43. Hukuk Dairesi

Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dava konusu olayda, mevcut delillerin ışığında davacıya sunulan ürün kataloğu ile önerilen ürünlerin kaliteli ve uluslar arası marka imajı olan ürünler olduğu algısının yaratıldığı kanaatine pekâlâ varılabileceği, davaya konu sözleşmenin, davacı distribütörce Bulgaristan'da satışı yapılacak olan ürünlerin ihracatının yapılmadığı ve sözleşmenin tek taraflı yararlanma ilkesi gözetilerek düzenlendiği, ürün kataloğunda yer alan ürünlerin uluslararası ticarete konu olabilecek evsaf ve nitelikte ürünler olduğu imajı yaratılarak davacının yanıltıldığı hususları dikkate alındığında ortada distribütörün AB üyesi bir ülkede satacağı nitelikte ürünlerin bulunmadığı, bunların davalı tarafından ihraç edilmediği edilemeyeceği, öte yandan taraflar arasında geçerli bir distribütörlük sözleşmesi kurulmuş olmakla birlikte davacı bakımından irade sakatlığının şartlarının oluştuğu davalının hileli davranışları nedeniyle sözleşmenin imzalandığı bu nedenle hile nedeniyle sözleşmenin iptalinin gerektiği kanaatine varılarak sözleşmenin iptali nedeniyle herkes verdiğini iade etmekle yükümlü olduğu gözetilerek bu bağlamda, sözleşme hükümlerince düzenlenen “Mevduat Rehni Sözleşmesi” kapsamında ödenen 100.000,00- TL'nin davalı daha önce temerrüde düşürülmediği için dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2019/6236 sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1.320,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın kabulüne karar verildiği de dikkate alınarak davalı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesine ve davanın kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı ilişkili kişi ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlişkili kişi ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 03/07/2023 tarihli yargılamanın iadesi talepli başvuruları neticesinde yapılan yargılamada; yerel mahkemenin 03/10/2023 tarihli ek kararıyla yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin tahdidi olduğu ve bu dosya nezdinde yenilenme sebeplerinden birinin gerçekleşmediği gerekçesiyle taleplerinin reddolduğunu, müvekkili ...'nun dosyada davalı taraf ... A.Ş.'de 28/02/2020 tarihine kadar yönetim kurulunda yer aldığını, 28/02/2020 tarihi itibarıyla genel kurul kararı ile temsil yetkisinin sona erdiğini, müvekkilinin hukuki dinlenilme ve savunma hakkının ihlal edildiğini, istinaf kanun yolu kapsamında ilamın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yapılan yargılamanın usule aykırı olduğunu, yargılamanın yenilenmesi gerektiğini, davalı şirketin 16/05/2022 tarihinde tasfiye edildiğini, yani tüzel kişiliğinin sona erdiğini, tüzel kişiliği sona eren bir şirkete İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce gerekçeli kararın tebliğ edildiğini ve dosyanın usule aykırı şekilde kesinleştiğini, yerel mahkeme tarafından adres araştırmasının titizlikle yapılması zorunlu iken araştırma yapılmaksızın tüm tebligatların Tebligat Kanunu'nun 35 ve 35/2 maddesine göre usule aykırı şekilde yapıldığını, savunma hakkının aleni şekilde kısıtlandığını ve davanın davalının yokluğunda bitirilmiş olmasının hukuka aykırı olmak ile açık yargılama hataları ile dosyanın kesinleşmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, davalının adres araştırmasının Tebligat Kanunu ve tüzük hükümlerine uygun olarak yapılmamış iken, yerel mahkeme kararının hukuken kesinleşmiş olduğunu kabul etmenin mümkün olamayacağını, yerel mahkemece verilen kesinleşme şerhinin hukuki sonuç doğurmaması gerektiğini, yapılan yargılamanın hiçbir aşamasında davalı şirket veya yetkililerinin duruşmalara katılmadığını, dilekçe vermediklerini, vekil veya temsilci tutmadıklarını, sadece davacı tarafın beyanları üzerinden dosyanın karara bağlandığını, açık bir hak ihlalin söz konusu olduğunu, müvekkilinin zarar gördüğünü, usule aykırı şekilde yapılan tebligatlar sonucu kesinleşen davanın istinaf kanun yolu taleplerinin kabulü ile dosyanın yerel mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap