8. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Çay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'un (5237 sayılı Kanun) 154 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 3. Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8 Ceza Dairesinin 31.10.2022 tarihli kararı ile "…Şikayetçi Maliye Hazinesi davadan haberdar edilip delillerini sunma ve davaya katılma olanağı sağlanarak sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 233 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 234 üncü maddesine aykırı davranılması...." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi suçun unsurlarının oluştuğuna, tecavüze konu yeri babası yapsa da kendisinin kullanıma devam etmesinin suçun oluşması için yeterli olduğuna, sanık hakkında daha önce dava açıldığı bu nedenle de yerin mera olduğunu bilmesi ne karşın işgal eylemi de devam edip ısrarı nedeniyle tekerrür hükümlerini uygulanması gerektiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanık hakkında men kararı verildiğine sanığın cezalandırılması gerektiğine vesaireye ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay Sanığın Eber Köyü 188 ada 25 numaralı parselde kayıtlı meraya ağaç dikerek işgali nedeniyle Çay Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığı bu dosyada yapılan keşif de sanığın işgalini devam ettirdiğinin tespiti üzerine Cumhuriyet savcılığına ihbarda bulunulduğu sanığın suça konu meraya işgalini devam ettirerek köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. IV. GEREKÇE Dairemizin 31.10.2022 tarihli usûl Bozması üzerine yerel mahkeme re'sen suçun, köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz suçunun seri yargılama usulüne tabi olması nedeni ile bozma sonrası Çay Asliye Ceza Mahkemesince 01.12.2022 tarihli durma kararı ile dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan seri yargılama usulüne uyulup uyulmaması hususundaki tebliğinin sanık tarafından 25.01.2023 tarihinde seri muhakeme usulünün uygulanmasını kabul edilmediği anlaşılmıştır. Yapılan kanuni düzenleme ile Seri Muhakeme Usulünün sanık lehine getirilen bir müessese olduğu için katılanların bu duruma itiraz haklarının bulunmadığı dikkate alındığında bu durumda yerel mahkemenin durma kararı tarihi olan 01.12.2022 ile seri Muhakeme teklifinin kabul edilmediği tarih olan 25.01.2023 tarihleri arasındaki süre de eklendiğinde zamanaşımı süresinin dolduğu belirlenerek yapılan inceme de; 1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 154 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın 26.11.2015 tarihli ilk savunma tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2023 tarihli ve 2023/306 Esas, sayılı kararına yönelik katılan Maliye Hazinesi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2024 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap