10. Hukuk Dairesi
Davacı, davalının sahibi olduğu ticari takside şoför olarak 15.07.1990-01.01.2009 tarihleri arasında nizasız fasılasız olarak hizmet akdi ile çalıştığını ancak bu sürenin sigortalı olarak gösterilmediğini iddia etmiştir. Somut olayda çözümlenmesi gereken ve Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdi mi yoksa hâsılat kirası mı olduğu noktasındadır. Hizmet akdinin en önemli unsurları, bağımlılık ve zaman unsurudur. Bunlardan bağımlılık özelliği daha ağır basan bir özelliktir. Ülkemizde ticari taksi işletmeciliği yapanlar, günün tamamında kendisi işletmemekte, bir kısmında veya tamamında taksinin işletilmesini kiralama suretiyle sağlamakta ya da tuttuğu bir şoför vasıtasıyla yapmaktadır. Yani ya hizmet akdi ile şoför çalıştırmakta ya da hâsılat kirası ile kiraya vermektedir. Hizmet akdi ile şoför çalıştırmada, sigorta priminin ödenmesi, şoförün aldığı paranın denetimi ve ödenmesi gibi zorluklar nedeniyle genelde ticari taksi işletmecileri hâsılat kirasını tercih etmektedirler. 6111 sayılı Yasanın 51. maddesi ile 5510 sayılı Yasaya eklenen Ek madde 6/1 de; “Ticari taksi, dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu taşıma aracı işyerleri ile 4 üncü maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenecek alanlarda kısmi süreli iş sözleşmesiyle bir veya birden fazla kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olan kişilerin sigortalılıkları, bu madde kapsamında kendileri tarafından 30 gün üzerinden prim ödemeleri suretiyle sağlanır.” Maddede, taksi ve dolmuşlarda bir veya birden fazla kişi yanında ayda en fazla 10 gün çalışanlar ancak kendileri tarafından 30 gün üzerinden prim ödemeleri halinde sigortalı sayılabileceği düzenlenmiştir. Yani yasa maddesi de aslında taksi de çalışanların sigorta kapsamında olmadıklarını kabul etmektedir. Olayımızda davacı 10 yıllık bir sürede nizasız fasılasız hizmet akdi ile çalıştığını iddia ederken davalı ise ayda 7-8 gün hasılat kirası karşılığı çalıştığını savunmuştur. Davacının ibraz ettiği trafik cezaları ile aracın taksi sahibi adına servis bakım kayıtları ve telefon görüşmeleri ilişkinin hizmet akdi olduğunu ispatlar yeterlilikte değildir. Tanık beyanlarına bakacak olursak; hem davacı tanıkları hem de davalı tanıkları, davacının aracı ve plakayı günlük belli bir bedel karşılığı (50 TL) kiralayarak çalıştığı, ister kazansın ister kazanmasın bu bedelin taksi sahibine ödendiği, diğer kazançların kiralayana ait olduğu, yakıt bedelinin ve trafik cezalarının kiralayana, tamir masraflarının ise araç malikine ait olduğunu beyan etmişlerdir. Bu ilişkinin bağımlılIk unsuru taşıdığı iddia edilemez. Aracı kiralayanın kullanmadığı zamanlarda araç sabini bilgilendirmesi ve yerine başka bir kiracıya devredilmesi araç sabini işveren yapmaz. Ayrıca davacı, 10 yıllık bir sürede kesintisiz çalıştığını iddia etmesine rağmen bu hususun da doğruluğu ispatlanamamıştır. Yukarıda belirtilen nedenlerle taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdi değil, hasılat kirası olduğu anlaşıldığından yerel mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın