paylaştırıldığı, dava konusu taşınmazda bulunan alt katların üst katlara kıyasla daha büyük olması sebebiyle kurada alt katı çeken kardeşlere arka bahçenin verildiği ve taşınmazın tümünde babalarının iradesiyle zamanında taşınmaza ilişkin 1/3'er hisse ile davalı ... ve ... kardeşlere tapu tahsis belgesi alındığı, tarafların muris babalarının iradesinin taşınmazın alımında katkı sağlayan davalı ... ve ...'a 1/3 hisse verilmesi, kalan 1/3 hissenin yine 4 erkek kardeşe bölüştürülmesi yönünde olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat niteliğindeki binada yer alan bağımsız bölümlerin fiili kullanımı hususunda, taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, binanın arsasının kimin kullanımında olduğu, arsa üzerinde kimin lehine zilyetlik şerhi verilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf, muris tarafından onun sağlığında yapılan paylaştırma sonucunda kendilerine küçük yüz ölçümlü dairelerin verilmesi nedeniyle, çekişmeli taşınmazda binanın etrafında bulunan bahçenin tamamının müstakilen davacılardan ...'a verildiğini ileri sürmüş; davalı taraf ise bu iddianın doğru olmadığını, muris tarafından bu yönde bir tasarrufta bulunulmadığını savunmuştur.
3303... Kanun'un Ek-1 inci maddesi düzenlemesi, "Bu Kanun kapsamında kalan ve bu maddeyi ihdas eden 11/11/1999 tarihli ve 4479 ... Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 14/11/1999 tarihinden önce yapılan tapulama ve kadastro çalışmaları sonucunda hükmen de olsa tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmaz mallar ile tescil harici bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler; 14/11/1999 tarihindeki zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve aynı tarih itibarıyla varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, 21/6/1987 tarihli ve 3402 ... Kadastro Kanununun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle fiili durumlarına uygun olarak ifraz ve/veya tevhit edilmek suretiyle kadastroları yapılarak tapuda Hazine adına tescil edilir ve kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki bilgiler tapu kütüğünün beyanlar hanesine de aynen aktarılır. Tapu kütüğünün beyanlar hanesinde taşınmazın zilyedi/kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişiler veya bunların kanuni ya da akdi halefleri, bu madde kapsamında hak sahibi sayılır." şeklindedir.
Bu düzenlemeye göre; İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümü için, çekişmeli taşınmazın 14.11.1999 tarihindeki zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve aynı tarih itibarıyla varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığının belirlenmesi gerekmektedir. Bir başka ifade ile somut uyuşmazlığın çözümü için, ihtilafa konu bahçenin, Kanun'da belirtilen tarihteki zilyetleri ve fiili kullanıcılarının kim olduğunun belirlenmesi zorunludur.
Ne var ki; çekişmeli taşınmaz başında 19.09.2019 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıktan, bahçenin kim tarafından, ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kim tarafından, ne zamandan beri ve ne şekilde sürdürüldüğü, davacı ve davalı tarafların hangisinin zilyet olduğu yahut zilyetliğin taraflarca birlikte mi sürdürüldüğü hususlarında uyuşmazlığı çözüme elverişli ayrıntılı ve somut olgu ve olaylara dayalı beyan alınmamış; daha çok murisin iradesinin neye yönelik olduğunun tespitine çalışılmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
2.Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının tamamı ile fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmazda bina etrafında bulunan ihtilaf konusu arsanın Kanun'da gösterilen tarih ve öncesi itibari ile fiilen kim veya kimler tarafından, ne zamandan beri, ne şekilde ve ne sıfatla kullanıldığı, kimden kime ne şekilde kaldığı, binanın etrafındaki bahçedeki kullanımın nasıl olduğu, davanın taraflarınca ayrı ayrı kullanılan bölümler olup olmadığı, varsa buraların nereleri olduğu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki oluşması bulunması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak çelişki giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde, hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı tartışılarak gerekçeli olarak açıklanmalı, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye, denetime ve infaza elverişli krokili rapor alınmalı ve bundan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
3.İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, hükmü esas alınan fen bilirkişi raporu incelendiğinde (B) harfi ile gösterilen alanın 241,28 metrekare olup bu yerin sadece binanın arkasında kalan bahçe bölümü olduğu açıklandığı halde, hüküm fıkrasında ".. 17/01/2020 tarihli Fen Bilirkişisi krokisinde ( B ) harfi ile gösterilen bölümün 487,80 metrekare yüzölçümü ile.. " denmek suretiyle infazda tereddüt yaratacak tarzda hüküm kurulması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.