10. Hukuk Dairesi         2023/8414 E.  ,  2023/11580 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/154 E., 2023/200 K.
KARAR: Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, 01.09.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak subay (pilot) olarak çalıştığını, 24.02.2011 tarihinde istifa ettiğini, istifa sonrasında özel hava yollarında çalışmaya başladığını, 20.06.2018 tarihinde Pendik SGM'den fiili hizmet zammı süresinin tespitiyle, işbu sürelerin sigortalılık başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden geriye çekilmesi suretiyle emekli olacağı yaşın tespit edilmesini talep ettiğini, Pendik SGM tarafından 06.07.2018 tarihinde verilen cevapta 52 yaşını doldurduğu 06.05.2024 tarihinde emeklilik müracaatında bulunabileceğinin kendisine bildirildiğini, bu hesaplamanın yanlış olduğunu, müvekkilinin fiili hizmet zammı süresinin 3 yıl, 10 ay 15 gün (1395 gün ) olduğunu, mevzuata göre bu sürenin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi gerektiğini, bu durumda da emeklilik tarihinin 21.06.2018 tarihi olacağını, bu nedenle müvekkilinin hak etmiş olduğu, 3 yıl, 10 ay 15 gün (1395 gün) fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesini, geri çekilme neticesinde bulunacak emeklilik yaş haddinden de işbu sürelerin düşülerek, müvekkiline 02.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP:

Davalı vekili, özetle: davacının görev yaptığı, 4/c kapsamında bu tarihten sonra 4/a kapsamında sigortalı olduğunu hizmetlerinin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığını yaş haddinden indirilecek sürenin yarısı olduğunu dava tarihinden sonra ki bir tarihin emeklilik tarihi olarak tespitinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin bozmadan önceki kararı ile, "..davanın kabulü ile; 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin hem sigortalılık başlangıcı ve hem de sigorta başlangıcının; geri çekilerek sigorta başlangıç tarihinin 30.11.1987 olduğunun, 21.06.2018 tarihinde emekliliğini doldurmuş olduğunun tespitine, 01.09.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yaşlılık aylığının bağlanması ve birikmiş aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine.." karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin kararıyla; istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri de gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının b bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce; "....mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir" gerekçeleri ile karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... 2829 sayılı Kanun gereği, 506 sayılı ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki sigortalı hizmetleri birleştirilen davacının aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiği değerlendirlmekle, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.10.1991 olduğu, 506 sayılı Kanunun Geçici 81/B maddesine göre aylık bağlanma şartlarının 25 yıl sigortalılık süresi, 53 yaş, 5600 primi ödenmiş gün sayısı olduğu, 06.05.1972 doğumlu davacının, 3 yıl, 10 ay, 15 gün fiili hizmet zammının yaş haddinden düşülmesiyle, doğum tarihinin 21.06.1968 olarak kabul edilebileceği, bu durumda davacının 53 yaşını 21.06.2021 tarihinde doldurmuş olduğu, davacının tahsis talep tarihinde 53 yaşını tamamlamamış olduğu, davacının 2007 yılının 4. ayından itibaren devam eden çalışmaları bakımından itibari hizmet süresinden ve fiili hizmet zammı süresinden yararlanacağı ancak bu sürelere göre belirlenen sigortalılık başlangıç tarihi esas alındığında tamamlaması gereken yaş haddinden yine bu sürelere göre yapılan indirimden sonra bile ne tahsis talep tarihinde ne de dava tarihinde yaş koşulunu sağlamadığı, bu nedenle gerek tahsis talep tarihinde gerekse davanın açıldığı tarihte yaşlılık aylığına hak kazanamayacağı değerlendirilmiş bu doğrultuda ...'e 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin uygulanması gerektiğinin tespiti ile birlikte, bu halin 02.08.2018 tarihli tahsis başvurusu yönünden aylık kazanmasına cevaz vermeyeceğinden davanın reddine..." dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde: bozma kararından sonra verilen mahkeme kararının hatalı olduğunu, esasen bozma kararına uyulmasından sonra dahi tahsis şartlarına haiz olduğunu buna göre bu şartların gerçekleştiği tarih itibari ile de olsa tahsise karar verilmesi gerektiğini beyan ile, kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili ise, verilen kararın hatalı olduğunu, davacının hak kazandığı fiili hizmet zammı süresinin tahsis aşamalarında talep ettiği şekli ile uygulanmasının mümkün olmadığını buna göre davanın reddi gerektiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2829 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi ve 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci ve ek 39 uncu maddesi ile 5434 sayılı Kanun'un 32 nci maddeleri hükümleridir.

3.Değerlendirme

1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).

2.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr.

A. Recai Seçkin’e Armağan, ...

Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.) 3

3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

4.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, tahsis yapılmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.

Eldeki dava bakımından, öncelikle bozmaya uygun şekilde uygulama yapılmalı ve davacının tahsis koşullarını aşamalarda gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususu irdelenmeli sonucuna göre davacının dava sürecinde 01.08.2019 tarihi itibari ile koşulları sağlayıp sağlamadığı hususu belirlenmeli ve davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
21.11.2023 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Sigorta Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanunu 2829 sayılı Kanun 5434 sayılı Kanun 506 sayılı Kanun 6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2829 Sayılı Kanunu 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanunu 6100 sayılı Kanun 2829 sayılı Kanun gereği, 506 sayılı ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki sigortalı hizmetleri birleştirilen davacının aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiği değerlendirlmekle, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.10.1991 olduğu, 506 sayılı Kanunu HMK md.353