Esas No
E. 2009/10931
Karar No
K. 2010/12897
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

4. Hukuk Dairesi         2009/10931 E.  ,  2010/12897 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 26/12/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin bir bölümünün kabulüne ilişkin 04/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Davacı, ... Derneği Denizli Şubesi tarafından düzenlenen 11.11.2008 günlü konferans sırasında bir konuşma yapan davalının söylediği, anlatım özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek sözlerin, meslek ve kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, daha önce konuşma yaparak Anayasa'nın değiştirilemez ilkelerini tartışmaya açan davacının kendi kusurundan yararlanamayacağını, söylediği sözlerin düşünce açıklaması niteliğinde olduğunu belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Yerel mahkemece, davalının konuşmasında öz ve biçim dengesinin bozulduğu, eleştiri ve yorum sınırlarının aşıldığı gerekçesiyle, istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; davacının konuk olarak davet edilip katıldığı ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde 10.11.2008 günü düzenlenen "Anayasalarda Değiştirilemez İlkeler" konulu toplantıya konuşmacı olarak katılan dava dışı Anayasa Mahkemesi Raportörü ... ...'ın yaptığı sunumda; Anayasa'nın değiştirilemez maddeleri ile diğer maddeler arasında üstünlük kurulamayacağını; bu maddeler arasında soyut ve somutluk ilişkisinin bulunduğunu; değişebilir normların, değiştirilemez maddelerin somut hali olduğunu, bir Anayasa değiştirildiği zaman, değiştirilemez maddelerine de dokunmanın kaçınılmaz olacağını, değiştirilemez ilkelerin, esnekliğe ve işlevselliğe aykırı bir düşünce taşıdığını söylediği; toplantının kapanışı nedeniyle bir konuşma yapan davacının da; sempozyumun konusunu Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıldönümünde konu olarak belirlemeyi düşündüğünü; ancak, ne kadar cesaretli olabileceği hususunda endişeleri bulunduğunu; konunun, Türkiye açısından hayati bir değere sahip olduğunu belirttiği; Anayasa'nın değiştirilemez ilkeleri konusunda görüşlerini açıklayan davacıya karşı davalının da 11.11.2008 günlü konuşmasında; "...... gerçekte layık olmadığı bir mevkiye getirilen, hukukçu da olmayan, getiriliş biçimi ve sırf o biçimi sağlamak için çıkarılan yasa bizzat Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş, bulunduğu makamın ağırlığını ve sorumluluğunu bilmeyen bir zat. Şimdi, atasözünü hatırlatmakta yarar vardır. Bu doğrudan doğruya kılavuz, istikamet, sonuç meselesidir. Ben siyasi iktidarın bu tür aldatmacalı yol göstericilere itibar etmemesini öneririm..." biçimindeki sözleri söylediği anlaşılmaktadır. Tarafların yukarıya alıntılanan değerlendirme ve yorumları, birer düşünce açıklaması niteliğinde olup gerçek olup olmadıkları tartışılamaz ve gerçekliklerinin kanıtlanması da istenilemez. Bu yönün, mahkemece de araştırılması gerekmez. Diğer yandan, davacının ülke sorunları ile ilgili görüşlerini açıklaması doğal olduğu gibi; bu düşüncelerin, davalı tarafından eleştirilmesi de olağan kabul edilmelidir.

Davalının, davacının mesleki konumu yönünden yaptığı açıklamanın yakışıksız olduğu, bu konuda yol göstermesinin doğru olmadığı ileri sürülmüş ise de; davalının konuşmanın bütünlüğü göz önünde tutulduğunda, konu ile anlatım arasındaki düşünsel bağlılığın korunduğu, yalnızca sert eleştiri olarak kabul edilebilecek nitelendirmelerde bulunulduğu sonucuna varılmıştır

Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığı sonucuna varılıp istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/12/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI Dava; kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar vermiş; hüküm, Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından talebin tümden reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararına aşağıda göstereceğim nedenlerle katılmam mümkün değildir. Davalının ... Derneği Denizli Şubesi'nin 11 Kasım 2008 tarihinde düzenlediği konferansta yaptığı konuşmada davacıyı kastederek; "... gerçekte layık olmadığı bir mevkiye getirilen, hukukçu da olmayan, getiriliş biçimi ve sırf o biçimi sağlamak için çıkarılan yasa bizzat Anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmiş, bulunduğu makamın ağırlığını ve sorumluluğunu bilmeyen bir zat. Şimdi atasözünü hatırlatmakta yarar vardır. Bu doğrudan doğruya kılavuz, istikamet, sonuç meselesidir. Ben siyasi iktidarın bu tür aldatmacalı yol göstericilere itibar etmemesini öneririm..." şeklindeki beyanı dava konusu edilmiş olup, bu konuşmanın yapıldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık bu sözlerin ileri sürüldüğü gibi, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Davalı, 10 Kasım 2008 günü ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin tertip ettiği "Anayasalarda Değiştirilemez İlkeler" konulu sempozyumda oturum başkanının daveti üzerine, kürsüye çıkan davacının "Ancak bu konuda ne kadar cesaretli olabilirim, o konuda biraz endişeliyim. Ama görüyorum ki hem vakfın, hem de ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin cesaretle tespit ettikleri konunun ne kadar önemli ve Türkiye açısından ne kadar hayati bir değere sahip olduğunu anlamak mümkündür." biçimindeki söz ve görüşünü eleştirdiğini savunmaktadır. Davalı konferanstaki konuşmasını, sarf ettiği sözlerden ziyade davacının kişiliği ile Anayasa Mahkemesi Üyeliğine ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığına seçilmesi üzerine kurmuştur. Bu nedenle eleştiri ya da düşünce açıklaması olarak kabul ederek geçiştirmek doğru olmayacak, hak ve adalet ölçülerine de uygun düşmeyecektir. Davacı Anayasa Mahkemesi Başkanı, davalı ise Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısıdır. Davacı, T.C. Anayasası'nın 146. maddesinde öngörülen usul ile Sayıştay'ca seçilen üç üye arasından Cumhurbaşkanı tarafından 1990 yılında Anayasa Mahkemesi Üyeliğine, asıl üyeler arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile de 12 Ekim 2007 tarihinde Anayasa Mahkemesi Başkanlığına seçilmiştir. 20/05/2003 tarihinde yasal yaş sınırı nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından emekli olan davalı ifa ettiği vazifeler icabı seçilme usulllerini en iyi bilenlerdendir. Diğer yandan; davalı atasözünü hatırlatırken toplumun bildiği şekli ile tamamını söylemekten kaçınmış ise de, dinleyen ve okuyan orta düzeydeki her yetişkin insana, atasözünün hemen çağrışım yapacağı duraksamaya meydan vermeyecek kadar açıktır. Düşünce ve kanaat hürriyeti Anayasa'nın 25. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Ancak, 26. madde ile de başkalarının şöhret veya haklarının korunması amacıyla sınırlandırabileceği öngörülmüştür. Eleştiri belli bir seviyede yapılmalıdır. Hakaret, sövme, aşağılama ve alay etme eleştiri ve düşünce açıklama olarak kabul edilemez. Bunun dışına çıkıldığında ihkakı hak biçimini alır ki, toplumda düzeni sağlamak için çıkarılan yasaların böyle bir durumu koruması söz konusu olamaz. Ayrıca, daha ziyade siyasetçiler için getirilen sert eleştiriye katlanmak zorunda oldukları kriteri, konumu itibariyle davacıya uygulanamaz ve katlanmak zorunda bırakılamaz. O halde, somut olayımızda kişilik haklarına saldırının koşulları gerçekleşmiştir. Bu itibarla; ilk derece mahkemesi kararının onanması görüşünde olduğumdan, değerli çoğunluğun istemin tümden reddedilmesi gerektiği yönündeki bozma kararına katılamıyorum. 13/12/2010

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.