4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2009/9300 E. , 2010/6325 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 28/06/2005 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/02/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, yerel Görünüm gazetesinin 14, 15, 16 ve 17.06.2005 günlü köşe yazısında yer alan sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu ileri sürerek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalılar ise, dava konusu edilen sözlerin eleştiri sınırları içinde olduğunu, yazıların tümü göz önüne alındığında saldırı içeren söz ve saldırı kastı bulunmadığını belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Dava konusu yayınlarda, davacı hakkında; “...beni şikayet eden arkadaşa, miras kaldığını iddia ettiği gazetecilik mesleğinin yetenekleri intikal etmemiş... tereke intikalden önce ciddi bir tırtık yemiş görünüyor... ya tereke eksik ya da miras bırakanda bir sorun var... sokma akıl akıl değildir... her şey değişip akmada, birileri gelip giden trene bakmada... sağ partiler arasında masa tenisi gibi oynadığı...” biçiminde sözlere yer verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı, karşı görüşteki iki gazetenin sahipleri olup aralarında karşılıklı eleştiriler yayımlanmaktadır. Davacının kişiliğine yönelik olmayan dava konusu edilen yazılarda davacının, bazı uygulama ve açıklamaları ile siyasi tavırlarının eleştirisi niteliğinde olup davacıyı aşağılama kastı da bulunmadığından, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmamaktadır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.