4. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Sanık müdafiinin 25.04.2017 havale tarihli eski hale getirme talepli dilekçe sunduğu, sanığın yokluğunda verilen gerekçeli karar tebliğinin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16 ncı ve 24 üncü maddelerine aykırı olarak usulsüz olarak tebliğ edildiği, eski hale getirme ve temyiz talebi mahiyetindeki dilekçeler yönünden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 42 nci maddesi gereğince talep hakkında karar verme yetkisi Yargıtay’a ait olduğu halde, Yerel Mahkemece anılan talebin reddine dair verilen 25.04.2017 tarihli ek karar, bu karara itiraz üzerine Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.05.2017 tarihli, 2017/439 Değişik iş sayılı itirazın kabulüne dair karar ve yerel Mahkemece verilen itirazın kabulüne ilişkin 24.05.2017 tarihli, 2013/169 Esas sayılı ek kararın hukuki değerden yoksun olduğu ve sanık müdafiinin öğrenme üzerine gerçekleştirdiği temyizinin süresinde olduğu belirlenerek dosya görüşüldü: Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanu'nun 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 5 ay hapis cezası, hakaret suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 10 ay hapis cezası, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 1 ay 20 gün hapis cezası, tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteğinin, olayın polisin alkollü olan sanığa orantısız müdahalesi sonucu meydana geldiğine, mağdur ifadelerinin çelişkili olduğuna, sanığın silahlı 6 polisi darp etmesinin mümkün olmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve resen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına yönelik olduğu görülmüştür. III. OLAY VE OLGULAR Sanığın olay gecesi 99 promil alkollü olduğu halde kullanmakta olduğu araç ile kaza yapması sonrasında olay yerine gelen şikâyetçi ve mağdur polis memurlarından kaçtığı, kovalamaca sonrasında şikâyetçi Cemal B. tarafından yakalandığı sırada şikâyetçinin yaralanmasına sebep olduğu, akabinde ekip otosuna bindirildiği esnada polis memurlarına hitaben “Senle görüşeceğiz. Senin ananı avradını sinkaf etmezsem adam değilim. Bu kelepçeler er geç çıkacak. O zaman hepinizi vuracağım itler.” şeklinde tehdit ve hakaret içerikli sözler sarfettiği, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur. IV. GEREKÇE A. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden Şikâyetçi ve mağdur polislerin aşamalardaki anlatımları, olay tutanağı ve olayın oluş şekli ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit görüldüğünden, Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır, 2. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, Hakaret suçu aleni bir yer sokakta işlenmesine karşın 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmamış ve sanığın hakaret eylemini birden fazla mağdura karşı gerçekleştirdiği kabul edilmesine karşın aynı Kanun'un 43 üncü maddesi tatbik edilmemiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı anlaşıldığından, Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. B. Görevi Yaptırmamak için Direnme, Tehdit ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçları Yönünden Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre olay tutanağı, adli raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 1. Sanığın şikâyetçi polis memuruna direniş gösterdikten sonra, zorla araca bindirildiği esnada şikâyetçi ve mağdur polis memurlarını “Senle görüşeceğiz... Bu kelepçeler er geç çıkacak. O zaman hepinizi vuracağım..." şeklinde sözler söyleyerek tehdit ettiği şeklinde kabul edilen olayda, sanığın eylemlerinin bütün halinde görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, tehdit ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulması, 2. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 tarih ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan ''...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış...'' ibaresinin ''... seri muhakeme usulü...'' yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri yargılama usulüne tabi olması karşısında sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, 3. Kabule göre de; a. Sanığın tehdit eylemini birden fazla mağdura karşı gerçekleştirdiği kabul edilmesine karşın 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmaması. b. Sanık hakkında temel ceza belirlenirken, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun düzenlendiği 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının doğrudan ceza düzenlemesi içermeyip, uygulanacak ceza yönünden bir önceki fıkraya atıfta bulunduğu gözetilmeyerek uygulama maddesi olarak yalnızca üçüncü fıkranın gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, Nedenleriyle kararda hukuka aykırılık bulunmuştur. V. KARAR A. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemece verilen hükümde sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Görevi Yaptırmamak için Direnme, Tehdit ve Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasının gözetilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap