11. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılardan ... San.ve Tic. A.Ş. ile aralarındaki bayilik sözleşmesine istinaden, 5 yıl garantili olarak satın alınan boruların üçüncü kişilere pazarlandığını, ancak müşterilerden borularla ilgili şikayetler geldiğini ve iadelerin başladığını, satış bedelini geri ödemek zorunda kalan davacının maddi olarak büyük kayba uğradığını, ayıba ilişkin olarak Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın 2010/389 E. numarasıyla derdest olduğunu, davalı şirketin borçlarını ödememek için diğer davalı şirkete muvazaalı bir devir gerçekleştirdiklerini, borçtan her iki firmanın da sorumlu olduğunu belirterek 154.008,82 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İplik San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Gediz Mahkemeleri olduğunu, ayrıca diğer davalı şirketten gayrimenkulün ve makine parkının müştemilatıyla birlikte bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını, iki şirket arasında fiili veya hukuki bir irtibat bulunmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin tarafı olmadığı gözetildiğinde davalıya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... San.ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, yetki, derdestlik ve zaman aşımı itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI 1.Mahkemece 31.03.2015 tarih, 2013/82 E., 2015/223 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, 154.008,82 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair hakların saklı tutulmasına karar verilmiş, hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/124 E., 2019/2126 K. sayılı kararı ile Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 16 ncı maddesine dayanılarak zarar görenlerin Şanlıurfa'da bulunduğu gerekçesiyle davalıların yetki itirazı reddedilmiş ise de dava haksız fiilden kaynaklanan bir dava olmadığından bu kabul şekli doğru olmadığı, yine taraflar arasındaki satış sözleşmesinin ifa yeri açısından bakıldığında sözleşmenin boruların teslimine ilişkin ifa yerinin Şanlıurfa olup boru bedellerinin ödenmesine ilişkin ifa yerinin Gediz olduğu, ancak somut olayda ihtilafın sözleşmenin ifasından kaynaklanmadığı, bu itibarla 6100 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre davacının ikametgahı olan Şanlıurfa Mahkemelerinin yetkisinden söz edilemeyeceği, kaldı ki davacı ile davalı ... Plastik San.ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin yetkiye ilişkin 3 üncü maddesinde de Gediz Mahkemelerinin yetkili kılındığı, bu itibarla Mahkemece davalıların yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, süresi içinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili Gediz Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. 2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların tacir olduğu, ayıp ihbarının yapıldığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, dosyada bulunan iade faturasının daha önce açılmış olan 2015/37 E. sayılı dosyanın konusu olan boru alımına ilişkin olduğunun görüldüğü, dava konusu borulardaki ayıbın olağan inceleme ile belirlenebilecek açık ayıp mı yoksa kullanım sonrasında ortaya çıkan gizli ayıp mı olduğu konusunda dosyada daha önce alınan raporlarda tespit yapılmadığı, bu nedenle dava konusu sulama boruları başında keşif yapılarak, sulama borularının ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın olağan bir muayene ile belirlenebilecek nitelikte olup olmadığının veya kullanım sonrasında ortaya çıkan gizli bir ayıp mı olduğu hususunda alınan 26.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda ayıbın gizli ayıp olup olmadığının tespit edilemediği ve 30.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda malların ayıplı olup olmadığının tespiti için akredite laboratuvarda inceleme yapılması gerektiği ancak 13 yıl boyunca güneş altında kalan boruların basınç testlerinin sağlıklı sonuç vermeyeceğinin belirtildiği, dava konusu boruların ayıplı olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmişse de ayıbın gizli ayıp olduğu net bir şekilde ortaya konulamadığından ayıbın gizli ayıp olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, davacı tarafın ayıp ihbarını 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek, incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223 üncü maddesi uyarınca da alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılacağından, ayıp ihbarının davacı tarafından belirlenen yasal süreler içinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ayıp ihbarının müvekkili tarafından yapılmadığına dair gerekçenin yerinde olmadığını, ayıp ihbarı ve ayıplı malların bedellerinin davacıya ödenmesine dair belgelerin daha önce dosya münderecatına kazandırıldığını, müvekkilinin ayıplı malların tespitini Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/158 D. İş sayılı dosyasında yaptırdığını ve dosyadaki bilirkişi raporu ve kararı davalı tarafa tebliğ edildiğini, ayrıca müvekkilinin Şanlıurfa 2. Noterliğinin 12.06.2012 tarih ve 13758 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı tarafa ayıp ihbarı ve ayıplı malların kendisine ödenmesine dair ihtarnameyi davalı tarafa keşide ettiğini, Gediz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/37 E. sayılı dosyasındaki tazminat taleplerindeki iade faturaları ile iş bu dava dosyasındaki iade fatura taleplerinin farklı olduğunu, gerekçede belirtildiği gibi aynı faturalara ilişkin olmadığını, gizli ayıbın kabul edilmemesi gerekçesinin yerinde olmadığını, Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/82 E. sayılı dosyasında yapılan keşif neticesinde alınan 14.08.2014 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu boruların ayıplı olduğunun belirlendiğini, bilirkişilerce boruların birleşme mandallarında Akona ve Gediz markalarının yazılı olduğu, boruların başlık kısımlarında çatlama ve boru gövdesinde boyuna yırtılmaların olduğunun tespit edildiğini, hasarlı olan bu boruların et kalınlıklarının ince oluşu ve homojen olmayışı nedeniyle sulama basıncına karşı yeterli mukavemeti göstermediği ve borularda yırtılmaların meydana geldiğinin görüldüğünü, bu çatlama ve yırtılmaların hatalı üretimden kaynaklı olduğu (polietilen (PE) mandallı yağmurlama sulama borularının ve ek parçalarının ayıplı olduğu) kanaatine varıldığını, talimatla yaptırılan keşif neticesinde alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında "13.06.2014 tarihindeki keşif sırasında davaya konu polietilen (PE) mandallı yağmurlama sulama borularında ve ek parçalarında meydana gelen deformasyonlar, çatlamalar, yırtılmalar ve kırılmalar boruların ve ek parçaların kullanılmasından (sulama yapılmasından) sonra görülmüştür." tespitinde bulunulduğunu, bu tespitin Mahkemenin kabulünde olduğunu, gizli ayıp nitelendirmesinin yargılamayı yapan hakim tarafından resen nazara alınması gerektiğini, alınan raporlar ve dosya kapsamından anlaşılacağı üzere dava konusu borulardaki ayıbın davacı tarafından borular satıldıktan sonra boruları satın alan kişilerin kullanmaları sırasında meydana gelen çatlama ve yırtılma nedeniyle iade edildiğini, ilk bakışta bu borulardaki ayıbın anlaşılmadığını, dava konusu ayıplı borulardaki ayıbın olağan bir muayene ile tespitinin mümkün olmadığını, borulardaki ayıp kullanım sırasında meydana geldiğinden ayıbın gizli ayıp olduğunun kabulü gerektiğini, ayıp meydana geldikten sonra davacı tarafından davalı tarafa noter ihtarı ile derhal bildirimde bulunulduğunu ileri sürerek ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticari satıma konu sulama borularının ayıplı olduğu iddiasıyla açılan tazminat davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin son cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi 3. Değerlendirme Dava, taraflar arasındaki ticari satıma konu sulama borularının ayıplı olduğu iddiasıyla ödenen bedelin iadesi için açılan tazminat davasıdır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında söz konusu boruların ayıplı olduğu tespit edilmiş, Mahkemece ayıbın açık ayıp olduğu kabul edilmiş ancak gizli ayıba ilişkin değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuştur. Mahkemece alınan 26.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 13.06.2014 tarihli keşif sırasında davaya konu polietilen mandallı yağmurlama sulama borularında ve ek parçalarında meydana gelen deformasyonlar, çatlamalar, yırtılmalar ve kırılmaların boruların ve ek parçalarının kullanılmasından (sulama yapılmasından) sonra görüldüğü tespiti yapılmıştır. Bu durumda ayıbın açık ayıp olduğu kabul edilemez. Buna göre olaya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin son cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi gözetilerek ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilip söz konusu kanun maddesi çerçevesinde işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın