4. Hukuk Dairesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ...A.Ş. aleyhine 08/06/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/12/2011 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 06/11/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı banka vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı asil ... ve vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. Dava, haksız şikayet ve dava yoluna başvurulması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesinde, davacının eşinin davalı banka şubesinde şef sıfatı ile görevli olduğu; davacının ise emekli olup ticaret ile uğraştığı; dava dışı eş tarafından kredi işlemlerinde usulsüzlükler yapıldığının ileri sürüldüğü; ancak, bu suçlamaya haksız olarak davacının da dahil edildiği; ceza yargılaması sonucunda davacının beraat ettiği ve dava dışı eş hakkındaki kamu davasının da zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı; davacının cezai süreç içerisinde haksız olarak tutuklu kaldığı; davacı ve dava dışı eşi hakkında maddi tazminat istemi ile açılan davanın derdest olduğu ve haksız olarak tedbir ile ihtiyati haciz kararları verildiği ileri sürülerek, manevi tazminat isteminde bulunulmuştur. Cevap dilekçesinde, usulsüz kredi işlemleri nedeniyle Anayasal şikayet ve dava hakkının kullanıldığı ve hukuka uygunluk sebebinin mevcut olduğu savunulmuştur. Mahkemece, davacının eşi hakkında başlatılan hukuki sürece davacının da dahil edilmesinin Anayasal şikayet hakkı ve hak arama özgürlüğü kapsamında olsa dahi; yaşanan sürecin uzunluğu, davacının haksız olarak tutuklanmasına sebep olunması; malvarlığına ihtiyati haciz konması ve olayın gazetelerde yer alması; bilirkişi raporlarında, davacı hakkındaki varsayıma dayalı iddiaların kabul edilemeyeceğinin belirtilmesi nedeniyle hukuka aykırılık benimsenmiş ve kısmen kabul kararı verilmiştir. -/- -2- 2012/3574-2012/16218 Dosya kapsamından, davacının dava dışı eşi hakkında yapılan soruşturmalar üzerine Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunulduğu; hizmet nedeniyle emniyeti suistimal ve nitelikli dolandırıcılık suçlamalarıyla kamu davası açıldığı; davacının da, bu suçlara iştirak ettiğinin ileri sürüldüğü; yargılama sonucunda dava dışı eş hakkında mahkumiyet, davacı hakkında ise beraat kararı verildiği; temyiz aşamasında, kamu davasının ortadan kaldırıldığı; davacı ve eşinin ileri sürülen davalı bankaya yönelik haksız eylemleri nedeniyle tazminat davası açıldığı ve yargılama sonucunda da ret kararı verildiği anlaşılmaktadır. Davalı, Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen şikayet ve dava hakkını kullanan durumundadır.Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için, şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların olması zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Davaya konu olayın özellikleri ve gelişim biçimi göz önünde tutulduğunda, şikayet hakkının kullanması bakımından yeterli emarenin varlığı benimsenmelidir.Yukarıda belirtilen ilke ve saptanan olgular ışığında, davalı yönünden hukuka uygunluk nedeninin gerçekleştiği kabul edilmeli ve dava tümden reddedilmelidir. Mahkemece, kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş ve bu yön bozmayı gerektirmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın