Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4462 E. , 2023/2846 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
2.… Bakanlığı / ANKARA
2.…
3.…
4.…
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının davalı idareler tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'in Bilecik 9. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini er olarak yapmakta iken guatr rahatsızlığı geçirmesinin ardından gerekli tıbbi muayene ve hizmetleri zamanında ve tam alamaması nedeniyle vefat etmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın babası ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı ile 110.081,12 TL) maddi ve 2.500,00 TL (miktar artırımı ile 100.000,00 TL) manevi, annesi ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı ile 122.506,51 TL) maddi ve 2.500,00 TL (miktar artımı ile 100.000,00 TL) manevi, kız kardeşi ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı ile 50.000,00 TL) manevi, erkek kardeşi ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı ile 50.000,00 TL) manevi olmak üzere toplam 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 232.587,63 TL) maddi, 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 300.000,00 TL) manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu raporunda gerekli tıbbi muayene ve hizmetlerin zamanında alınamadığı yönündeki davacıların iddiasının ve müteveffanın sağlık kuruluşlarına sevkinin, sevkin gereğinin yapılmasında idarenin kusurunun bulunup bulunmadığının ara kararı ile sorulmasına rağmen Adli Tıp Kurumunca değerlendirilmediği, müteveffanın ölümünde sadece Ankara GATA (eski adıyla Gülhane Askeri Tıp Akademisi, yeni adıyla Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi) Endokrinoloji servisinde hastayı takip ve tetkik eden hekimlerin tıbbi uygulama hatası bulunduğunun belirtildiği görülmüş ise de askerlik hizmetini ifa için birliğine teslim edildiği 04/11/2015 tarihinde guatr teşhisi konulan, 09/11/2015, 13/11/2015, 25/11/2015 ve 26/11/2015 tarihlerinde Eskişehir Askeri Hastanesine defalarca sevk edilen ve en son 26/11/2015 tarihinde USG çekilerek tiroid sol lobunda 11,5x6.5 cm boyutlarında nodül izlenen müteveffanın bu defa askerlik mevzuatından kaynaklı talimatlar da bahane edilerek 26/11/2015 tarihinden 02/12/2015 tarihine kadar 7 gün gecikerek, toplamda da birliğine katılışı yapıldıktan sonra yaklaşık bir ay sonra GATA Endokrin bölümüne yatışının yapıldığı, müteveffanın rahatsızlığının tanısının geç konulduğu, zamanında tedavisinin yapılması için hastaneye yatışının da geciktiği, buna bağlı olarak ayrıca Endokrin Bölümüne 02/12/2015 tarihinde yatırılmasına rağmen 09/12/2015 tarihine kadar cerrahi konsültasyonu yapılmadığı ve müdahale edilmediği gözetildiğinde, müteveffanın ölümünde GATA'da çalışan sağlık personelinin yanında davalı idarenin de sorumlu olduğu, bu sebeple Sağlık Bakanlığı'nın da hasım mevkiine alınması suretiyle dosyanın tekemmül ettirilmesine karar verilerek Adli Tıp Kurumu Raporu'nun taraflara tebliğ edildiği, rapora davalı idarelerce yapılan itirazların yerinde görülmediği, 18/02/2020 tarihinde kayıtlarına giren hesaba ilişkin bilirkişi raporunda, bakiye ömür yaklaşımı ile yapılan hesaplar neticesinde davacı ...’e ödenmesi gereken toplam destekten yoksun kalma tazminatının 112.975,21 TL ve davacı ...'e ödenmesi gereken destekten yoksun kalma tazminatının 99.632,23 TL olduğunun belirtildiği, anılan bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmesi üzerine, davalı idareler tarafından yapılan itirazların raporu kusurlandırabilecek nitelikte görülmediği, davacıların 03/03/2020 tarihinde kayıtlara giren miktar artırım dilekçesiyle, davacı ... için talep edilen 2.500,00 TL maddi tazminat miktarı 122.506,51 TL ve davacı ... için talep edilen 2.500,00 TL maddi tazminat miktarı 110.081,12 TL olarak artırıldığı, ...'in ölümü ile sonuçlanan olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun olması nedeniyle bilirkişi raporunda belirlenen destekten yoksun kalma zararı ve davacıların miktar artırım dilekçesinde belirttiği talepler de dikkate alınmak suretiyle anne ... için 112.975,21TL maddi (destekten yoksun kalma tazminatının) tazminatın, 2.500,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 110,475,21 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren ve baba ... için 99.632,23 TL maddi (destekten yoksun kalma tazminatının) tazminatın, 2.500,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 97.132,23 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından müteselsilen ödenmesi gerektiği, fazlaya dair istemin ise reddi gerektiği, davacıların manevi tazminat istemine gelince, askerlik yükümlülüğünü yaptığı sırada davalı idarenin hizmet kusuru sebebiyle davacılar yakınının hayatını kaybetmesi nedeniyle davacı anne, baba ve kardeşlerin duyduğu elem ve üzüntü sonucu oluşan zararlarının talepleri doğrultusunda davalı idarelerce karşılanması gerektiği, davacılar tarafından 03/03/2020 tarihinde kayda giren miktar artırım dilekçesiyle, manevi tazminat yönünden, anne ... için talep edilen 2.500,00 TL manevi tazminat miktarı 100.000,00 TL, baba ... için talep edilen 2.500,00 TL manevi tazminat miktarı 100.000,00 TL, kız kardeşi ... için talep edilen 2.500,00 TL manevi tazminat miktarı 50.000,00 TL, erkek kardeşi ... için talep edilen 2.500,00 TL tutarındaki manevi tazminat miktarı 50.000,00 TL olarak artırıldığı, bu durumda, ...'in ölümü ile sonuçlanan olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun olması, davacıların yaşadığı acı, üzüntü ve kederin büyüklüğü, talep edilen manevi tazminatın hüküm tarihi itibarıyla zenginleşme aracı olamayacağı gözetilerek ve davacıların miktar artırım dilekçesinde belirttiği talepler de dikkate alınmak suretiyle davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın, 2.500,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 97.500,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren; davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın, 2.500,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 97.500,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren; davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, 2.500,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 47.500,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren; davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, 2.500,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 47.500,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce hesaplanarak davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı ile 110.081,12 TL'ye artırılan) maddi tazminat isteminin kısmen kabulüyle, 99.632,23 TL maddi tazminatın, 2.500,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 97.132,23 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/03/2020 işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce müteselsilen davacıya ödenmesine, maddi tazminat isteminin 10.448,89 TL lik kısmının ise reddine, davacı ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı ile 122.506,51 TL'ye artırılan) maddi tazminat isteminin kısmen kabulüyle, 112.975,21 TL maddi tazminatın, 2.500,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 110,475,21 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce müteselsilen davacıya ödenmesine, maddi tazminat isteminin 12.031,30 TL lik kısmının ise reddine, davacı ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı ile 100.000,00 TL'ye artırılan) manevi tazminat istemi ile davacı ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı ile 100.000,00 TL'ye artırılan) manevi tazminat isteminin davacı ... ve ... için ayrı ayrı 2.500,00'er TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 97.500,00'er TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce müteselsilen davacılara ödenmesine, davacı ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı ile 50.000,00 TL'ye artırılan) manevi tazminat istemi ile davacı ... için 2.500,00 TL (miktar artırımı ile 50.000,00 TL'ye artırılan) manevi tazminat isteminin davacı ... ve ... için ayrı ayrı 2.500,00'er TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 47.500,00'er TL'sinin miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce müteselsilen davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; davacılar yakınının hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan olayda, davalı idarelerin üzerlerine düşen görev ve yükümlülükleri zamanında ve gereği gibi ifa etmedikleri sonucuna varıldığından, davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ve zarardan sorumlu olduklarına yönelik idare mahkemesi kararının gerekçesinde hukuka aykırılık görülmediği, kararın, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesinden; İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda zarar hesabının annuite formülüne ve devre başı ödemeli belirli rant formülüne göre hesaplandığı görüldüğünden ara kararıyla, hesabın yerleşik içtihatlara uygun olarak, işlemiş-işleyecek dönem ayrımı gözetilip aktif ve pasif dönem için "progressif rant" olarak adlandırılan ve her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmek suretiyle hesaplanmasını yine anne ve baba yaşam süresinin olay tarihi itibarıyla TRH-2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesini ve olay nedeniyle davacı anne ve babaya "Askerlik Yükümlülüğünü Yerine Getirirken Ölen veya Engelli Hale Gelenlere Tazminat Ödenmesi Hakkında Yönetmelik" kapsamında ayrı ayrı yapılan 17.585,00 TL ödemenin kök rapor tarihindeki güncel değeri hesaplanarak, maddi zarar tutarından düşülmesini teminen ek rapor alınmasına karar verildiği, istenen hususlara uygun düzenlenen ek bilirkişi raporunda, müveffanın annesi olan ...'in uğradığı maddi zararın 118.259,28 TL, müveffanın babası olan ...'in uğradığı maddi zararın ise 100.990,08 TL olarak belirlendiği, buna göre ek raporda belirlenen tutarların mahkemece hükmedilen tutarlardan kısmen yüksek olması ve davacılar tarafından da karara istinaf başvurusunda bulunulmaması nedeniyle hükmedilen tazminatın yerinde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, ancak her ne kadar İdare Mahkemesince, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen davalı idarelerce davacılara ödenmesine karar verilmiş ise de dosya içerisinde yer alan bilgi, belge ve Adli Tıp Kurumu raporunun birlikte incelenmesinden; davacılar yakınının ölümü ile sonuçlanan olayda davalı idarelerin %50 oranında kusur ve ihmali bulunduğu sonucuna varıldığından, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın davalı idarelerce yarı yarıya yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği, kararın, manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının incelenmesinden; bakılan davanın İçişleri Bakanlığına karşı 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca öngörülen idari başvuru üzerine anılan idare aleyhine açıldığı, Mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda GATA Endokrinoloji servisinde hastayı takip eden hekimlerin tıbbi hatası bulunduğu görüşü üzerine Mahkemece Sağlık Bakanlığı da hasım konumuna alınarak uyuşmazlığın çözüme kavuşturulduğu, buna göre, davacılar tarafından dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminatın, yakınlarının zamanında hastaneye sevk işlemlerinin yapılmaması nedeniyle İçişleri Bakanlığının hizmet kusuruna binaen talep edildiği, ancak yargılamanın devamı sırasında Sağlık Bakanlığı emrinde görevli hekimlerin uygulama hatasının da zararın oluşumuna etki ettiği anlaşıldığından, yargılama aşamasında (dava açıldıktan sonra) oluşan bu hukuki durum nedeniyle manevi tazminat talebinin miktar artırımına tabi tutulmasında ve artırılan miktar üzerinden talebin kabul edilmesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, başvurunun yukarıda yer verilen açıklamayla ve hüküm fıkrasının davacılardan ... için 99.632,23 TL maddi tazminatın, İçişleri Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin, Sağlık Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 97.132,23 TL'nin yarısı olan 48.566,11 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin İçişleri Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden, kalan 48.566,11 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin Sağlık Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 100.000,00 TL manevi tazminatın İçişleri Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin, Sağlık Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 97.500,00'er TL'sinin yarısı olan 48.750,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin İçişleri Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden, kalan 48.750,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin Sağlık Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; ... için 112.975,21 TL maddi tazminatın İçişleri Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin, Sağlık Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 110,475,21 TL'nin yarısı olan 55.237,605 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin İçişleri Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden, kalan 55.237,605 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin Sağlık Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 100.000,00 TL manevi tazminatın İçişleri Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin, Sağlık Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 97.500,00'er TL'sinin yarısı olan 48.750,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin İçişleri Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden, kalan 48.750,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin Sağlık Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın İçişleri Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin, Sağlık Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 47.500,00'er TL'sinin yarısı olan 23.750,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin İçişleri Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden, kalan 23.750,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin Sağlık Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın İçişleri Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin, Sağlık Bakanlığınca 1.250,00 TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren, kalan 47.500,00'er TL'sinin yarısı olan 23.750,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin İçişleri Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden, kalan 23.750,00 TL'sinin miktar artırım dilekçesinin Sağlık Bakanlığına tebliğ edildiği 10/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine şeklinde gerekçe düzeltilerek ve açıklamalı başvurunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, mütevaffanın hastaneye sevkinde gecikme ve ihmalin söz konusu olmadığı, sevk zinciri doğrultusunda hastaneye sevk edildiği, kışlada kaldığı sürede rahatsızlığını tetikleyecek bir eğitime katılmadığı, ön başvurunun yapılmadığı, ödenen nakdi tazminatın dikkate alınmadığı, davanın süresinde olmadığı, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla; davalı Sağlık Bakanlığı tarafından ise, davanın süresinde açılmadığı, olayın meydana geldiği tarih itibarıyla Gülhane Askeri Tıp Akademisinde verilen hizmetin Milli Savunma Bakanlığının bünyesinde olduğu, idarelerine ön başvuru yapılmadığı, vefatın operasyonun yapılmamasından değil yemek yediği sırada aspirasyona bağlı geliştiği, ihmal ya da kusurun bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu raporunda endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanının bulunmadığı, hastanede operasyon için gecikme yaşanmadığı iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Sağlık Bakanlığının temyiz isteminin incelenmeksizin reddi, İçişleri Bakanlığının temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı İçişleri Bakanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Davacıların yakını müteveffa Jandarma Er ..., 04/11/2015 tarihinde Bilecik 9. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığındaki askeri birliğine katılmış, 09/11/2015 tarihinde guatr şüphesiyle Eskişehir Askeri Hastanesi Genel Cerrahi Polikliniğine sevk edilmiş, 10/11/2015 tarihli Genel Cerrahi Polikliniğinin muayenesinde, tanımlanmamış toksik olmayan guatr tanısı konulmuş, 13/11/2015 tarihinde guatr şüphesiyle tekrar Genel Cerrahi Polikliniğine sevk edilmiş, Eskişehir Askeri Hastanesinin 13/11/2015 tarihli Genel Cerrahi Polikliniği muayenesinde, toksik olmayan guatr tanısı konularak USG sonucu ile Dahiliye Polikliniğine sevki uygundur kararı verilmiş, 25/11/2015 tarihinde kontrol için Dahiliye Polikliniğine sevk edilmiş, oradan tekrar Genel Cerrahiye sevk edilmiş ve 26/11/2015 tarihli USG incelenmesinde, tiroid sol lobda 11,5x6.5 cm boyutlarında sol karotit arteri laterale doğru deplase eden, sol juguler veni basılayan heterojen hipoekokik nodül izlenmiş, burada guatr uzmanı olmadığından 26/11/2015 tarihinde Eskişehir Askeri Hastanesi Genel Cerrahi Polikliniğinden Ankara GATA Endokrin bölümüne sevkinin uygun olduğu belirtilmiş, aynı gün birliğine katılışı yapılan müteveffa, bu defa kendisine refakat eden jandarma uzman çavuş eşliğinde 02/12/2015 tarihinde GATA Endokrin bölümüne yatırılmış, 02/11/2015 tarihinde Endokrinoloji bölümünde gerekli muayenesi ve tetkikleri yapılmış, fizik muayenesinde solunum sıkıntısı, yutma güçlüğü ve ses kısıklığı ile akciğer grafisinde soluk borusunda sağa deviasyon, solunum darlığı olması nedeniyle göğüs hastalıkları konsültasyonu istenmiş, 09/12/2015 tarihinde yemek yerken arrest olmuş, müdahale edilerek Acil Yoğun Bakım Ünitesine alınmış, orada tetkik ve tedavisine devam edilirken genel durumu kötüleşip bilinci kapanmış, yapılan tüm müdahalelere rağmen cevap alınamayan müteveffa, 26/12/2015 günü saat 07.35'te hayatını kaybetmiştir.
Bilecik 9. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığında er olan müteveffanın sağlık kuruluşlarına sevkinin ve sevkin gereğinin yapılmasında, Eskişehir Askeri Hastanesinde ve Ankara GATA'da uygulanan teşhis, tedavi ve tıbbi müdahalelerde ve neticede ölümü ile ilgili olarak davalı idarenin ve/veya yapılacak olan inceleme sonucunda tespit edilecek olan sorumlu idarelerin veya idarenin tazminat sorumluluğunu doğuracak ağırlıkta bir ihmal veya kusurunun bulunup bulunmadığının, söz konusu süreçte davalı idarenin ve/veya tespit edilen sorumlu idare ve hastane personelinin kusurunun olup olmadığının, kusuru varsa kusur oranlarının ve belirtilen hususların saptanması amacıyla İdare Mahkemesince dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderilmiş, Adli Tıp 8. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporda özetle; "Kişinin 04/11/2015 tarihinde askeri birliğine katıldığı, 09/11/2015, 13/11/2015, 25/11/2015 ve 26/11/2015 tarihinde gerekli muayenesinin yapılarak sevk işlemlerinin gerçekleştirildiği, 26/11/2015 tarihinde Genel Cerrahi tarafından GATA Endokrinoloji bölümüne sevkinin uygun olduğu, Eskişehir Asker Hastanesinde yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, 02/12/2015 tarihinde Endokrinoloji bölümünde gerekli muayenesinin yapıldığı, gerekli tetkiklerin yapıldığı, fizik muayenesinde solunum sıkıntısı, yutma güçlüğü ve ses kısıklığı olan, muayenesinde ve akciğer grafisinde soluk borusunda sağa deviasyon olan kişinin 02/12/2015 tarihinde yatırılmasına rağmen 09/12/2015 tarihine kadar Cerrahi konsültasyonu yapılmamasının, müdahale edilmemesinin tıp kurallarına uygun olmadığı, GATA Endokrinoloji servisinde hastayı takip ve tetkik eden hekimlerin tıbbi uygulama hatası bulunduğu, hizmeti sağlık çalışanları vasıtası ile yürüten idarenin tıbbi uygulama hatası bulunmadığı" yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davacılar tarafından 03/03/2020 tarihinde kayıtlara giren miktar artırım dilekçesiyle, davacılar ... için talep edilen 2.500,00 TL tutarındaki maddi tazminat istemi 122.506,51 TL, ... için talep edilen maddi 2.500,00 TL tutarındaki maddi tazminat istemi 110.081,12 TL; anne ... için talep edilen 2.500,00 TL tutarındaki manevi tazminat istemi 100.000,00 TL, baba ... için talep edilen 2.500,00 TL tutarındaki manevi tazminatı istemi 100.000,00 TL, kız kardeşi ... için talep edilen 2.500,00 TL tutarındaki manevi tazminatı istemi 50.000,00 TL, erkek kardeşi ... için talep edilen 2.500,00 TL tutarındaki manevi tazminatı istemi 50.000,00 TL olarak artırılmıştır.
İdare Mahkemesince, Sağlık Bakanlığı hasım mevkine alınarak ve davacıların maddi ve manevi tazminat istemine dair miktar artırım dilekçesi dikkate alınarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş, davalı İçişleri Bakanlığının istinaf başvurusu açıklama eklenerek ve hüküm fıkrası düzeltilerek reddedilmiş, davalı idareler tarafından Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması için temyiz talebinde bulunulmuştur. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında, "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Davalı Sağlık Bakanlığı'nın Temyiz İsteminin İncelenmesi: Davalı Sağlık Bakanlığının İdare Mahkemesi kararının ardından istinaf başvurusunda bulunmadığı; buna karşın temyiz isteminde bulunduğu görülmektedir. Bilindiği üzere, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesinin ardından ilk derece mahkemesi kararına yönelik usul ve hukuka aykırılık iddiaları için öncelikle istinaf kanun yoluna başvurulmakta, sonuç alınamaması durumunda temyiz kanun yoluna gidilmektedir. Başka bir ifade ile, idare mahkemesi kararınının aleyhine olan kısımlarını istinaf kanun yoluna götürmeyen taraf bakımından, -istinaf mahkemesince idare mahkemesi kararından daha aleyhe bir hüküm verilmedikçe- karar kesinleşmiş olmaktadır.
Bu durumda, İdare Mahkemesi kararını istinaf kanun yolu incelemesine taşımayan davalı Sağlık Bakanlığının temyiz isteminin, Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın Sağlık Bakanlığı açısından İdare Mahkemesi kararından daha aleyhe hüküm içermediği de dikkate alındığında, incelemesinin yapılması hukuken mümkün değildir. Belirtilen sebeple, istinaf başvurusunda bulunmayan davalı idarelerden Sağlık Bakanlığının temyiz isteminin incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır. B) Temyize Konu Kararın Maddi Tazminata Yönelik Kısmının İncelenmesi : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı İçişleri Bakanlığının temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. C) Temyize Konu Kararın Manevi Tazminata Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, dava açıldıktan sonra ilk talep edilen manevi tazminat miktarının artmasına neden olabilecek nitelikte yeni bir hukuki veya maddi durumun ortaya çıktığını, başka bir ifadeyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın artmasına neden olabilecek bir hususun bulunduğunu gösterir bilgi ve belge sunulmadığı görüldüğünden, davacıların hükmedilen manevi tazminatın artırımına yönelik miktar artırım başvurularının kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Her ne kadar temyize konu kararda, olayda davalı Sağlık Bakanlığının da kusurunun bulunduğunun yargılama sırasında ortaya çıktığı, bu nedenle hasım mevkine alındığı, yeni bir hukuki durum oluştuğu, bu durumda manevi tazminat yönünden miktar artırımında bulunulabileceği yönünde değerlendirmelerde bulunulmuşsa da yargılama esnasında ortaya çıkan bu durumun zararı doğuran hadisedeki kusurun paylaştırılmasına ilişkin bir konu olduğu, zararı artıracak yeni ve ayrı bir hukuki veya maddi durum olarak nitelendirilemeyeceği kanaatine varıldığından, bu değerlendirmelerde hukuki isabet görülmemiştir. Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminata yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, davacıların manevi tazminata ilişkin miktar artırım istemleri kabul edilmediğinden, manevi tazminata yönelik olarak davacıların dava dilekçesinde belirtilen istemleri tamamen kabul edilmiş olacağı ve bu kısma yönelik olarak davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği de açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı Sağlık Bakanlığı'nın temyiz isteminin incelenmeksizin REDDİNE, davalı İçişleri Bakanlığı'nın maddi tazminata yönelik temyiz isteminin REDDİNE, manevi tazminata yönelik temyiz isteminin KABULÜNE,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,
3.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 29/05/2023 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.