Esas No
E. 2022/4712
Karar No
K. 2023/4992
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2022/4712 E.  ,  2023/4992 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/500 E., 2022/428 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/55 E., 2020/70 K.

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince. davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Uygulama kadastrosu sonucunda, ... ili Ula ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 1985 parsel ... 7.200,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 154 ada 11 parsel numarasıyla 6.828,47 m² yüzölçümlü olarak ve davalılar adına kayıtlı bulunan eski 1984 parsel ... 3.450,00 m² yüzölçümündeki taşınmas ise 154 ada 10 parsel numarasıyla 3.624,57 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca 2015 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında ... ili Ula ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve temyize konu edilen tapuda müvekkili olan ... adına kayıtlı 7.200 m2 yüzölçümlü eski 1985 yeni 154 ada 11 parsel ... taşınmazın yüzölçümünde davalılara ait 154 ada 10 parsel lehine azalma olduğunu ileri sürerek, uygulama kadastrosunun iptalini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; uygulama kadastrosu sırasında teknik hatalar yapıldığı gerekçesiyle, bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazlarda yapılan uygulama kadastrosunun tesis kadastrosu ve hükmen ifraz sınırlarından farklı ve hatalı yapıldığını belirten ve hatanın giderilmesini gösteren, teknik ve bilimsel verileri içeren, denetlenebilir nitelikteki bilirkişi raporu dayanak alınarak verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle, istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek olup, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.

Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.

İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat mühendisi bilirkişi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan ikisinde hava fotoğrafı üzerinde, diğer ikisinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması ve bu çakıştırmaların birinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosu sırasında teknik hatalar yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davacı vekili uygulama kadastrosu sırasında kök 1985 parselden gelen parsellerden bir tanesi olan 154 ada 11 parselin yüzölçümünün azaldığını, 154 ada 10 parselin ise yüzölçümünde artış olduğunu ileri sürerek, uygulama kadastrosunun iptali istemiyle dava açmıştır. Mahallinde yapılan keşif sonucu alına bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki belgelerden, Ula Gezici Kadastro Mahkemesinin 1955/34 Esas ve 1956/980 Karar ... kararı ile 48.400 m2 yüzölçümüne sahip 48 parsel ... taşınmazın 1979 ile 1991 parsel ... taşınmazlar olmak üzere toplam 13 parsele ayrılmış olduğu, davacıya ait taşınmazın 1985, davalılara ait taşınmazın ise 1984 parsel numarasını aldığı ve ifraz sonucu oluşan taşınmazların yüzölçümünün toplamının ise 45.974 m2 olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, kök 48 parsel ile ifraz sonucu oluşan parsellerin toplam yüzölçümü arasında 2.426 m2 lik fark bulunmakta olup, oluşan bu fark nedeniyle Ula Gezici Kadastro Mahkemesinden tavzih isteminde bulunulmuş ise de bu talep reddedilmiştir.

Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre, söz konusu yüzölçümü farkının ölçüm tekniklerinden kaynaklandığı belirtilerek, taşınmazların yüzölçümleri ifrazen oluşan tutanaklardaki miktarlara döndürülerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğundan söz edilemez. Şöyle ki; hükmen tescil suretiyle oluşan dava konusu parsellerin ifraz krokileri, ifraz tarihine en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmamış; teknik bilirkişiden, ifraz sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, ifraz sırasında taşınmazda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını kök parselle ifrazen oluşan parsellerin yüzölçümü toplamı arasındaki farkın nedenini açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, belirtilen eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya ve davalı ...'ya ayrı ayrı iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.