3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, şirkette meydana gelen bir usulsüzlük olduğunu fark ettiklerinde adeta bir soruşturma makamı gibi olayı çözmeye çalıştığını ve işyerinde çalışan müvekkilini adeta bir günah keçisi ilan ederek suçu onun üstüne yıkmaya çalıştığını, davacı şirket işyerinde suç işlendiğini tespit etmeleri üzerine olayla bir bağlarının olup olmayacağını bile gözetmeden hemen işyeri çalışanları dinlendiğini ve bir kaç kişinin soyut beyanına dayanarak müvekkilinin iş aktine son vererek hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, bu sebeple isnat edilen suçla ilgili olarak gerçek suç işleyenlerin tespit edilemediğini, günah keçisi seçilen müvekkilinin kendini suçlu konumda bulduğunu, bu sebeple söz konusu suçu işleyen gerçek kişilerin ceza dosyasında sanık olarak değil tanık olarak ifadeleri alındığını ve kendilerini söz konusu suçtan kurtarmak için müvekkil aleyhinde beyanlarda bulunduklarını, ceza dosyasında yer alan tanık beyanlarının çelişkiler içerisinde olup tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, müvekkilinin davacı şirkette üretim müdürü olarak çalışmaktayken iş akdine son verildiğini, üretim müdürünün görev, sorumluluk ve yetkileri tüm kurumsal firmalarda belli olduğunu, bu sorumlulukların içinde satınalma ve parça tedariği faaliyetinin kesinlikle olmadığını, davacı şirketin üretim, satın alma, halkla ilişkiler, finans, lojistik vb. olmak üzere pek çok bölüme ayrıldığının görülmekte olduğunu, her bölümün kendi müdürleri ve yetkilileri olduğunu, ancak nedense müvekkil üretim müdürü olarak çalışmasına rağmen diğer tüm birimlerde olan aksaklıklardan sorumlu tutulmaya çalışmakta olduğunu, ceza dosyasında dinlenen tanıklar görev tanımlarını yaparken şirkette iş prosedürlerinden bahsettiğini ama daha sonra bir sorun yaşandığından kendilerini haklı göstermek için tamamen soyut iddialar ile müvekkili suçlayıcı beyanlarda bulunduklarını, bu kadar büyük bir şirkette satın alma müdürünün haberi olmadan şirkete malların girmesi durumu bile normal gibi gösterilmeye çalışılarak bu eylemden bile satın alma müdürü değil, alakası bile olmayan üretim müdürü olan müvekkilinin sorumlu tutulmakta olduğunu, stoklar aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık periyotlarda bu faaliyetler gözden geçirilip, kontrol edilmekteyken bir buçuk yıl boyunca devam eden ticaret süresince mal kontrolünün yapılmamasının mümkün olmadığını, bu durumdan kontrol müdürü sorumlu değilken neden işlemlerle ilgisi olmayan üretim müdürü olan müvekkil sorumlu tutulmaya çalışılmakta olduğunu, davacı şirket davalı BRB ile aralarında sadece 175 adet mal için anlaşıldığı şeklinde beyanda bulunmuş olsa da yukarıda bahsettiğimiz gibi davacı şirketin satın alma müdürü ... 10000 adet sipariş kaydı olduğunu kabul ettiğini yani 10000 adet mal siparişi yapıldığını, davacı şirket malların kendisine teslim edilmediğini ileri sürse de ceza davası sırasında dinlenen şirket çalışanı tanıklar malların teslim edildiğini beyan ettiklerini, bu durumun bile davacı tarafın iddialarının yersiz olduğunu göstermekte olduğunu, diğer davalı BRB Metal ceza yargılaması sırasında iş yerine hırsız girdiğini ve server'in çalındığını ileri sürdüklerini, bu sebeple sipariş kayıtlarını sunamayacağını beyan ettiğini, satın alma birimi ile aralarında yapılan yazışmaların iki tarafı ilgilendirdiğini, üretim müdürünün bu konuyla ilgili bir bilgisi ya da ilgisinin olmasının söz konusu olamayacağını, müvekkilinin imzaladığı faturaların sayısının belli olduğunu neden imzasının yer aldığı hususunun açıklandığını, bu faturaların hepsinde satın alma tarafından siparişin verildiğini gösteren SAS numaraları yer almakta olduğunu, müvekkilinin söz konusu faturaları üstünde SAS numarası yer aldığı için imzaladığını ve iki yılı aşkın süre yapılan ticarette sadece birkaç faturayı imzaladığını, bu sebepten dolayı suçlanmasının şirketi zarara uğrattığının ileri sürülmesinin tamamen kötüniyetli bir davranış olduğunu, davacı şirket davalılar arasında irtibat olduğunu ileri sürsede bu durumun varlığını gösterecek hiçbir delil olmadığını, müvekkilinin diğer davalı ile birlikte hareket ettiğini gösteren en ufacık bir olgu bile olmadığını, bu sebeple fikir birliği içinde davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasının yersiz olduğunu, müvekkilinin dahil olmadığı işlemlerden dolayı sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin herhangi bir suç işlemediğini, herhangi bir menfaat de sağlamadığını belirterek öncelikle haksız ve hukuku dayanaktan yoksun ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, dosyanın haksız fiilden kaynaklanması sebebiyle görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine, Bursa 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/70 esas sayılı dosyasının iş bu dava için bekletici mesele yapılmasına, yapılacak yargılama sonunda davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı BRB METAL LTD ŞTİ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, Volvo'ya üretilecek parça için tek sefere mahsus sipariş uyarınca müvekkili şirketin 2018 yılı Ocak ayı içerisinde 175 adet MP0702 kodlu parçayı imal ve teslim ettiğini, bu aşamadan sonra söz konusu parçaya ilişkin herhangi bir sipariş vermediklerini, daha sonra 2018 yılı Ocak ayında gerçekleşen tek sefere mahsus alım dışında MP0702 kodlu parçanın temini için herhangi bir sipariş verilmemiş olmasına rağmen adeta bu siparişler verilmiş gibi düzenli aralıklarla müvekkil şirket tarafından göstermelik sevkiyatlar yapıldığını ileri sürdüğünü, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın iddialarının hiç bir somut delile dayanmadığını, davacı şirketin müvekkil şirkete faturalardan kaynaklı borcu bulunduğunu, bu borçlar nedeni ile davacı şirkete karşı icra takibi başlatıldığını ve yapılan takibe itiraz edilmesi üzerine taraflarınca itirazın iptali davası açıldığını, Bursa 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/332 Esas sayılı dosyası ile açılan dava halen derdest olduğunu, müvekkil şirket tarafından sipariş edilen tüm ürünler için irsaliyeli faturalar düzenlendiğini ve iş bu faturaların usulüne uygun olarak davacı şirkete tebliğ edildiğini, faturalarda belirtilen ürünlerin de eksiksiz olarak davacıya teslim edildiğini, davacı şirket tarafından süresi içinde faturalara karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, ayrıca tüm faturaların üstünde sipariş olduğunu gösteren SAS (satın alma siparişi) numarası mevcut olduğunu, TTK madde 21/2 ye göre; "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." itiraz edilmemek sureti ile alıcı aleyhine yazılı delil niteliği kazanan faturanın aksinin de yalnızca yazılı delil ile kanıtlanabileceğini, bu nedenle davacı şirketin ürünleri teslim almadığını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini, ancak açılan davaya gösterilen tek delil kendi iç denetimlerde çalışanlardan baskı ile alınan soyut ve çelişkili beyanlardan ibaret olduğunu, müvekkil şirket ile diğer davalı ...'ın işbirliği içinde olduğu ve ...'ın tavsiyesi ile davacı şirket ile müvekkil şirketin iletişime geçtiği hususları gerçeği yansıtmadığını. müvekkil şirketin diğer davalı ile maddi-manevi herhangi bir bağı bulunmadığını, dosyada düzenlenen 17/06/2021 tarihli ön inceleme tensip tutanağı ile davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verildiğini, şartları oluşmadan verilen ihtiyati haciz kararının da kaldırılması gerekmekte olduğunu, dosya kapsamı incelendiğinde davacı tarafından dosyaya hiçbir yazılı somut delil sunulmadığının görüleceğini, bu nedenle yaklaşık ispat kuralının gerçekleşmediğinin kabulü gerekmekte olduğunu, davacı şirket diğer davalı ...'ı ve müvekkil şirket yetkilisini Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na şikayet ettiğini ve savcılık tarafından iddianame düzenlendiğini, bu nedenle açılan ve halen derdest olan Bursa 33. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/70 Esas sayılı dosyasının beklenmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen mahkememizin 2020/332 esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olduğunu; kurulan bu ticari iş ilişkisi sonucu müvekkili davalı taraf adına 05/08/2019 tarihli 7,670.00 TL bedelli, 02/05/2019 tarihli 4.277,50 TL bedelli, 21/05/2019 tarihli 21.712,00 TL bedelli ve 21/05/2019 tarihli 21.712,00 TL bedelli olmak üzere 4 adet fatura düzenlemiş olduğunu ve işbu faturalar davalının işyeri adresine gönderildiğini, davalı şirket adına düzenlenen işbu faturalar sonucunda davalının müvekkile toplam borcu 55.371,50 TL olduğunu, davalı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, alacağını tahsil edemeyen müvekkili lehine 05/08/2019 tarihinde Bursa 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... esas numaralı dosyası ile taraflarınca icra takibi yapıldığını, borçlu tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, borçlunun itirazının iptali ile takibin devamını, % 20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin karşı tarafa yükletilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen mahkememizin 2020/332 esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirket dünya çapında pek çok ülkede faaliyet gösteren Vibracoustic şirketler topluluğunun Türkiye iştiraklerinden biri olduğunu, Türkiye’de otomotiv yan sanayinde faaliyet gösterdiğini, davacı şirket, müvekkili şirket’in tedarikçilerinden biri; ... ise iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği tarihe kadar müvekkili şirket’in üretim müdürü olduğunu, müvekkili şirket fabrika müdürü ... ve kontrol müdürü... tarafından tedarik şirketlerine yapılan ödemelere ilişkin gerçekleştirilen rutin finansal kontroller sırasında davacı şirket’e yapılan ödemelerde olağandışı artış tespit edildiğini, konu araştırıldığında ...’ın, üretim müdürü olarak görevinden kaynaklanan yetkilerini kötüye kullandığını ve davacı şirket ile işbirliği yaparak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil eden bir kısım hukuka aykırı eylemlerde bulunmuş olabileceğini ve bu suç teşkil eden fiillerle müvekkili şirketi yüksek maddi kayıp ve zarara uğratmış olabileceği yönünde kuvvetli şüphe ortaya çıktığını; bu nedenle durum müvekkili şirketin dâhil olduğu şirketler topluluğunun genel merkezi Almanya’daki iç denetim departmanına bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket genel merkezi Almanya'dan gelen müvekkili şirket yetkilileri Dr..... ve Stefanie Gerbig tarafından 30 Nisan 2019-8 Mayıs 2019 tarihleri arasında müvekkili şirkette bir iç denetim gerçekleştirildiğini ve ... ve... tarafından öne sürülen şüphe ve iddialar araştırıldığını, MP0702 kodlu materyal ne bahsi geçen tarihlerde ne de faturalarda belirtilen diğer tarihlerde müvekkili şirkete fiziken teslim edilmediğini, bu materyal tek seferlik bir siparişe ilişkin olduğunu ve 175 adetle sınırlı olacak şekilde satın alındığını, sonrasında müvekkili şirket tarafından bu materyal ile bağlantılı herhangi bir üretim yapılmadığını, müvekkil şirketin özel üretim konusu bu parçaya ilişkin herhangi bir müşterisinden sipariş almadan veya herhangi bir müşterisine bu materyalin kullanıldığı parçanın satışını yapmadan ve bu materyalin kullanıldığı parçanın üretimini dahi yapmaksızın belirli aralıklarla materyal satın alması en hafif tabiri ile “absürt” olarak nitelendirilebilir olduğunu, müvekkil şirketin MP0702 kodlu bu materyalin kullanıldığı parça ile ilgili müşterilerinden sipariş almadığını veya bu parçanın satışını yapmadığını; parçaya ilişkin üretimin tek seferlik olduğunu, müvekkili şirketin kayıtları incelenerek kolaylıkla anlaşılabileceğini,23 Mart 2018 tarihinden sonra MP0702 kodlu materyalin sisteme girişinin “MSAYIM” adlı kullanıcı tarafından gerçekleştirildiğini; “MOZDEN” adlı kullanıcı tarafından “stok düzeltme” kaydı ile bu malzemelerin stoktan silindiğinin tespit edildiğini, davacı şirket müvekkili şirketin eski üretim müdürü ile işbirliği yaparak hiçbir zaman müvekkili şirkete teslim edilmeyen materyallere ilişkin hukuki mesnede dayanmayan soyut faturalar tanzim etmiş olduğunu, müvekkili şirketi bu suretle dolandırarak yaklaşık 400.000,00 Euro tutarında zarara uğramasına sebep olduğunu, müvekkili şirket yetkilileri tarafından bu dolandırıcılık faaliyetleri tespit edildikten sonra davacı şirket tarafından tanzim edilen bütün faturalara ilişkin ödemeler haklı olarak durdurulduğunu, mevcut koşullar altında müvekkili şirket’in davacı’ya herhangi bir borcu olmadığının ortada olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirket tarafından ödenmediği iddia edilen faturalara ilişkin iki ayrı dava ikame etmesinin sebebi, bir davanın meblağını diğer davadan daha düşük göstermek suretiyle usul hukukuna ilişkin bazı kolaylıklardan haksız ve kötü niyetli olarak yararlanmak istemesi olduğunu, huzurdaki davanın konusu ve tarafları ile doğrudan bağlantılı olan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı önünde derdest 2019/100487 numaralı soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmasını, hukuki ve fiili irtibat bulunan Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/333 esas sayılı dosyası ile birleştirme kararı verilmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, davacı şirket taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması nedeni ile davanın ve dolayısıyla itirazın iptali talebinin reddini, haksız olarak itirazın iptali davası açan davacı şirket’in talep ettiği alacak miktarının yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere müvekkili şirket lehine tazminat ödemeye mahkûm edilmesini; vekâlet ücreti ve yargılama giderinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 2020/332 Esas sayılı dosyası ile yine mahkememizin eldeki dava olan 2021/421 Esas sayılı her iki dosya incelenerek, iki dosya arasında fiili ve hukuki irtibat olduğu anlaşıldığından birleştirme hususu incelenmiş ve mahkememizin iş bu dava dosyası ile yine mahkememizin 2020/332 Esas sayılı dosyaları arasında tarafları ve konuları bakımından hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu, davanın aynı hukuki ilişkiden kaynaklandığı ve dava dosyalarının birlikte görülmesinde usul ekonomisi yönünden de yarar görülmekle HMK.'nun 166 maddesi uyarınca , Mahkememizin 2020/332 Esas sayılı dosyası ile 2021/421 Esas sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, davacı şirket ile davalı şirket arasında gerçekleşen MP0702 kodlu otomotiv parça üretiminde kullanılan ve 2018 yılı ocak ayı içerisinde sipariş verilen 175 adet parça dışında ilerleyen tarihlerde davalı şirket ile öncesinde davacı şirket çalışanı olduğu anlaşılan davalı ... iş birliği ve aracılığı ile bu parçaya ilişkin alım yapılmadığı halde kayıt ve stoklarda hileli şekilde yapılmış gösterilerek alınmayan ürünler ile ilgili ödemelerin yapılmak sureti ile davalılar tarafından davacının iş birliği içerisinde dolandırılıp dolandırılmadığı (güveni kötüye kullanmak) konusunda doğan muaraza konusundaki savcılık soruşturması sonrasında açılan kamu davasında ileri sürülen iddialar ile bu davada ileri sürülen iddialar kapsamında davacının suç teşkil eden haksız fiil nedeni ile zarara uğratılıp uğratılmadığı, uğratıldı ise zararın tutar ve miktarının neden ibaret olacağına ilişkin tazminat davasıdır.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap