4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2010/11028 E. , 2011/13213 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/12/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; her iki davanın da kısmen kabulüne dair verilen 13/05/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Asıl ve karşılık dava kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemidir.Yerel mahkemece asıl ve karşılık davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz olunmuştur.
Davacı-karşı davalı vekili, davalı-karşı davacının İl Sağlık Müdürlüğüne verdiği istifa dilekçesinde kasıtlı ve haksız olarak savunmasının alındığı, kaymakamlık makamında yapılan görüşmelerde hakaret ve tehdit edildiği belirtilerek istifa ettiğini, davalı-karşı davacının istifa dilekçesini silsile yolu ile vermesi gerekirken davacı-karşı davalının kurumlar nezdinde saygınlığını azaltma ve toplumda küçük düşürülmesine neden olarak kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, belirterek 7.000,00TL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı-karşı davacıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili; davalı-karşı davacının yeni kurulan hastanenin Başhekimliğini yaptığını, davacı-karşı davalı olan Kaymakam tarafından anlaşılmayan nedenlerle devamlı huzursuz edildiğini, rahat çalışma imkanı verilmediğini,davacı-karşı davalının baskısı ve bunun çevreye yansıması ve kişilik haklarını rencide edecek şekilde görevini yapmadığını,müvekkilini ...’da görev yapamaz noktaya getirmesi nedeniyle manevi sıkıntı ve büyük üzüntüye soktuğunu, davalı-karşı davacının kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı şekilde yapılan tecavüzden dolayı 10.000,00TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı -karşı davalı ... ilçesinde Kaymakam olarak, davalı ,karşı davacı ise ... Devlet Hastanesinde Başhekim olarak kamusal görev yapmaktadır.Manevi tazminat talepli açılan dava ve karşılık davada tarafların görevi sırasında ve görevi nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulması istendiğine;tarafların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olması,Anayasa'nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceğine, kamu görevlisi hakkında adli yargı yerinde dava açılamayacağına göre; kamu görevlisi hakkında adli yargıda açılan tazminat davasında kast ve kusur aranmaksızın husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek, taraflar hakkındaki dava asıl ve karşılık davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan asıl ve karşılık dava hakkındaki kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istek halinde geri verilmesine 08/12/2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M) KARŞI OY YAZISI Anayasa’nın 129/5.maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Her iki dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Dairemizin istikrar kazanmış uygulamaları ve Hukuk Genel Kurulu’nun 15/11/2000 gün ve E:2001/4-1650; 2000/1690, 26/09/2001 gün ve E.2001/4-595 K:2001/643, 29/03/2006 gün ve E.2006/4-86 K:2006/111; 17/10/2007 gün ve E:2007/4-640 K.2007/725; 31/10/2007 gün ve E:2007/4-800 K:2007/797; 20/02/2008 gün ve 2008/4-156 K:2008/140 sayılı ilamlarında aynı ilkenin benimsenmiş olmasına göre davanın esasına girilip incelenmesi gerektiği düşüncesiyle davanın husumet nedeniyle reddi şeklindeki çoğunluğun bozma nedenine katılmıyoruz. 08/12/2011