Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/4202 E. , 2023/2099 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Depolama lisansı sahibi davacı şirkete ait "... Mahallesi, ... Caddesi, ... Sokak, No:... Körfez/KOCAELİ" adresinde bulunan depolama tesisinde 20/12/2016 tarihinde yapılan denetim neticesinde, davacı şirketin, depolama tesisinde kurulu bulunan ulusal marker enjeksiyon sisteminin kurulumu ve uygulamasını hatalı yaptırmak suretiyle tesisinde doğru, hassas ve izlenebilir ölçüm sonucu alınabilecek şekilde ulusal marker enjeksiyonu yapabilecek teknik donanım kurulmasını sağlamayarak ve marker ekleme işleminin hatalı yapılmasına imkân vererek 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 18. maddesine, 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına, 3. maddesinin dokuzuncu fıkrasına ve Petrol Piyasasında Ulusal Marker Uygulamasına İlişkin Yönetmeliğin 7. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket ettiğinden bahisle, 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 1.208.229,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; gerek ... Uluslararası Gözetme Mümessillik ve Ticaret A.Ş.'den konuya ilişkin olarak alınan raporda, gerek TÜBİTAK tarafından davacı şirkete ait depolama tesisinde 05/06/2017 tarihinde gerçekleştirilen saha çalışması sonucunda düzenlenen teknik raporda yer alan, davacı şirketin depolama tesisinde, ulusal marker enjeksiyonlarının enjeksiyon sistemi var olmasına rağmen, sistemin amacı doğrultusunda kullanılmayarak ulusal markerin akaryakıta tam ve homojen olarak karışması için küçük atımlı püskürtmeler şeklinde akaryakıta ilave edilmediği, bunun yerine doğrudan vana açılarak eklemenin yapıldığı, doğrudan vana açılarak ulusal marker eklemesi yapılması dolayısıyla ulusal markerin yoğun bir şekilde enjeksiyon yapılmayan kollektörlerde kalma ihtimalinin son derece yüksek olduğu, zira, tanklara ürün alınmadan önce hem tahliye öncesi tank ulusal marker değerleri hem de tahliye edilen tanker ulusal marker değerleri geçerli iken, bu tanklara ürün transferi sonrası bulunan ulusal marker ölçümünün fazla çıkmasının, daha önce 16/12/2016 tarihinde yapılan ulusal marker ekleme operasyonunda tank boru hattı kollektöründe ulusal markerin birikmiş olması ihtimali ve bu ürünün tahliyesi ile hatta kalan markeri süpürerek tanklara girmiş olması ihtimaline dayalı olabileceği, nitekim, ulusal markerin enjeksiyon sisteminden küçük püskürtmeler yerine doğrudan vana açılarak verilmesi nedeniyle fazla miktardaki ulusal markerin yoğunluk farkından dolayı boru hattı ölü bölgelerinde ve tank diplerinde kalma ihtimalinin yüksek olduğunun bilindiği, zaten bu amaçla marker enjeksiyon sistemlerinin dizaynının bu durumu engelleyecek şekilde yapıldığı, ancak davacı şirketin buna uymayarak doğrudan ulusal markeri tanka göndermesi neticesinde ulusal markerin ölü hacimlerde ve/veya tank diplerinde kaldığının saha incelemesinde gözlemlendiği; bu durumda, bir sonraki normal ürün boşaltma sırasında tank sirküle edildiğinde, ulusal marker değerinin yüksek okunmasına sebep olduğunun görüldüğü şeklindeki tespitler ile birlikte, davacı şirketin, gerek dava dilekçesinde gerek davalı idarece istenen savunma yazısında ileri sürdüğü, tesiste kullanılan mevcut ulusal marker enjeksiyon sisteminin, ulusal markerin uygulanmasına ilişkin yönetmelikte belirtilen özelliklere uygun olacak şekilde ekleme yapabilecek teknik özelliklere sahip otomatik dozaj kontrollü, izlenebilir enjeksiyon donanımlı olduğu, sadece 16/12/2016 tarihinde yapılan marker ekleme operasyonunda cihazın otomatik enjeksiyonu çalışmadığından, marker ekleme işleminin otomatik dozajlama yoluyla değil de cihazın üzerinde bulunan butona elle basılarak hatta marker ekleme suretiyle yapılması nedeniyle anlık teknik bir sıkıntı yaşandığı yönündeki beyanları dikkate alındığında, davacı şirketin, depolama tesisinde kurulu bulunan ulusal marker enjeksiyon sisteminin kurulumu ve uygulamasını hatalı yaptırmak suretiyle tesisinde doğru, hassas ve izlenebilir ölçüm sonucu alınabilecek şekilde ulusal marker enjeksiyonu yapabilecek teknik donanım kurulmasını sağlamayarak marker ekleme işleminin hatalı yapılmasına imkân verdiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, 16/12/2016 tarihinde yapılan marker ekleme operasyonunda anlık teknik bir sıkıntı yaşandığı, bu nedenle marker ekleme işleminin manuel yapıldığı, doğrudan vana açılma gibi bir fiilin söz konusu olmadığı, kabul anlamına gelmemek üzere bu durum nedeniyle yaptırım uygulansa dahi kendileri akaryakıt satışı yapmadığından depolama lisansı sahibinin yükümlülüklerine aykırı fiil nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 19/7. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5.2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 02/05/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.