Esas No
E. 2010/1095
Karar No
K. 2010/2476
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2010/1095 E.  ,  2010/2476 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 08/10/2009 gün ve 2009/8835-2009/10856 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Davacıların temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır. Davacılar kararın düzeltilmesini istemişlerdir.

Davacılar, tapu kaydına güvenerek, tapu sahibinden satın aldıkları paylı taşınmazlara ilişkin tapu kaydının, davalı idare tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonunda, taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle iptal edildiğini, idarenin tapu kayıtlarının doğru tutulmamasından dolayı oluşan gelen tüm zarardan Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince sorumlu olduğunu belirterek, uğradıkları zararın ödetilmesini istemişlerdir. Davalı idare ise, davanın yargı yolu bakımından reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Yerel mahkemece, dava konusu zarara neden olan hatalı tespitin kadastro çalışmaları sırasında oluştuğu, taşınmaz orman niteliğinde olduğu halde nitelik ve zilyetlik koşulu gerçekleşmeden üçüncü kişi adına tespit gördüğü ve bu tür idari işlem ve eylemden kaynaklanan tazminat davalarının idari yargı yerinde görülmesi gerekeceği gerekçesiyle, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

Dava konusu taşınmaz, 6894 Ada 5 sayılı parselde yer alan arsa niteliğindeki bir taşınmazdır. Davacılar 1360/35080 arsa paylı 7 nolu bağımsız bölümü, ½ paylı olarak 24/06/1994 günü satın almışlardır. Hazine tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonunda 1/11/2006 günlü kararla taşınmazın 1383 m² yüzölçümlü bölümünün 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı sonucuna varılarak, tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş ve karar onanarak kesinleşmiştir. Medeni Yasası’nın “sorumluluk” karar başlığını taşıyan 1007. maddesi gereğince “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur." Dava konusu olayda, Hazine adına itiraz etmekle yükümlü olan görevliler üzerlerine düşen görevlerini yapmamışlardır. Tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda oluşan hatalardan Devlet, Medeni Yasa'nın 1007. maddesi gereğince kusursuz olarak sorumludur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların, yanlış tescil sonucu sicile güven ilkesi yönünden değişmesi ya da yitirilmesi, bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen Devlet, sicillerdeki aykırı kayıtlardan doğan zararları ödemeyi de üstlenmektedir. Dayanaksız ya da hukuksal duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamda düşünülmüştür. Devletin kadastro işlemlerinden sorumluluğunun kapsamı Medeni Yasa'nın 1007. maddesi kapsamında düşünüldüğünde, eldeki davaya adli yargıda bakılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18/11/2009 gün ve 2009/4-383-2009/517 sayılı kararı da bu biçimde açılan davaların adli yargı yerinde görülmesi gerektiği yolundadır.

Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, uyuşmazlığın esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirken onanmış bulunduğundan davacıların karar düzeltme istemi kabul edilmeli, Dairemizin onama kararı kaldırılmalı ve karar yukarıda açıklanan nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 440-442. maddeleri gereğince davacının karar düzeltme isteminin kabulüne; Dairemizin 08.10.2009 gün ve 2009/8835-2009/10856 sayılı onama kararının kaldırılmasına; kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve tashihi karar talep eden davacılardan önceki onama kararımızla alınan harç ile peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/03/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku K10856 md.442
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.