Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2019/6407
Karar No
K. 2023/2586
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/6407 E.  ,  2023/2586 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2019/6407
Karar No: 2023/2586
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- …

2.

3.

VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA

(Mülga … Bakanlığı)

VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: 31/05/2010 tarihinde İsrail güvenlik güçlerince Akdeniz'de Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıda vefat eden … 'ın yakını olan davacılar tarafından, Türkiye ile İsrail arasında 28/06/2016 tarihinde imzalanan anlaşma gereği tazminat ödenmesi talebinin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile anlaşmanın yürürlük tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile baba ... için 1.250.000,00 TL manevi, 5.000,00 TL maddi, müteveffa ... (... mirasçılarına verilmek üzere) için 1.250.000,00 TL manevi, ağabey ... için 500.000,00 TL manevi ve ağabey ... için 500.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 3.505.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile davalı idareye yapılan ara kararıyla anlaşma kapsamında herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulduğu, idarenin cevabi yazısında müteveffa ...'ın yasal mirasçıları olan eşi ve çocuklarına ödeme yapıldığının ifade edildiği, yapılan ödemelerin yasal mirasçılarla sınırlı tutulmasının Türkiye ile İsrail arasında yapılan anlaşmanın 3. maddesinde yer alan yetki kapsamında olduğu, bu nedenle tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ...İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usûle uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, haksız fiil neticesinde vefat eden yakınlarının yasal mirasçısı olmamaları nedeniyle tazminata hak kazanamayacaklarının kabulünün hukuka aykırı olduğu, söz konusu anlaşmanın 3. maddesinin yorumlanma şeklinin Türk hukuk sistemine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacıların duruşma istemi 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

İsrail güvenlik güçleri tarafından 31/05/2010 tarihinde yapılan saldırı neticesinde kamuoyunda "Mavi Marmara" veya "Konvoy Hadisesi" olarak bilinen olay meydana gelmiştir. Bu saldırı, Gazze'ye insani yardım götürülmesi amacıyla yapılan yolculuk sırasında uluslararası sularda meydana gelmiştir. Saldırı sonucunda 10 kişi yaşamını yitirirken çok sayıda kişi de yaralanmıştır. Davacılar yakını ... da bu saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir.

Türk ve İsrail Hükûmetleri arasında yapılan görüşmeler neticesinde, 28/06/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması isimli anlaşma imzalanmıştır. Anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair 6743 sayılı Kanun 20/08/2016 tarihinde kabul edilerek 01/09/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Aynı anlaşma Bakanlar Kurulu tarafından 07/09/2016 tarihinde onaylanarak 09/09/2016 tarihinde kararın Resmî Gazete'de yayımlanması ile yürürlüğe girmiştir.

Anlaşma gereği davalı idare tarafından ...'ın yasal mirasçıları olan eşi ve çocuklarına tazminat ödemesi yapılmıştır. ...'ın yakını olan davacılar tarafından, davalı idareden Türkiye ile İsrail arasında 28/06/2016 tarihinde imzalanan anlaşma gereği tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur. Bu talep davalı idare tarafından cevap verilmeyerek zımnen reddedilmiştir.

Davacılar tarafından, tazminat talebinin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile anlaşmanın yürürlük tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile baba ... için 1.250.000,00 TL manevi, 5.000 TL maddi, müteveffa ... (... mirasçılarına verilmek üzere) için 1.250.000,00 TL manevi, ağabey ... için 500.000,00 TL manevi ve ağabey ... için 500.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 3.505.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesinde, usûlüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası anlaşmaların kanun hükmünde olacağı düzenlemesine yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesi; "1. İdari dava türleri şunlardır: a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.

2.İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." şeklinde düzenlenmiştir. 01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 20/08/2016 tarih ve 6743 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunan, 28/06/2016 imza tarihli Türkiye Cumhuriyeti İle İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması'nda; “Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması'nda Türkiye ve İsrail Devletleri işbirliği ruhuyla aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır;

1.İsrail Hükümeti 31 Mayıs 2010 tarihinde yaşanan konvoy (Mavi Marmara) hadisesi sırasında yakınlarını kaybeden ailelere tazminat olarak, Türk Hükümeti tarafından açılacak bir hesaba 20 milyon Amerikan Doları ödeme yapacaktır.

2.Yukarıdaki meblağ defaten ödenecektir. Türk Hükümeti bu meblağın havale edileceği banka hesabını İsrail Hükümetine diplomatik kanallardan bildirecektir. İsrail, işbu Anlaşma'nın yürürlüğe giriş tarihini takip eden yirmi beş işgünü içinde parayı bu hesaba havale edecektir.

3.Yukarıdaki meblağın dağıtımı, benimsenebilecek dağıtım yöntemlerine uygun olarak, münhasıran Türk Hükümetinin yetkisindedir ve bu konuda İsrail Hükümeti için herhangi bir sorumluluk doğmayacaktır.

4.Türkiye ve İsrail, diğer tarafa veya diğer taraf adına hareket edenlere hukukî veya başka bir sorumluluk yüklemeyecekleri ve bu anlayışın, taraflardan herhangi birinin veya taraflar adına hareket edenlerin cezai veya hukukî sorumluluğu kabul ettiği veya üstlendiği şeklinde yorumlanmayacağı hususunda mutabıktır. Her halükarda, bu anlaşma, İsrail'in, İsrail adına hareket edenlerin ve İsrail vatandaşlarının, Türkiye Cumhuriyeti veya Türk gerçek veya tüzel kişileri tarafından konvoy hadisesiyle ilgili olarak kendilerine yönelik doğrudan ya da dolaylı olarak Türkiye'de yapılmış veya yapılacak her türlü hukukî ya da cezai talebe ilişkin her türlü sorumluluktan tamamen muaf tutulmalarını sağlayacaktır.

5.Herhangi bir Türk gerçek veya tüzel kişisi tarafından veya bu kişiler adına, İsrail Hükümeti veya gerçek veya tüzel kişilerine karşı herhangi bir para talebi öne sürülmesi veya taleplerin sürdürülmesi hâlinde, yukarıdaki hükümlere bakılmaksızın, İsrail Hükümeti onun adına hareket edenler ve/veya İsrail vatandaşlarının kayıpları, masrafları, hasarları ve/veya harcamaları Türk Hükümeti tarafından karşılanacaktır.

6.Bu Anlaşma, Tarafların, yürürlük için gerekli iç hukuk usullerinin tamamlandığına dair birbirlerine diplomatik kanallardan yaptıkları yazılı bildirimlerden sonuncusunun alındığı tarihte yürürlüğe girecektir..." şartlarına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bakılan davada, öncelikle, davacıların tazminat isteminin dayanağı olan eylemlerin, idari veya yargısal fonksiyon içerisinde yer alıp almadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Ülkemizde yargı yolları anayasa yargısı, idari yargı ve adli yargı şeklinde üç ana grupta sınıflandırılmış olup idari yargı; idarenin, idare hukuku alanındaki idari faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü ile ilgili karar veren veya bireyler ile idare arasındaki hukukî anlaşmazlıkları çözmeye çalışan yargı birimi olarak tanımlanabilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkındaki Kanun’da bölge idare mahkemesi, idare mahkemesi ve vergi mahkemelerinin işleyişi ile ilgili genel hükümler düzenlenmiş, idari dava türleri, idari yargı yetkisinin sınırı ile idare mahkemesinin görevlerinin ne olduğu açıkça belirlenmiştir.

İdarenin hukuki sorumluluğu kendi işlem ve eylemleriyle sınırlı bulunmaktadır. Somut olayda ise Gazze'ye insani yardım götürmek amacıyla yardım gönüllüleri ile yola çıkan Mavi Marmara Gemisinde bulunan davacılar yakınının haksız olarak öldürülmesine dayalı olarak eldeki tazminat davasının açıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen “Türkiye Cumhuriyeti İle İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması” uyarınca Türkiye Cumhuriyeti'nin yalnızca tazminat davasında belirlenen miktarın İsrail Devletine izafeten ifa edilmesi sorumluluğunu üstlendiği açıktır. Bu durumda; İsrail Devletinin haksız fiiline dayalı tazminat talebinin İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde belirtilen idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklanmaması nedeniyle, uyuşmazlığın çözümünün adli yargı yerlerine ait olduğu görülmektedir.

Bu nedenle, adli yargının görevinde bulunan uyuşmazlıkla ilgili davanın, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus dikkate alınmadan, davanın esasının incelenmesi suretiyle verilen davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,

2....Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,

3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/05/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.