DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/820 E. , 2023/1262 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Telekomünikasyon ekipman ve parçalarının toptan ticaretiyle iştigal etmekteyken 31/12/2010 tarihinde mükellefiyeti re'sen terkin edilen davacı adına, 2009, 2010 ve 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi borçlarının tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Dava konusu ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin ilanen tebliğinden önce 12/05/2014 tarihinde, davacının "... Mah. ... Cad. No:... Küçükçekmece/İSTANBUL" adresinde "terk, adresten nakil almadan ayrıldığı" şerhi düşülerek adres tespit tutanağı düzenlenmiştir. Yine ilanen tebliğden önce 15/05/2014 tarihinde, davacının "... Mah. ... Cad. No:... Küçükçekmece/İSTANBUL" adresinde "adreste başka bir firma olduğu, ... Mahallesinde ... Caddesi bulunmadığı" şerhi düşülerek adres tespit tutanağı düzenlenmiştir. Ancak söz konusu ihbarnamelerin tebliğ alındısında muhtar tasdikinin bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca bahsi geçen adres tespit tutanaklarında bunların anılan ihbarnamelerin tebliğ işlemlerine yönelik olarak düzenlendiği yönünde bir açıklama ve ifade de bulunmamaktadır. Öte yandan dava konusu ödeme emrinin, 12/05/2014 tarihli adres tespit tutanağı ile tebligat yapılamadığı belirtilen adreste davacıya tebliğ edildiği de görülmektedir. Bu durumda, davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen ihbarnamelere konu vergi borçlarının tahakkuk ederek ödenecek safhaya geldiğinden bahsedilemeyeceğinden, bu borçların tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle ödeme emrini iptal etmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 04/06/2020 tarih ve E:2016/15822, K:2020/1819 sayılı kararı:
Davacı hakkında yürütülen vergi incelemesi sırasında tutanağı imzaya davet yazısının tebliği için 21/05/2012 tarihinde davacının ''... Mah. ... Cad. No:... Küçükçekmece/İSTANBUL'' adresine gidilmiş ve düzenlenen adres tespit tutanağı ile davacının adreste bulunamadığı, dairenin boş olduğu, muhtarlık kayıtlarında var olup nakil almadan ayrıldığı tespit edilmiştir.
Dava konusu ödeme emrinin dayanağı ihbarnameler yukarıda belirtilen adreste tebliğe çıkarılmış ve 12/05/2014 tarihinde memur ile mahalle muhtarı nezdinde düzenlenen adres tespit tutanağıyla davacının adresi terk ettiği, adresten iki yıl kadar önce ayrıldığı, aynı adreste başka bir kişinin ikamet ettiği tespit edilmiştir. Bu defa anılan ihbarnameler davacının "... Mah. ... Cad. No:... Küçükçekmece/İSTANBUL'' adresinde tebliğe çıkarılmış ve 15/05/2014 tarihinde memur ile mahalle muhtarı nezdinde düzenlenen adres tespit tutanağıyla böyle bir adresin bulunmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacının bilinen adreslerinde tebliğ imkansızlığının adres tespit tutanakları ile saptandığı olayda ilanen tebliğ koşullarının gerçekleştiği sonucuna varıldığından, aksi yöndeki Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuş; davacının karar düzeltme istemini ise reddetmiştir. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: Vergi Mahkemesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Davalı idarece ilanen tebliğ tarihinden önce bilinen adres olarak kabul edilen adrese dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezaların tebligata çıkarıldığı hususu ortaya konulamadığından, dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarına ilişkin ihbarnamelerin ilanen tebliğ edilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen ihbarnamelere konu vergi ve cezaların tahakkuk ederek ödenecek safhaya geldiğinden bahsedilemeyeceğinden, söz konusu vergi ve cezaların vadesinde ödenmediğinden bahisle gecikme faiziyle birlikte tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu nedenle, dava konusu ödeme emrinin iptali yolundaki ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığından, davalının temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY: Asıl amme borçlusu davacı telekomünikasyon ekipman ve parçalarının toptan ticaretiyle iştigal etmekteyken vergi dairesince mükellefiyeti 31/12/2010 tarihinde re'sen terkin edilmiştir.
Davacı hakkında yürütülen vergi incelemesi sırasında tutanağı imzaya davet yazısının tebliği için 21/05/2012 tarihinde davacının ''... Mah. ... Cad. No:... Küçükçekmece/İSTANBUL'' adresine gidilmiş ve memur ile mahalle muhtarı nezdinde düzenlenen adres tespit tutanağı ile dairenin boş olduğu, davacının adreste bulunamadığı, muhtarlık kayıtlarında var olup nakil almadan ayrıldığı tespit edilmiştir.
Dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezalara ait ihbarnameler, belirtilen adreste, 20/09/2012 tarihli tebliğ zarfıyla birlikte tebliğ edilmeye çalışılmış ancak davacının adreste bulunmadığı tespit edildiğinden posta yoluyla tebliğ edilememiştir. 12/05/2014 tarihinde aynı adrese tekrar gidilmiş ve memur ile mahalle muhtarı nezdinde düzenlenen adres tespit tutanağı ile davacının adresten iki yıl kadar önce ayrıldığı, muhtardan nakil almadığı, adreste başka bir kişinin ikamet ettiği tespit edilmiştir.
Akabinde 15/05/2014 tarihinde "... Mah. ... Cad. No:... Küçükçekmece/İSTANBUL'' adresine gidilmiş ve adreste başka bir mükellefin bulunduğu hususu bu mükellef ile memur imzalarını da içeren adres tespit tutanağı ile tespit edilmiştir.
Aynı tarihte bu defa söz konusu adresin bulunduğu mahallenin muhtarı ve aynı memur nezdinde düzenlenen adres tespit tutanağı ile de davacının ismen tanınmadığı tespit edilmiştir.
Bunun üzerine anılan ihbarnameler 14/11/2014 tarihinde vergi dairesinin ilan asmaya mahsus mahalline asılarak ilanen tebliğ süreci başlatılmış, kamu alacağının davacıdan tahsil edilememesi üzerine de dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir.
Öte yandan, dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçları dışındaki vergi borçları için düzenlenen bir kısım ihbarname, 23/08/2011 tarihinde "... Mah. ... Cad. ... Apt. No:... Bahçelievler/İSTANBUL" adresinde davacının teyzesine tebliğ edilmiş, davacının muhatap olarak belirtildiği tebliğ alındısında da söz konusu adres "ikametgah adresi" olarak gösterilmiştir. Dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezalara ait ihbarnamelerin adres sütununda da aynı adres yer almaktadır.
Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edilen 16/07/2015 tarihli GİB İntranet sorgulama çıktısında da aynı adres "ikametgah adresi" olarak belirtimiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali şu şekildedir: "Bu kanuna göre bilinen adresler şunlardır:
1.Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler;
2.Adres değişikliğinde bildirilen adresler;
3.İşi bırakmada bildirilen adresler;
4.Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler;
5.Yoklama fişinde tesbit edilen adresler;
6.(Değişik: 23/6/1982 - 2686/18 md.) Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler;
7.Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartiyle);
8.Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tesbit edilen adresleri. Mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tesbit edilmiş olanı nazara alınır."
Kanun'un 103. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle değiştirilmeden önceki halinde ise muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olması nedeniyle gönderilmiş olan mektubun geri gelmesi ve başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması hallerinde tebliğin ilan yoluyla yapılacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 213 sayılı Kanun'a göre tebliğin ilan yoluyla yapılabilmesi ancak muhatabın adresinin hiç bilinmediği, bilinen adresinin yanlış olduğu, muhatabın bilinen adresten sürekli olarak ayrıldığı, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmadığı hususlarının ilanen tebliğ tarihinden önce usulüne uygun olarak tespit edilmiş olması durumunda mümkündür.
Uyuşmazlığın çözümü, ödeme emri içeriği vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin, ilanen tebliğ tarihinden önce davalı idarece bilinen ve başka ihbarnamelerin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği "adrese" tebliğe çalışılmasının gerekip gerekmediğine bağlıdır.
Olayda, dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçları dışındaki vergi borçları için düzenlenen bir kısım ihbarname 23/08/2011 tarihinde "... Mah. ... Cad. ... Apt. No:... Bahçelievler/İSTANBUL" adresinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davacının muhatap olarak belirtildiği tebliğ alındısında da söz konusu adres "ikametgah adresi" olarak gösterilmiştir. Anılan tebliğden sonra dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezalar için düzenlenen ihbarnamelerin adres sütununda da aynı adrese yer verilerek değinilen adres davacının bilinen adresi olarak kabul edilmiştir. Ancak, davalı idarece ilanen tebliğ tarihinden önce bilinen adres olarak kabul edilen söz konusu adrese dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin tebligata çıkarıldığı hususuna yönelik herhangi bir belge dosyaya sunulmamıştır.
Bu durumda, davalı idarece ilanen tebliğ tarihinden önce bilinen adres olarak kabul edilen adrese dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin tebligata çıkarıldığı hususu ortaya konulamadığından, dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarına ilişkin ihbarnamelerin ilanen tebliğ edilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, ilanen tebliğ şartlarının oluştuğu ortaya konulmadan usulüne uygun olarak tebliğ edilerek tahakkuk etmiş bir kamu alacağının varlığından söz etmek mümkün olmadığından, dava konusu ödeme emrinin iptali yolunda verilen ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,
2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.