Hükmün, davalılar Generali Sigorta A.Ş. ve Allianz Sigorta A.Ş. avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını isteyen davalı Generali Sigorta A.Ş. avukatınca, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi hükmü uyarınca, duruşma için gerekli tebligat giderlerini vermediği anlaşıldığından, duruşma isteğinin bu nedenle reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı kurum, 06.04.2005 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu vefat eden sigortalının haksahibine bağlanan gelirden oluşan kurum zararının rücuan tazminini talep etmiş olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26/2. maddesidir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
21.01.2014 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ceza Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 6098 sayılı TBK md 74.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlı olup, kusur oranlarıyla bağlı değildir. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanunu K2918 md.108 K1086 md.438 K6100 md.3 K22978 md.14 K6098 md.53 K506 md.26/2