4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2010/2169 E. , 2010/3264 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 5/11/2009 tarih ve 2009/559-2009/12290 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'nun 440-442 maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1.Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme istemleri reddedilmelidir.
2.Davalının diğer karar düzeltme istemlerine gelince; dava, işleten olarak hakkında açılan tazminat davası sonunda dava dışı kişilere tazminat ödeyen davacının, ödediği tazminatın diğer sorumlu davalıdan rücu yoluyla alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiştir. Davalının temyizi üzerine karar, Dairemizce onanmıştır. Davalı kararın düzeltilmesini istemiştir.
Davacı, dayanışmalı (müteselsil) sorumlu olarak dava dışı üçüncü kişilere ödediği paranın ardıllık (haleflik) esasınca rücu yoluyla ödetilmesini istediğine ve önceki Ankara Asliye 22. Hukuk Hakimliği'nin 1997/731-2000/305 sayılı ve Ankara Sulh 8. Hukuk Hakimliği'nin 2005/184-2005/1758 sayılı davalarında davalı taraf olarak yer almadığına göre iadenin kapsamı; davacının sorumlu tutulup ödediği para, bu paranın kendisi hakkında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davalarda belirlenen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamıdır. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, bu savsaması nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve kararların kesinleşmesinden sonra gelen sürenin faizini isteyemez. Çünkü sözü edilen giderlerle davalının eylemi arasında uygun nedensellik bağı yoktur. O halde yerel mahkemece yapılacak iş, icra giderleri ile kararların kesinleşmesinden sonra işlemiş olan faize ilişkin istek bölümünün hesaplatılıp reddine karar vermekten ibarettir. Bu ilkelere aykırı düşüncelerle isteğin tümünün kabul edilmiş olması doğru değildir. Diğer yandan, zararlı sonucun ortaya çıkmasında davalının durumunun Borçlar Yasası'nın 43. maddesi kapsamında tartışılmamış olması da yanlıştır.
Yerel mahkemece açıklanan yönlerin gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirken onanmış bulunduğundan, davalının bu yöne ilişkin karar düzeltme istemi kabul edilmeli, Dairemizin onama kararının o bölümü kaldırılmalı ve karar yukarıda açıklanan nedenle bozulmalıdır.