44. Hukuk Dairesi

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın yabancı tüzel kişi olduğunu, MÖHUK 48. md. uyarınca adli mütekabiliyet bulunmadığını ve HMK 114. md. gereği dava şartı olarak teminat yatırmak zorunda olduğunu, tanınmış markanın SMK 6/4 md., Avrupa Birllği'nin 207/2009 sayılı Birlik Markası Tüzüğü 8/2-c ve 8/5 maddesinde meşhur marka kavramının tanımının ve kıstaslarının yapıldığını, tanınmış markanın ne olduğuna dair Yargıtay kararları da bulunduğunu, davacı tarafın ülkemizde ticari faaliyetinin bulunmadığınını, Paris Sözleşmesi anlamında davacı tarafın tanınmışlığının bulunmadığını, birkaç tacir tarafından bilindiğini ancak Paris Sözleşmesi kapsamında olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği örneklerle müvekkilinin tescilli markasının herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili açısından kötü niyetli bir tescilden söz edilemeyeceğini, davacının dava açmakta hukuki menfaati olmadığını, MÖHUK 48 maddesi gereği davacı tarafın teminat yatırması zorunlu olduğundan ve dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının Paris sözleşmesi uyarınca başvuru hakkının bulunmadığını ve davanın reddedilmesi gerektiğini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu ve davalının markayı kötüniyetle tescil ettirdiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku (MÖHUK) Madde 48'e göre Türkiye’de dava açan yabancı kişilerin teminat yatırması gerektiğini, burada teminat'ın HMK madde 114 e göre dava şartı olduğunu, davacının verilen sürede teminat yatırmadığını, adli yardımlaşma anlaşması bulunmayan ülke ikameti olan davacı yönünden dava şartı yokluğundan dolayı davanın reddine karar verilmesini gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Orta zekalı, dürüst bir insanın " "al-alemin (latince ve arapça)" ibareli marka" ile davalı olarak tescilli " ... " markasının bir ilgisinin olmadığını söyleyeceğini, besmetinin Arapça pirinç demek olduğunu, Turk la beraber Türk pirinci anlamına geldiğini, markanın özlleştirildiğini, herhangi bir karışıklık bulunmadığını, "... ile "... da bir ilgisinin olmadığını, ayrıca şekil olarak da davacının Ülkemizde üçgenlerden oluşmuş bir çerçeve içerisinde "al alamin" diye tescilli bir markası da bulunmadığını, dava dilekçesinde " Her iki markanın da kırmızı renkli birden çok üçgenin yan yana konumlandırılarak oluşturulan dikdörtgen biçiminde çerçeve birebir aynıdır" denerek sanki çerçeve içinde Türkiye' de tescilli bir marka varmış imajı yaratıldığını, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, Yerel mahkemenin " ancak dosyada mevcut delillerle sektörel anlamda tanınmışlığının bulunduğu," kabulü ile ilgili olarak, davacının dosyaya sadece Saudi Arabiya daki bazı görseller ibraz ettiğini, yerel mahkemede bu görsellere göre karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsettiği ülkelerde dava dilekçesinde tanınmış olarak bahsettiği isim ve şekil ile ilgili olarak bir tescilli markası bulunmadığını, mahkemenin "sektörel tanınmışlık" kabulünün objektif bir delili bulunmadığını, kaldı tanınmış markanın, sadece ilgili tacirler ya da malın alıcıları tarafından değil, o malla ilgisi olmayanlar tarafından da bilinen markalar olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap