11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/8156 E. , 2013/11260 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.03.2011 tarih ve 2009/374-2011/113 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28.05.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2.408.250 adet pay sahibi olduğunu, bunun esas sermayenin %40'ına isabet ettiğini, davalı şirketin 2008 yılı olağan genel kurulu yapılmadan önce, yönetim kurulu üyesi olan müvekkili tarafından şirkete gönderilen 19.02.2009 tarihli noter ihtarnamesinde, bir takım bilgilerin verilmesinin istendiğini, bu yapılmadan şirket genel kurulunda alınan kararların iptal edilmesi gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesinin yerinde olmadığını, bu kişilerin yönetimde özensiz davrandıklarını, huzur hakkı verilmesi hususunda alınan kararın, objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyeleri ile başkan yardımcısına verilen ücretin yönetim kurulu başkanına verilen ücrete göre büyük farklılık taşıdığını, özel denetçi tayini istemine ilişkin müvekkilinin talebinin de reddedildiğini ileri sürerek, davalı şirketin 15.04.2009 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu genel kurul kararlarının iptalini gerektirecek bir hususun bulunmadığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Ancak dava, davalı anonim şirketin 15.04.2009 tarihli genel kurulunda alınan kararların kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafça diğer iddialarının yanında, anılan genel kurulda yönetim kurulu başkanına verilmesi kararlaştırılan aylık net ücretin, diğer yönetim kurulu üyelerine verilen ücrete göre fahiş olduğu ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğu da ileri sürülmüştür.
Dava konusu genel kurul toplantısının 10 numaralı gündem maddesinde, davalı şirket yönetim kurulu başkanına aylık net (25.000) TL, yardımcısına (5.000) TL, diğer yönetim kurulu üyelerine ise üç aylık değerlendirme toplantıları başına (500) TL ücret verilmesi kararlaştırılmış, davacı tarafından alınan bu karara karşı usulüne uygun şekilde tutanağa muhalefet şerhi yazdırılmış, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da davalı şirketin 2009 yılı net kârının (1.099.936,11) TL, yönetim kurulu başkanına ödenecek yıllık ücret toplamının ise (300.000) TL olduğu, bu miktarın yıllık net kârın %27’sine karşılık geldiği, dava dışı yönetim kurulu üyesi ortağın payının ise %18 olduğu bildirilmiştir.
Her ne kadar davalı şirket vekili tarafından benzer özellikleri taşıyan üç adet başka şirketin yönetim kurulu üyelerinin aldığı ücretleri gösteren genel kurul toplantı tutanakları dosyaya sunulmuş ve mahkemece davalı şirket büyüklüğünde bir şirketin yönetim kurulu başkanı için anılan ücretin makul bulunduğu belirtilmiş ise de bu tespitler anılan kararın iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının belirlenmesi için yeterli değildir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı şirketin daha önceki genel kurul toplantılarında yönetim kurulu başkanlarına verilen yıllık ücretlerin ne kadar olduğu ve bu miktarın yıllık net kârın ne kadarına karşılık geldiği, dolayısıyla ortada bir örtülü kâr aktarımının bulunup bulunmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.