1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali-tescil ve alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıl davada; evli olduğu halde davalı ile uzun süre evlilik dışı ilişki yaşadıklarını ve bu ilişkiden 2000 doğumlu ikiz çocukları olduğunu, davalının sürekli olarak bu ilişkiyi eşine söylemekle tehdit edip üzerinde baskı kurması sonucu ve davalının bankadan kredi kullanıp daha sonra iade etmesi şartıyla kayden maliki olduğu dava konusu 25 ada 38 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1 no’lu bağımsız bölümü davalıya devretmek zorunda kaldığını, temlikin muvazaalı olduğunu, davalının bankadan 94.600,00 TL tutarında kredi kullandığını, ancak bu kredinin toplam 56.409,99 TL’lik taksit tutarını kendisine ödettiğini, söz konusu ilişkiyi öğrenen eşinin 28.10.2014 tarihinde boşanma davası açtığını ve eşiyle boşandıklarını, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla korku ve tehdidin etkisinin ortadan kalktığını ileri sürerek dava konusu 25 ada 38 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1 no’lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptaline, kredi taksitleri için yaptığı ödemelere ilişkin olarak toplam 56.409,99 TL’nin ilk taksit tarihi olan 07.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; birleştirilen davada ise aynı taşınmazla ilgili tescil isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalı; muvazaa iddiasının yazılı delille ispatı gerektiğini, hile iddiası yönünden hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, hilenin de söz konusu olmadığını, ikiz çocuklarının mirastan pay almalarını önlemeye yönelik olarak davacı ile davacının eşinin planlaması üzerine eldeki davanın açıldığını, davacı ile ilişkilerinin gizli olmayıp davacının eşinin ve ailesinin bu ilişkiyi bildiklerini, davacının, evliliğinin formalite bir evlilik olduğunu söyleyip eşinden ayrıldığına kendisini inandırdığını, hatta tüp bebek yöntemiyle davacı ile müşterek çocuk sahibi olduklarını, davacının eşine ya da çocuklarına bu ilişkiyi söyleyeceği şeklinde bir tehdidi ya da baskısının olamayacağını, zira toplum içerisinde zaten evlilik hayatı sürdürdüklerini, kullandığı kredinin taksitlerini de davacının değil kendisinin ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap